google.com, pub-1930911433260146, DIRECT, f08c47fec0942fa0
gcse.src = 'https://cse.google.com/cse.js?cx=' + cx; var s = document.getElementsByTagName('script')[0]; s.parentNode.insertBefore(gcse, s); })();

Turkuaz Renk Akut Hastalıklar Faydalıdır. 4

Turkuaz Renk Akut Hastalıklar Faydalıdır. 4
Turkuaz Hayat verir, arındırır, ağrı giderir, serinletici, cilt problemlerine, başağrısına ve strese karşı faydalıdır. Altın Sinir sistemini güçlendirici, depresiyona faydalı, dalak, mide ve karaciğerin çalışmasını düzenler. Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk , aurayı güçlendirir, kalp, dolaşım, Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  organlarımızın faaliyetini sakinleştirir, ağrıyı azaltır, rahatlatır ve heyecana eğilimli duygu Aralığını azaltır. Mor, lila, pembe tonları arasındaki rengi de Türk mutfağında salatalara renk ve lezzet vermek için tercih edilmiştir.

Akut ve Kronik hastalık farkı nedir Başlıca Farklar; Akut hastalık ve Krnk hastalık birbirinin tam zıttı hastalık çeşitleridir, Akut hastalık hızlıca başlayıp hızlıca sona eren hastalık türüdür, Krnk hastalık ise daha yavaş sürede başlayıp uzun zaman hatta ömür boyu devam eden hastalık tipidir, Krnk hastalığın diğer bir adı da müzmin hastalıktır, Bir hastalık Akut olabilir ancak akut olması şiddetli olması anlamına gelmez, akut hastalık hafif şelikde de atlatılabilinir, Akut ve Kronik hastalık arasında kalan hastalıklara subakut hastalık denir, Krnk hastalık için verilebilecek önemli örneklerin başında bronşit gelir, Akut hastalığa verilebilecek en öneli örnek site grip ve sinüzit dir, Akut hastalığın süresi ortalama 3-14 gün arası sürer, Krnk Astım, Diyabet, Hipertansiyon, kronik yorgunluk, kronik faranjit, krnk sinüzit, krnk öksürük, kronik böbrek yetmezliği kronik olarak sayabileceğimiz hastalıklar arasındadır Sağlık harcamalarının büyük bir kısmı (%60-80) kronik hastalıkların tedavisi için yapılmaktadır. Akut viral solunum yolu hastalıkları, en sık görülen hastalıklardandır. Tüm akut hastalıkların yarısından fazlasını oluştururlar.
Bu hastalıklar antibiyotiklerin en sık, yanlış kullanıldıkları hastalıkların başında gelirler. Rinovirüs, corona virüs, respiratory syncytial virüs, para influenza virüs, adeno virüs, influenza tip A,B ve C virüs, herpes simplex virüs ve enterovirüslar akut viral üst solunum yolu hastalıklarına neden olan virüslerdir. Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk Akut hastalıklar için yeniden düzenleyici, beyin faaliyetini sakinleştirir, cilt toniği, yanmış derinin yeniden oluşumunu teşvik eder Dikkatlerin size yönelmesini sağlar. Genellikle İnsanlara açık bir iç dünyanız vardır. Bu renk ten hoşlananların duygu ve düşüncelerinin saf ve açık olduğu görülür. Giysilerinizde turkuazı kullanırsanız genç ve dinamik kalırsınız.

Avicenna (AD 980) şifa sanatını Renkler le geliştirmiştir. Hem tanı hem de tedavide rengin hayati önemini açıkladı. Avicenna’ya göre, ‘Renk, hastalığın gözlemlenebilir bir belirtisidir. ‘ Ayrıca vücudun sıcaklığı ve fiziksel durumu ile ilgili renk tablosu geliştirdi. Kırmızının kan dolaştırdığı, mavi veya beyaz soğutulduğu ve sarının kas ağrısı ve iltihaplanmasının azaldığı görüşüyle ​​renk tedavisi kullandı ( 6). Avicenna’nın çalışmaları şüphesiz o zamanlar Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Kromoterapi kullanımını geliştirdi. Şifaların renk Özelliklerini tartıştı ve tedavi için önerilen yanlış rengin belirli hastalıklarda kesinlikle bir yanıt gelmeyeceğini belirten ilk kişi oldu. Örneğin, bir burun kanaması olan bir kişinin parlak kırmızı bir renge boyanmamalı ve kırmızı ışığa maruz bırakılmaması gerektiğini, çünkü bu kanlı mizahi canlandıracağını, buna karşılık mavinin onu rahatlatmasına ve kan akışını azaltmasına dikkat etti. O zamanlar pratik bir anlayış gibi görünüyor, fakat bu Renkler le ilişkili frekansların veya enerjilerin ayrı değerlerini bulamıyoruz. Yüzyıl Fikirleri ve Uygulamaları Pleasanton (1876) yalnızca maviyi kullandı ve yaralanmalar, yanıklar veya ağrılar durumunda mavinin ilk telafi olduğunu belirtti. Bulgularını bitkisel, hayvanlar ve İnsanlardaki rengin etkileri üzerine bildirdi. “Mavi ve şeffaf cam bölmeleriyle yapılan sera için de yetiştirilirlerse, kaliteli verim ve üzüm büyüklüğü önemli ölçüde artabilir”. Bazı hastalıkları iyileştirdi ve hayvanların mavi ışığa maruz bırakarak doğurganlığın yanı sıra fiziksel olarak olgunlaşma oranını da artırdı. Mavi renk kullanan aynı yöntem Hassan (1999) tarafından benimsenmiş ve yaralar ve yanıklar için birinci basamak tedavisi olarak çok yararlı bulmuştur. Pleasanton’un çalışması bilimsel kanıtlara ve kanıtlara sahip olmadığından, bilimsel toplumlar nezdinde hiçbir kural getirilmedi ve bu da çalışmalarıyla bilimsel gerekçelerle renk / titreşim iyileşmesi gelişimi arasında büyük bir boşluk bıraktı. Araştırmalar, bugüne kadar, özellikle tarımsal gelişim ve hayvanlar üzerindeki büyük fikirleri üzerine yapılabilirse, araştırmacılar yeni keşifler yapabilir.

Geçmişte görmezden gelinen alanların çoğu Edwin Babbitt tarafından vurgulanmıştır. Babbitt, renk ile iyileşen kapsamlı bir teori sundu. Rengi kırmızı, özellikle de kan ve daha az sinir uyarıcı olarak teşhis etti; sinir uyarıcı olarak sarı ve turuncu; mavi ve menekşe tüm sistemlerde yatıştırıcı ve anti-inflamatuar özelliklere sahip olarak. Buna göre, Babbitt felç, fiziksel yorgunluk ve kronik romatizma için kırmızı reçete etti; müshil, emetik ve pürjik olarak sarı ve bronş zorlukları için ; inflamatuvar durumlar, siyatik, menenjit, sinirsel istikrarsızlık, baş ağrısı, sinirlilik ve güneş yanığı için mavi. Ayrıca, ‘tüm hayati organların cilt ile arterler, kan damarları ve kılcal damarları aracılığıyla doğrudan bağlantıları olduğunu,9). Babbitt ayrıca, renk li bir ışık üretmek için renk li cam ve doğal ışığın kullanıldığı termolum adı verilen özel bir dolap ve özel bir renk filtresi ile donatılmış krom disk-huni şeklindeki bir cihaz da dahil olmak üzere çeşitli cihazlar geliştirdi; ışığı odak haline getirmek için kullandı Vücudun çeşitli yerlerinde. Işık yansıtma, absorpsiyon, iletme ve polarizasyonun etkileri ni ayrıntılı olarak ele aldı. Kitabında, kendisi tarafından oluşturulan renk iyileştirici cihazlarla tedavi edilen farklı hastalar sunuldu. Babbitt, renk li ışık tedavisine ek olarak kullandığı renk ile mineraller arasındaki ilişkiyi de kurdu ve suya, renk li lenslerle süzülen güneş ışığı ışınlamasıyla iksir geliştirdi. 7 ).

Babbitt, aslında modern Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Kromoterapinin öncülerindendi. Doğrudan ve dolaylı renk işleme yöntemlerini kullandı. Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Kromoterapide kullanılan teknikler ve metodolojilerin farkındaydı. Işık ların belirli bir alana odaklanması için kullanılan, yedi renge bölünerek renk li ışık üretmek için doğal ışık kullanılan özel bir dolap gibi farklı cihazların keşfi, yaraları iyileştirmek ve kanamayı, baş ağrısı vb. Durdurmak için oldukça etkili oldu. Güçlendirilmiş suda bahsettiği gerçek enerji hiçbir şekilde hesaplanmadı. Sudaki enerji değişimini, kuantum devletlerini ve farklı türdeki titreşimleri suyun farklı şekillerde nasıl etkilediğini açıklamadı. Potentize suyun potansiyeli hakkında açıklama yapmadı, Ancak o zamanlar inanılmaz olan, manyetizma ile Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Kromoterapi arasındaki korelasyonudur. Renk iyileştirme çalışmaları, tarihte ilk kez hem fizyolojik hem de psikolojik bir yaklaşımda kapsamlı olarak kanıtlandı. Günümüzde bile herhangi bir chromotherapist, hastalıklarla ilgili uygun Renkler i tartışırken yaptığı çalışmalarından fayda görebilir; bu, bir bakıma bilimin etkisi altında yeni kurulan olgularla çelişmez.

20th Century Scientific Emergence Ghadiali (1927), neden farklı renk ışınlarının vücuda çeşitli terapötik etkilere sahip olduğunu açıklayan bilimsel ilkeleri keşfetti. Onun Spectro-Krom Ansiklopedisi, renk terapisi tam doktrini açıklamaya yayımlanan ilk kitabı olarak kabul edilir. Bu kitapta açıklanan kurallar her türlü modern teknik kullanılarak kanıtlanabilir. Çoğu kromopat tekniğini kullandı Belli bir organ yoluyla enerji akışını yatıştıran veya uyarıp doğal bir biyokimyasal reaksiyona neden olan eşsiz bir renk veya enerji titreşimi olduğunu keşfetti. Farklı renkler in vücudun farklı organlarına ve sistemlerine olan etkisini bilerek, herhangi bir organın veya sistemin işlevini veya durumunu anormal hale getiren herhangi bir organın veya sistemin etkisini dengeleyecek uygun rengi uygulayabilir. Bu denge bozulduğunda, zihinsel ve fiziksel problemler ortaya çıkar. Renk iyileştirme bilimin amacı, vücudun renk enerjilerinin normal dengesini geri yükleyerek hastalığı tedavi etmektir. Ghadiali, vücudun belirli alanlarına belirli Renkler e tepki verdiğini tespit etti; Bu alanlar, atalarının “çakralar” dediği şeye benzer. Klotsche’ye göre, ‘çakralar esasen omurilik boyunca çeşitli lokasyonlara bağlı yoğunlaşmış enerji alanlarıdır. Bu enerji alanları vücudun ana organlarıyla ilişkilidir ‘Çakralar kavramı aslında Ghadiali’nin enerjinin kaynağı olarak sunduğu doğu Hint kavramıdır.

Ghadiali’nin çalışması aslında Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Kromoterapi teorisini demystified. Ghadiali’nin araştırması şöyle diyor ‘Spektrogramların renk bantları, kimyasal bir element atomlarının hareketini hızlandıran yanma veya buharlaşma sürecine girdiğinde üretiliyor. Belli bir element ısıtıldığında ortaya çıkan belirli renk Renkler i ve koyu çizgiler, Fraunhauafer çizgileri olarak bilinir. ” Bu prosedür, bir maddenin kimyasal bileşimini (bir fotoğraf spektrometresi ile) tanımlamak için yaygın olarak kullanılır.

Ghadiali, her bir unsurun bir birim olduğunu varsayan kabul edilmiş bilimsel teorinin aksine, ‘kimyasal elementler renk bileşikleridir’ sonucuna varmıştır. Sonuçları, modern bilimin gelişmiş ekipmanlarından herhangi biri tarafından kanıtlanabilir. ‘Belli bir hastalık, renk dalgalarının belirli bir dengesizliğini ve ima yoluyla, kimyasal dengesizliği teşkil eder. ‘ Ghadiali, vücuda belli bir renk titreşimi ile muamele ederek, uygun biyokimyasal elementleri vücuda etkili bir şekilde yeniden yerleştirebildiğini buldu; Buna renk kimyası, kesinlikle yeni bir çalışma alanı olarak değindi. Yirminci yüzyılın ilk on yılında yayınlanan sonuçları, Klotsche ( 1 ) tarafından Renk li Tıp’da savunduRenk tıbbı, vücudun hastalıklı frekansını iyileştirmekle kalmayıp aynı zamanda gerçek kimyasal elementleri / titreşimleri toksik olmayan bir biçimde vücuda dahil edebilir . On dokuzuncu yüzyılda, bilimdeki vurgu, yalnızca enerjiden ziyade madde üzerinde idi. Tıp bilimin şemsiyesi altına girdiğinde zihni görmezden geldiği için maddi bedene çok fazla odaklanmıştı. Fiziksel tıptaki ilerlemeler ve ameliyat ve antiseptik gibi tedaviler ile Renkler le iyileşmeye olan ilgi azaldı.

Çakra ve Renk li Işın Frekansını Anlamak 1951’de Takkata, ‘Güneş lekelerinden çıkan atmosferdeki Renk li Işın Frekansı değişiklikleri, İnsan kan albümininin topaklanma endeksini gerçekten etkileyerek menstrüel döngülerin değişmesine neden olduğunu keşfetti. Takkata, güneş ışığına doğrudan maruz kalma üzerine deneysel sonuçlar ortaya çıkardı. İnsan vücuduna eksik renk sağlayan maddi yardımlar hakkında hiçbir şey söylemedi. Ott, Takkata’nın ” Renk li ve Işık ” serisinin Üçüncü Bölümündeki deneyini şöyle anlatıyor Bitkiler, Hayvanlar ve İnsanlar Üzerindeki Etkileri, 1987’de yayınlandı ve güneş lekelerinden gelen renk ışınlarının bir kişinin flokülasyon endeksini nasıl değiştireceğini açıkladı. Ayrıca renk li ışık uygulamak için farklı yöntemlerin bulunduğunu açıkladı. Deri ya da gözler yoluyla alınabilir ve bu da iç bezleri uyarır ( 10). Ott’ın çalışması Takkata’nın çabalarının bir devamı gibi görünüyor; Her ikisi de ışığın kandaki etkileri üzerinde çalıştı ancak Ott, farklı chromotherapy yöntemlerini de açıkladı. Güneş ışığının cildi üzerindeki etkisini doğrulamak için hangi parametreleri benimsediğini çalışmalarında net değil. Babbitt’in çalışmasında da aynı etkiyi daha bilgilendirici ve açıklayıcı nitelikte anlatıldı. Belirli bir hastalık için önerilen herhangi bir kromopatın başkasının özel renk muamelesiyle çelişmediği çok ilginçtir. Ott, aynı zamanda Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Kromoterapi uygulandığında İnsan vücudunun biyolojik işlevselliğini vurguladı. Farklı ışık ların şifa amaçlı farklı enzimatik reaksiyonları etkilediğini belirtti ( 10 ). Bu, DNA düzeyinde Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Kromoterapinin etkisinin test edildiği ilk seferdi. Her çakra belirli organları enerjilendirir ve sürdürür. Yedi çakranın dengesi, enerjiyi vücudun etrafındaki elektromanyetik alana ileterek şifayı aktive eder ( 1 ). ‘Vücutta çakralar olarak bilinen yedi büyük enerji merkezi var, her merkez farklı bir renge duyarlı. Ana endokrin bezlerinin bölgelerinde bulunan Çakra, belirli bilinç durumlarına, kişilik tiplerine ve endokrin sekresyonlara karşılık gelir.

 Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Kromoterapiye YaklaşımlarYeni araştırmacılar için Klotsche, uyguladığı gibi Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Kromoterapi ile ilgili bazı yararlı noktaları tartıştı ve 123 önemli hastalığın komple bir terapötik sistemi olduğunu keşfetti. Tek renk ve ayrıca terapi ve farklı teknikler için iki veya daha fazla renk kombinasyonu, yani doğrudan maruz kalma ve hidrokromopati kullandı. Renk iyileştirme kavramlarını Einstein’ın kütle-enerji ilişkisiyle ilişkilendirdi; bu ilişki, İnsan vücudu etrafındaki enerji alanı kavramı açısından oldukça doğru görünüyor. Onun çalışmaları Ghadiali’nin konseptinin bir uzantısı gibi görünüyor, ancak daha doğru olduğu kanıtlandı. Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Kromoterapinin profesyonellerine – güvenli, basit, ekonomik ve son derece etkili olduğunu vurguladı – ancak yine de yaptığı iş, hidrokrompatiyi bilimsel olarak kanıtlamadığından, ona göre en iyi toksin eliminasyonu aracıdır. Çalışmasında hiçbir bilimsel hesap bulamadık; Bu bağlamda hiçbir spektroskopi yapılmamıştır.

Mester, hayvan ve İnsan hücrelerinde ışığın fonksiyonunu belirlemek için deneyler yaptı. Mester’in çalışması Azeemi’ye benzemekte ve renkler in İnsan vücuduna etkisini net bir şekilde vermektedir; doğrudan deriye uygulanıp suya, yağdan süte kadar emilir ve hastaya verilir. Bu, hipertansiyon, talasemi ve diyabet gibi kalıtsal hastalıkları olan hastaları etkileyebilir. Bu çalışmanın daha fazla araştırmaya ihtiyacı vardır ve belirli biyofiziksel uygulamalar ile bir dizi deney yapılmalıdır. Azeemi, hastalıkların nedenlerini ayrıntılı olarak tartışmış ve anlaşılması kolay ve kullanması kolay olan uygun Renkler önerdi. Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Kromoterapinin farklı yöntemlerini detaylı olarak tartıştı, ancak hidrokrompatiyi vurguladı. Kendisi tarafından tanımlanan Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Kromoterapinin tam metodolojisi son derece faydalı ve etkilidir; Kuşkusuz, kitabının yayınlanması ile yeni bir araştırma alanı gelişti.

Hasan, Azeemi tarafından sunulan metodolojiyi de benimsedi. Çalışmaları, şimdiye kadar kurulmuş olan kromopati kavramlarını derlediği anlamında dikkat çekicidir. Geçmişteki Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Kromoterapistler bir şeyi vurguladı ve başkalarını gözetimsiz bıraktı. Bazıları, etkilenen ve hastalıklı bölgenin ışığa doğrudan maruz kalmasını vurgulamıştır. Bazıları materyalleri anlattı ve diğerleri sadece renk izlemeyi vurguladı. Tüm bu yöntemlerin yalnızca Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Kromoterapinin maddi yönü üzerinde yoğunlaştığı açıktır; ancak Hasan, renk Özellikleri nin elektromanyetik aktarımı yanında şifanın maddi yönü de dahil olmak üzere Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Kromoterapinin farklı yönlerini kapsayan ayrıntılı bir çalışma hazırlamıştır. Hasan, ışınların emilmesi nedeniyle kromotize suda 32 su (parlama birimi) yükünün üretimini ölçtü ancak teorik açıklama eksikti. Bu tür bir işin yapıldığı Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Kromoterapi tarihinde bu ilk kez, ancak şaşırtıcı bir şekilde Hasan ücretli su spektroskopisine ilerlemedi. Ayrıca, yedi titreşim durumu ve yedi vitamin olmak üzere yedi müzik tını ilişkilendirdi. Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Kromoterapiyi şimdiye kadar geliştirilen diğer terapötik sistemlerle karşılaştırdı ve tam Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Kromoterapi öğretisinin (titreşim iyileşmesi) derin bir açıklaması yapıldı. “Her tedavi sisteminin kendi doktrini veya hastalıkların sebepleri ve nedenleri hakkında kendi bakış açısını söylemesi” vardır. Chromalux teorisine göre, Beyin hücrelerine kozmik ve renk li ışınların titreşimlerinin etkisi nedeniyle bir elektrik yükü üretilir. Bu elektrik yükü, çeşitli hücrelerin bir diğeriyle çarpıştığı yerde salınan bir akım biçimini alır. Bu çarpışma, düşünülmek üzere hesaplanamayan, renk li titreşimlerin oluşumuyla sonuçlanır. Servikal omurlar, beyinden başlayan akımın ana pasajıdır; eğer bu kemik kırılırsa akım akışı beyin dokularına hasar verecek şekilde geri çekilir . Belirli hastalıklar için doğru renk seçme tekniğini geliştirdi ve terapide kullanılan temel renkler in teorisini ve farklı renk tonlarının kombinasyonlarını açıkladı. Hasan’ın çalışması, herhangi bir rengi önermeden önce bir hastanın geçmişinin keskin bir şekilde izlenebileceğini vurguluyor. Renk Psikolojisi ve Tıbbı Araştırma teknikleri ve etkileyici nicel veriler için renk psikolojisi ve tıbbı dünyası gerard’ın son çabalarına borçludur (1970). Işık, renk ve psikofizyolojik etkileri nin tüm alanını özenle inceledi. Muhtemelen ilk defa, tüm organizmanın tepkilerini, cildin üzerine renk li ışık la gelişmiş ve modern teknikler kullanarak test etmiştir. Diğer bilim İnsanlarının deneyimlerinden ve elektroensefalogramdan yararlanarak, yeni yaklaşımları geliştirdi ve birtakım önemli gerçekleri keşfetti

Fizyolojik olarak, kişilerin duygulanımlı tepkileri, sıcak renkler in reaktif depresyon veya nevrasteniyle sorun yaşayan kişilerin uyanmasında yararlı olduğunu ortaya koymuştur. Hipertansif hastalarda kas tonusu veya kan basıncını arttırdılar. Soğuk Renkler, aynı testlerin hepsinde ters duygulanım tepkilerini ortaya çıkardı. Korkunç konular aslında klinik psikoloji açısından daha soğuk Renkler le sakinleşti. Gerard’ın çalışmalarında önemli bir bulgudur, çünkü serin renkler in gerginlik ve kaygı durumlarında sakinleştirici olarak etkili olabileceğini ortaya koymaktadır. Fizyolojik olarak, tüm Renkler klinik olarak somut sonuçlar üretti. Sıcak Renkler e maruz kalma, solunum hareketlerini, göz kırpmalarının sıklığını, kortikal aktivasyonu ve palmar iletimi (otonom sinir sisteminin uyandırılması) arttı. Sıcak Renkler sürekli olarak daha belirgin bir uyarılma modeli gösterdi. Serin Renkler, endişe yaratan bireyler için bir gevşetici ve huzur verici olarak hareket ederek, kan basıncını düşürerek, gerilimden kurtarmayı, kas spazmlarını hafifletmeyi ve göz kırpma sıklığını azaltarak ters etkiler gösterdi. Uykusuzluk için de bir yardımcı oldukları kanıtlandı. Sanki ılık Renkler sürekli olarak uyarı desenini gösterdiğinde, serin Renkler tutarlı bir gevşeme paterni gösterdi. Gerard’ın araştırma ve testlerini özetlemek için yaptığı bilimsel veriler, tüm renkler in tüm İnsanı hem psikolojik hem de fizyolojik olarak belirli bir biçimde etkilediğini gösteriyor. kas spazmlarının hafifletilmesi ve göz kırpma sıklığının azaltılması. Uykusuzluk için de bir yardımcı oldukları kanıtlandı. Sanki ılık Renkler sürekli olarak uyarı desenini gösterdiğinde, serin Renkler tutarlı bir gevşeme paterni gösterdi. Gerard’ın araştırma ve testlerini özetlemek için yaptığı bilimsel veriler, tüm renkler in tüm İnsanı hem psikolojik hem de fizyolojik olarak belirli bir biçimde etkilediğini gösteriyor. kas spazmlarının hafifletilmesi ve göz kırpma sıklığının azaltılması. Uykusuzluk için de bir yardımcı oldukları kanıtlandı. Sanki ılık Renkler sürekli olarak uyarı desenini gösterdiğinde, serin Renkler tutarlı bir gevşeme paterni gösterdi. Gerard’ın araştırma ve testlerini özetlemek için yaptığı bilimsel veriler, tüm renkler in tüm İnsanı hem psikolojik hem de fizyolojik olarak belirli bir biçimde etkilediğini gösteriyor.

Metafiziksel Görüş Hasan İnsan vücudunu her canlının çevresindeki elektromanyetik enerji ışınıyla ilişkilendirir. Ona göre bu vücut ya da enerji ışını vücudumuzun sağlıklı kalmasından sorumludur. Aynı gerçek, Azeemi’nin Renk Terapisi kitabında şöyle anlatıyor “Fiziksel bedenimizin kendisinin her şey olduğu yanlış bir konsept değil, bunun yerine bedendeki elektromanyetik ışıma (aura) bize enerji veriyor ve sağlık veya hastalıkları fiziksel beden ‘Bu kavramlar Kirlian teknolojisini kullanarak Hintli bir araştırmacı Shah ile işbirliği için de çalışan Rus bilim adamlarının desteğini aldı. İnsan vücudundaki elektromanyetik enerji ışıltısını fotoğraflamışlar ve gerçek hastalığın aura’da ilk ortaya çıktıklarını ve daha sonra fiziksel bedenimize transfer edildiğini keşfettiler ve fiziksel vücudumuzda görünüşünden 6-8 ay önce tespit edilebileceklerdi. Böylece, Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Kromoterapinin koruyucu bir tedavi olabileceği gerçeğini tespit etmişlerdir. Bu teoriyi desteklemek için Thelma Moss şunları kaydetti “Vücutlarımız da dahil olmak üzere dünyamızda görünüşte katı nesneler elektromanyetik enerjiden oluşur, nesne ne kadar sağlam olursa enerjide o kadar yoğun olur. ” Bu gerçek, aynı zamanda Einstein’ın Shah’ın “İlahi iyileştirme” adlı makalesinde yaptığı bir düşünceyi de göstermektedir

“m” kütlesi olan nesneler olsak ve kendimizi çok güçlü ve yüksek yoğunluklu bir elektromanyetik alana maruz bırakırsak ve sonra maddenin enerjiye yavaş yavaş dönüşeceğiz. Enerji formunda, üstün bir bilinç seviyesi elde edersek, enerji akışını yönlendirebiliriz ve uzay-zamanın sınırlı boyutlarıyla kısıtlanmayacağız. Dolayısıyla bu durumda geçmişe geri dönmek veya gelecekte seyahat etmek için zaman sınırını aşabiliriz. Bilinçli bilgeliğe sahip bir enerji kaynağı olduğumuza ek olarak, kendimizi fiziksel formumuza geri döndürme kabiliyetine sahibiz.

Einstein’ın açıklamasından sonra Klotsche’nin Renk Tıbbında öne sürdüğü gibi, fiziksel beden etrafındaki elektromanyetik cesedi haklı kılmak için yeni bir kapı açılabilir ve sadece Einstein’ın matematiksel enerji formülüyle Batı’nın maddi veya mekanik Newton’a bağlı dünyasına gösterebileceği açıklanabilir E = mc 2 . Einstein’a göre enerji ve madde değişebilir ve birbirine dönüştürülebilir. Klotsche, bu olguyu şöyle açıklıyor

Bir maddenin titreşim oranının maddenin yoğunluğunu veya şeklini belirlediğini biliyoruz. Evrendeki titreşim kalıplarını, yani kozmik elektromanyetik ölçekte bulunan enerji aralıklarını veya alanlarını tanıdığımızda, kozmosun zarif enerji oktavlarında bulunan muazzam şifa güçlerine kapıları açabiliriz. İnsan vücudu için yararlı frekanslarıyla görünür ışık tayfı, iyileşme için önleme aracı sağlar. Renk Tıbbı gerçekten, geleceğin tıbbıdır. A. kalbin yapısı ve Özellikleri insan kalbi göğüs boşluğunda iki akciğer ve alt ucu sola dönük olarak yerleşmiştir. Koni şeklinde olan kalp büyüklük olarak herkesin kendi yumruğu kadardır. Yaş ilerledikçe kalbin büyüklüğü ve ağırlığı artmakta beraber yetişkinlerde kalp ağırlığı artmakla beraber yetişkinlerde kalp ağırlığı 230-340 gr arasında değişmektedir. Kalbin görevi için deki kanı akciğerlere ve diğer vücut organlarına pompalamaktır. Kalp bu görevini kasılıp gevşeme özelliği sayesinde gerçekleştirir. Kalp, üstte iki kulakçık (atrium) ve altta iki karıncık (ventrikül) olmak üzere dört odacıklı bir yapı gösterir. Kalbin sağ ve sol bölmeleri birbirinden kastan yapılı bir perde ile ayrılmıştır. Her zaman için sağ tarafta kirli, sol tarafta ise temiz kan bulunur. Kalbin sağ kulakçığı ile sağ karıncığı arasında üçlü kapakçık (trikusbit), sol kulakçığı ile sol karıncığı arasında ise ikili kapakçık (biküsbit = mitral) bulunur. Kulakçıklarla karıncıklar arasında bulunan bu kapakçıklar tek yönlü olarak sadece karıncıklara doğru açılır. Bu özellik karıncıkların kasılması sırasında için deki kanın kulakçıklara geçmemesini sağlar. Kulakçık ve karıncıklar arasındaki kapakçıkların tek yönlü olarak açılması karıncıkların duvarına bağlı olan bağ dokudan yapılı kalp iplikleriyle sağlanır. Kalbin sağ kulakçığına vücutta kullanılarak karbondioksit yönüyle kirli olan kan gelir. Sağ kulakçığa ait ve üst ana toplar damarlar açılır. Sağ kulakçıktan sağ karıncığa geçen kirli damarlar açılır. Sağ kulakçıktan sağ karıncığa geçen kirli kan, karıncığın kasılmasıyla temizlenmek için akciğerlere gönderilir. Sağ karıncıktaki kirli kanı akciğerlere, akciğer atar damarı götürür. Akciğerlerde temizlenen kan daha sonra dört tane olan akciğer toplar damarları ile kalbin sol kulakçığına getirilir. Sol kulakçıktan sol karıncığa geçen temiz kan karıncığın kasılmasıyla aort ana damarı ile vücudun bütün organlarına pompalanır. Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk

Sağ karıncıktan çıkan akciğer atar damarı ile sol karıncıktan çıkan aort atar damarının karıncıklardaki başlangıç yerlerinde yarım ay şeklinde olan üçlü kapakçıklar bulunur. Bu kapakçıklar sadece atar damarların için e doğru açılırlar ve kanın karıncıklardan atar damarlara doğru tek yönde ilerlemesini sağlarlar. Kalp yapı olarak içten dışa doğru endokard, miyokard ve perikard olmak üzere üç tabaka halinde incelenir. Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Endokard (İç tabaka) Kalbin iç yüzeyini örten tabakadır. Kan damarları bulundurmayan bu tabaka tek sıralı yassı epitelden (endotel) yapılmıştır. Endokard, kayganlığı sayesinde kanın hareketini kolaylaştırır ve kanın doğrudan kalp kası ile temasını engeller. Endokardı oluşturan epitel doku ince bir bağ doku ile miyokarda bağlanmıştır.

Miyokard (Orta tabaka) Kalbin çalışmasını sağlayan ve esas dokusunu oluşturan kas tabakasıdır. Kalp yassı yapı olarak çizgili kas olmasına rağmen çalışması isteğe bağlı değildir. Karıncıklardaki kas dokusu kulakçıklara göre daha kalındır. Vücuda kanı pompalayan sol karıncığın kas dokusu, sağ karıncığa göre daha da kalın bir yapı gösterir.

Aort atar damarı kalpten çıkarken miyokarda damarlar ayrılır. Kalbin kendi hücrelerine besin ve oksijen götüren bu damarlara koroner damarlar denir.

Perikard (Dış tabaka) Kalbi dıştan sararak koruyan perikard, bağ dokudan yapılmıştır. Perikard iki katlı bir yapı gösterir. İki tabaka arasında kalan perikard boşluğunda kalbin çalışmasını kolaylaştıran ve kalbi dış etkilerden koruyan kaygan bir sıvı bulunur.

  1. KALBİN ÇALIŞMA MEKANİZMASI Kalbin çalışması, kalp kasının kasılması ve gevşemesi sayesinde olur. Kalp, çalışarak vücudun bütün organlarına kan pompalar. Kalbin kasılmasına sistol gevşemesine ise diastol denir.

Kulakçıklar kasıldığında karıncıklar gevşer, karıncıklar kasıldığında ise kulakçıklar gevşer. Kulakçıklar kasıldığında içlerindeki kan karıncıklara geçer. Karıncıklar kasıldığında ise kan temizlenmek için akciğere ve kullanılmak için vücuda gönderilir. Kulakçıklar gevşediğinde akciğerden ve vücuttan gelen kan kulakçıklara alınır. Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar. İhtiyaç duyulan bu enerji besinlerden sağlanır. Canlıların hücrelerinde enerjinin üretilebilmesi için gerekli olan besin ve oksijenin hücrelere taşınması gerekir. Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  Ayrıca hücrelerde yaşamsal faaliyetler sonucu oluşan karbondioksit gazı ile zararlı atık maddelerin de boşaltım sistemi organlarına getirilerek vücut dışına atılması gerekir. Hücreler için gerekli olan besin ve oksijenin hücrelere taşınmasını, hücrelerde yaşamsal faaliyetler sonucu oluşan karbondioksit gazı ile zararlı atık maddelerin boşaltım organlarına (akciğerlere ve böbreklere) iletilmesini sağlayan sisteme dolaşım sistemi (kalp damar sistemi) denir. Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  (Hücrelerde yaşamsal faaliyetler için gerekli olan ve sindirim sisteminden kana geçen besinler ile solunum sistemi ile akciğerlerden kana geçen oksijen gazını hücrelere taşıyan, hücrelerde yaşamsal faaliyetler sonucu oluşan karbondioksit gazını akciğerlere, zararlı ve atık maddeleri böbreklere (boşaltım sistemi organına) götüren sisteme dolaşım sistemi denir). Dolaşım sistemi kalp, damarlar ve kandan oluşur. Kalp ve damarlara dolaşım sistemi organları denir Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  İnsanda Dolaşım Sistemi İnsanın dolaşım sistemi, kalp ile damar sisteminden oluşmuştur. Damarlar atar damar, toplar damar ve kılcal damar olarak üç farklı yapı ve göreve sahiptir. Kılcal damarlar bütün vücudun için i bir ağ gibi sarmaktadır. Kıkırdak doku ve bazı epitel doku hücreleri hariç doku hücrelerinin çoğunluğunun madde değişimleri doğrudan kılcal damarlarla yapılır. Kal ve damarların için de taşıma sıvısı olan kan dokusu bulunur. Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk

Kalp atışı bir kasılma ve bir gevşemeden ibarettir. Normal kalp atışı 0,85 sn sürer. Bu sürenin 0,45 sn si kasılma, 0,40 sn ise dinlenme zamanıdır. 0,45 sn nin 0,15 sn de kulakçıkların, 0,30 sn de ise karıncıkların kasılması gerçekleşir. Her kalp atışında kalpten 70 ml kan pompalanır. Sağlıklı bir insanda dakikada ki kalp atış sayısı 70 80 kadardır. Bu sayı bebeklerde ortalama 120 dir.

Kalbin kasılma olaylarının kontrolü kalbin kasılma olaylarının kontrolü belirli yerlerinde bulunan özelleşmiş dokularla gerçekleşir. Kalpte kasılmanın başlaması için gereken ilk uyarı otonom sinir sistemi tarafından berilir. Kalbin çalışmasını düzenleyen özelleşmiş dokular sırasıyla; sinoatrial düğüm (S. A), atrioventriküler düğüm (A. V) ve atrioventriküler düğümün uzantısı olan his demetleridir.

Sinoatrial düğüm, kalbin sağ kulakçığının arka duvarında bulunan özelleşmiş kas fibrillerinden meydana gelir. Kas fibrilleri kulakçıkların her tarafına yayılarak karıncıklara doğru uzanır. Otonom sinir sistemi tarafından uyarılan sinoatrial düğüm, kulakçıkların kasılmasını başlatır ve kalbin kasılma ritmini denetler.

Sinoatrial düğümden yayılan uyartılar fibrillerle atrioventriküler düğüme aktarılarak onların uyarılmasını sağlar.

Atrioventriküler düğüm, kalbin arka duvarında iki karıncık arasında bulunur. Atrioventriküler düğümden çıkarak sağ ve sol karıncık ucuna doğru uzanan özelleşmiş liflere his demetleri adı verilir. Atrioventriküler düğümün uyarılması ile uyartılar his demetlerine yayılır ve karıncıkların kasılması sağlanır. Kalp kası, kasılması için gereken enerjiyi, yaptığı oksijenli solunumdan karşılar.

Kalbin Çalışmasını Etkileyen Faktörler Kalp atışları, kalbin kendi yapısındaki özel dokularla sağlanmaktadır. Ancak bazı iç ve dış etkenler sinoatrial düğümü uyararak kalp atışlarının hızlanmasını sağlar. Kalbin çalışma hızının değişmesine sinirler, bazı hormonlar, bazı kimyasal maddeler, vücut sıcaklığının artması ve çalışma temposunun yükselmesi neden olmaktadır.

Otonom sinir sistemine ait sempatik sinirler kalbin çalışmasını hızlandırıcı etki yaparken parasempatik sinirler (Kapus siniri) ise kalp atışlarını yavaşlatır. Sempatik ve parasempatik sinirlerin kalbin çalışmasını etkilemeleri salgıladıkları hormonlarla gerçekleşir.

Heyecan ve stres gibi durumlarda kanda sempatik sinirlerden salgılanan adrenalin hormonu ile tiroid bezinden salgılanan tiroksin hormonu kalp atışlarını hızlandırır. Parasempatik sinirlerden salgılanan asetilkolin ise hızlanan kalbin çalışmasını yavaşlatarak normale döndürür.

Kafein gibi bazı uyarıcı kimyasal maddeler kalp atışlarını hızlandırır. Ayrıca kandaki karbondioksit miktarının artması, ateşli hastalıklara bağlı olarak vücut sıcaklığının artması da kalbin çalışmasını hızlandırır. Günlük normal çalışma temposunun yükselmesi durumunda da vücuda daha fazla oksijen ve besin iletmek için kalbin çalışmasında hızlanma görülür.

  1. KAN DAMARLARI İnsanın dolaşım sistemindeki kan damarları atar damar, kılcal damar ve toplar damar olmak üzere üç çeşittir. Atar damarlar ve toplar damarlar dokulara kanı taşırken kılcal damarlar ise doku hücrelerinin madde değişimlerini gerçekleştirirler. Kalpten atar damarlarla çıkan kan, her organın için deki kılcal damarlara yayılır. Kılcallardaki kan daha sonra toplar damarlarla yeniden kalbe döner. Genel olarak toplar damarlar kalbe kan getirirken, atar damarlar ise kalpteki kanı vücuda götürürler.
  2. Atar Damarlar Kalpteki kanı diğer organlara taşıyan damarlardır. Atar damarlardaki kanın akış yönü kalpten vücuda doğrudur. Akciğer atar damarı hariç diğer atar damarların hepsi temiz kan yani oksijen yoğunluğu fazla olan kan taşır. Akciğer atar damarı ise kalpteki kirli kanı temizlenmesi için akciğere götürür.

Atar damarlar yapı olarak üç tabaka halinde incelenir. En dışta bulunan dış tabaka lifli bağ dokusundan oluşmuştur. Bu tabakadaki elastik lifler kalp atışları ile oluşan yüksek kan basıncına karışı damarların dayanıklılığını artırır. Elastik lifler ayrıca atar damarların dayanıklılığını artırır. Elastik lifler ayrıca atar damarlara esneklik de kazandırır. Orta tabaka, düz kas dokusundan meydana gelmiştir. Düz kaslar otonom sinir sistemine bağlı olarak kasılıp gevşeyerek kan akışına yardımcı olur. Orta tabakada da dış tabaka olduğu gibi elastik lifler bulunur. Orta tabakada ayrıca sinir telleri de yer alır. Atar damarların en iç tabakası tek sıralı yassı epitel hücrelerinden (endotel) oluşmuştur. Yassı şekilli olan bu hücreler pürüzsüz ve kaygan olmaları sayesinde damar için deki kan akışını kolaylaştırırlar. Atar damarlardaki kanın hareketi kalbin karıncıklarının kasılması ve yapısındaki düz kasların kasılması ile oluşan kan basıncı sayesinde gerçekleşir. Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk

Atar damarlar kanın akış yönü olarak kalbe en yakın damarlar olduğu için kan basıncı, en yüksek bu damarlarda ölçülür. Kalbin kulakçık ve karıncıklarının yaptığı kasılma gevşeme hareketlerine bağlı olarak damarlarda da ritmik olarak kasılma ve gevşemeler meydana gelir. Kalp atışlarının bu şekilde damarlarda tekrarlanmasına nabız, damarlardaki kanın damar çeperlerine yaptığı basınca ise tansiyon denir. Kalbin karıncıklarının kasılma sırasında atar damarlardaki kanın damar çeperine yaptığı basınca büyük tansiyon (sistolik kan basıncı) denir. Karıncıkların gevşemesi sırasında kanın damar çeperine yaptığı basınca ise küçük tansiyon (diastolik kan basıncı) adı verilir. Tansiyon cinsiyete, yaşa v. b. faktörlere göre değişmekle beraber yetişkinlerde ortalama olarak büyük tansiyon 120 mm-Hg küçük tansiyon ise 70 mm-Hgdır. Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk

  1. Toplar Damar Vücuttan kalbe kan getiren damarlardır. Toplar damardaki kan vücuttan kalbe doğru akmaktadır. Toplar damarlarda karbondioksit yönüyle zengin olan kirli kan taşınır. Sadece akciğer toplar damarı farklı olarak akciğerden kalbe temiz kan taşır.

Toplar damarlar atar damarlarda olduğu gibi üç tabakadan yapılmıştır. Ancak dış ve orta tabakada bazı farklılıklar görülür. Dış tabakada bulunan bağ doku lifleri toplar damarlarda daha az sayıdadır. Ayrıca orta tabakada, atar damarlarda bulunan elastik lifler damarlarda bulunmaz.

Toplar damarların çapı atar damarlara göre daha büyüktür. Bu durum toplar damarların daha fazla kan bulundurmasına neden olur. Toplar damarlar vücuttaki kanın akış yönü olarak kalbe en uzak olduğu için kan basıncı ve kanın akış hızı atar damarlara göre daha yavaştır. Kan akışını hızlandırmak için vücudun alt kısımlarındaki toplar damarda kapakçıklar bulunur. Ayrıca iskelet kaslarının kasılması da kanın hareketine yardımcı olur.

Kapakçıklar yukarıya doğru tek yönlü açılarak toplar damarlardaki kanın yerçekimine ters yönde ilerlemesine yardımcı olurlar. Kalbin negatif emme basıncı da kanın toplardamarlarda ilerlemesinde etkilidir. Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk  3. Kılcal Damarlar Atar damar ve toplar damarların arasında bulunarak onları birbirine bağlayan kılcal damarlar dokuların içlerine kadar yayılarak çok geniş bir yüzey oluştururlar. Kılcal damarlar çok ince olmasına rağmen toplam çapları atar damar ve toplar damarlara göre daha fazladır. Toplam yüzeyleri fazla olduğu için en düşük kan akış hızına kılcal damarlarda rastlanır. Bu durum kılcal damarlarla dokusu sıvısı arasındaki madde değişimini kolaylaştırır.

Kılcal damarların yapısında diğer damarların yapısında bulunan koruyucu bağ doku ve kas doku bulunmaz. Sadece epitel dokudan oluşması madde giriş çıkışına imkan sağlar. Doku hücrelerinin her türlü madde alış verişleri (besin, oksijen ve metabolizma artıkları gibi) kılcal damarlarla gerçekleştirilir.

  1. İNSANDA KAN DOLAŞIMI İnsanda kan dolaşımının temel görevi besin ve oksijen gibi gerekli maddelerin hücrelere götürülmesi, hücrelerde oluşan metabolizma artıkları ile hormonların ilgili organlara taşınmasıdır. Kanın bu görevlerini yapabilmesi için gerekli olan dolaşımı, kalbin çalışması sayesinde gerçekleşir. İnsan vücudundaki kan dolaşımı küçük dolaşım ve büyük dolaşım olarak iki bölümde incelenir. Her iki dolaşım da kalpte başlar ve daha sonra yine kalpte sonlanır.
  2. Küçük Kan Dolaşımı

Kalp ile akciğer arasında yapılan dolaşımdır. Kalpteki kirli kanın temizlenmek için akciğere götürülmesi ve akciğerde temizlenen kanın da kalbe getirilmesine küçük kan dolaşımı denir. Küçük kan dolaşımı kalbin sağ karıncığından başlar, sol kulakçığında sona erer.

Büyük dolaşım sonucu vücut dokularından kalbin sağ kulakçığına getirilen kirli kan, kulakçıkların kasılması ile önce sağ karıncığa geçer. Karıncıklar kasıldığında ise sağ karıncıktaki kirli kan akciğer atar damarına verilir. Akciğer atar damarı kalpten çıktıktan sonra ikiye ayrılarak sağ ve sol akciğerlere girerler. Akciğer atar damarları akciğerlere girdiğinde daha küçük atar damarları akciğerlere girdiğinde daha küçük atar damarlara ayrılır. Alveollere geldiğinde ise alveolleri saracak şekilde kılcallara ayrılır. Alveol boşluğundaki hava ile alveol kılcalları arasında gaz difüzyonu gerçekleşir. Bu sayede kılcal damara oksijen alınırken, için deki karbondioksit ise alveol boşluğuna bırakılır. Akciğer alveollerinde bu şekilde temizlenen kan daha sonra her akciğerden bir çift olarak çıkan akciğer toplar damarı ile kalbin sol kulakçığına getirilir. Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk

  1. Büyük Kan Dolaşımı

Kalp ile bütün organizma (akciğer hariç) arasında yapılan dolaşımdır. Kalpteki temiz kanın kullanılmak için vücut organlarına götürülmesi ve doku hücrelerinde kirlenen kanın da tekrar kalbe getirilmesine büyük kan dolaşımı denir. Büyük kan dolaşımı kalbin sol karıncığından başlar, sağ kulakçığında sona erer.

Küçük dolaşımla akciğerden kalbin sol kulakçığına getirilen temiz kan kulakçıkların kasılması ile önce sol karıncığa geçer. Buradan organlara pompalanan kan, oksijen yönüyle zengindir. Karıncıklar kasıldığında sol karıncıktaki temiz kan, aort atar damarı ile kalbi terkeder. Aort atar damarı kalpten çıktıktan hemen sonra sola doğru bir yay çizer. Bu yaydan başa ve kollara damarlar ayrılır. Aort, daha sonra aşağı doğru kıvrılarak diyaframı deler ve karın boşluğuna geçer. Aortun aşağıya doğru inen uzantısından mide, pankreas, bağırsaklar, böbrekler ve diğer bütün iç organlarla bacaklara damarlar ayrılır.

Organ ve dokulara ulaşan atar damarlar her organın için de kılcal damarlara ayrılır. Kılcal damarlarla doku hücreleri arasında madde alış verişleri yapıldıktan sonra kılcal damarlar birleşerek ilgili organa ait toplar damarı meydana getirir. Vücudun üst organlarından gelen toplar damarlar birleşerek üst ana toplar damarı oluştururken, vücudun alt kısmındaki organlara ait toplar damarlar da birleşerek alt ana toplar damarı oluşturur. Vücuttan gelen kirli kan üst ve alt ana toplar damarlarla kalbin sağ kulakçığına dökülür. Büyük kan dolaşımı ile dokulara besin ve oksijen götürülürken metabolizma sonucu oluşan karbondioksit ve azotlu artıklar gibi boşaltım maddeleri de hücrelerden uzaklaştırılır.

Kan ile Doku Hücreleri Arasında Madde Değişimi

Atar damar ve toplar damarlar kalın bir yapıya sahip olduğundan hiçbir zaman dışarıya madde sızdırmazlar. Ancak kılcal damarların yapısı çok ince olduğu için kan basıncının etkisiyle için deki küçük moleküllü maddeler dışarı çıkabilirler. Kılcal damarlardan dışarı çıkan maddelerin kılcalların etrafında oluşturduğu bu sıvı ortama doku sıvısı denir. Doku sıvısında ayrıca küçük moleküllü olan protein ve yağlarla birlikte mineral ve bol miktarda su da bulunur. Doku hücreleri doku sıvısı denilen bu sıvı ortamda yaşarlar. Kan ile doku hücreleri arasında madde alış verişi doku sıvısı aracolığı ile olur.

Kandaki maddeler önce kılcallardan doku sıvısına geçerler daha sonra hücrelere alınırlar. Doku hücrelerinin çıkardığı metabolizma artıkları ise önce doku sıvısına oradan da kılcal damarlara geçerler.

Kılcal damarlardaki kan ile doku sıvısı arasında madde alış verişi kılcallardaki kan basıncı ile kanın osmotik basıncı arasındaki değişime temel kaynağı kalbin yaptığı basınçtır. Kan basıncının en yüksek olduğu yer aort atar damarıdır. Kan kalpten uzaklaştıkça kalbin yaptığı basınç da azalır. Kılcal damarların atar damar ucundan toplar damar ucuna doğru gidildikçe kan basıncı azalmaktadır. Kanın osmotik basıncı kanda çözünmüş olarak bulunan NaCI gibi tuzlar ve besin monomerlerinin yoğunluğu ile kan plazmasında bulunan büyük moleküllü proteinler tarafından oluşturulur. Bunlar albümin, globulin, fibrinojen, lipoprotein ve bazı antikorlar gibi plazma proteinleridir. Bu proteinlerin her birinin ayrı ayrı görevi olduğu gibi kanda osmotik basıncın oluşmasına da neden olurlar. Plazma proteinleri büyük moleküllü oldukları için hiç bir zaman damarlardan dışarıya çıkamazlar. Bu yüzden kılcal damar boyunca kanın osmotik basıncı sabittir ve farklılık göstermez. Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk

Kılcal damarların atar damar ucundaki kan basıncı osmotik basınca göre yüksek, toplar damar ucunda ise kan basıncı osmotik basınca göre düşüktür. Kılcalların atar damar ucunda yüksek olan kan basıncının etkisiyle besin, oksijen ve suda çözünen küçük moleküllü diğer maddeler difüzyonla doku sıvısına geçer. Kılcalların toplar damar ucunda ise kan basıncına göre yüksek olan osmotik basıncın etkisiyle doku sıvısındaki karbondioksit ve azotlu artıklar gibi suda çözünen maddeler kılcal damarlara alınır. Kılcal damarlardaki kan ile doku sıvısı arasında madde alış verişinin bu şekilde açıklanmasına starling hipotezi denilmektedir.

  1. LENF DOLAŞIMI

Omurgalılarda kan dolaşımından farklı olarak lenf dolaşım sistemi de bulunur. Lenf dolaşımı genel olarak üç temel görevi gerçekleştirir

* Kılcal damarlardan dışarı çıkan doku sıvısının fazlalığını emerek kan dolaşımına geri kazandırır. Ayrıca doku sıvısında bulunan proteinler ve akyuvarlar da lenf dolaşımı ile yeniden kan dolaşımına katılır. Lenf dolaşımı bu görevi ile kanın sıvı miktarının ve yoğunluğunun düzenlenmesine yardımcı olur.

* İnce bağırsakta yağların sindirimi sonucu oluşan yağ asitleri ve gliserolü emerek kan dolaşımına taşır.

* Lenf düğümlerinde lenfosit denilen akyuvarları üreterek vücudun mikroplara karşı korunmasında görev alır.

İnsanda lenf dolaşım sistemi lenf damarları, lenf düğümleri ve lenf sıvısı olarak üç bölümde incelenir.

  1. Lenf damarları, dokular arasına yayılmış uçları kapalı olan lenf kılcallarıyla başlar. Kılcallar daha sonra birleşerek büyük lenf toplar damarlarını oluşturur. Lenf sisteminde atar damarlar bulunmaz. Lenf kılcalları ve damarlarındaki sıvının akışı tek yönlüdür. İnce bağırsak ve diğer bütün dokularda bulunan lenf kılcallları kapalı olan uçları ile doku sıvısından madde emerler. Lenf kılcallarının geçirgenliği kan kılcallarından daha fazladır. Emilen maddeler daha sonra lenf damarları ile toplar damarlara aktarılarak kan dolaşımına katılır.

Lenf damarlarındaki sıvının hareketi, pompalamayı sağlayan kalp olmadığı için oldukça yavaştır. Alt toplar damarlarda olduğu gibi lenf damarlarında da lenf sıvısının hareketini kolaylaştıran ve tek yönlü açılan kapakçıklar bulunur. Kapakçıklar lenf sıvısının kalbe doğru tek yönde akmasını sağlar. İskelet kaslarının kasılması, kalbin emme kuvveti lenf sıvısının hareketine yardımcı olur.

  1. Lenf düğümleri, lenf damarlarının dolaşım sistemi ile birleştiği yerlerde bulunan özel hücre kümeleridir. Lenf düğümlerinde üretilen lenfosit denilen akyuvarlarla bakteri gibi mikroplar etkisiz hale getirilir. Enfeksiyon durumlarında lenf düğümlerinde iltihaplanmaya bağlı olarak şişmeler meydana gelir.

İnsan vücudunun çeşitli bölgelerine dağılmış bademcikler gibi küçük lenf düğümleri bulunduğu gibi bazı organları da bulunmaktadır. Dalak ve Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk , Karaciğer en önemli lenf organlarıdır.

  1. Lenf sıvısı (ak kan), kan serumu ile benzerlik gösterir. İçinde alyuvar bulunmadığı için saydam renkli olarak görülür. Lenf sıvısı için de ince bağırsaktan ve doku sıvılarından emilmiş olan besin monomerleri, yağların sindirim ürünleri, bazı proteinler ve akyuvarlar bulunur.

Lenf Sıvısının Kana Katılması

Lenf damarlarında bulunan lenf sıvısı iki farklı yolla üst ana toplar damara verilerek kan dolaşımına katılır. Birinci lenf yolu bacaklar, bağırsaklar ve vücudun sol yarısındaki lenf sıvısının, ikinci lenf yolu ise vücudun sağ yarısındaki lenf sıvısının kan dolaşımına katılmasıdır.

 Birinci yol; bağırsaklarda yağın sindirim ürünlerini taşıyan lenf damarları ile bacaklardan gelen lenf damarları birleşerek peke sarnıcı denilen yapıyı oluşturur. Peke sarnıcında toplanan lenf sıvısı en büyük lenf damarı olan göğüs kanalı ile yoluna devam eder. Göğüs kanalının üst bölgesine daha sonra başın sol yarısı, sol kol ve göğüs bölgesinin sol yarısından gelen lenf damarları da bağlanır. Göğüs kanalı daha sonra sol köprücük altı toplar damarı ise üst ana toplar damarına açılır ve için deki lenf sıvısı kan dolaşımına katılmış olur. Akut hastalıklar faaliyetini sakinleştiren Turkuaz renk

 İkinci yol; başın sağ yarısı, sağ kol ve göğüs bölgesinin sağ yarısından toplanan lenf sıvısının takip ettiği yoldur. Bu bölgelerden gelen lenf damarları önce boyun bölgesindeki büyük lenf damarına bağlanırlar. Büyük lenf damarı da sağ köprücük altı toplar damarına açılır. Sağ köprücük altı toplar damarı ise daha sonra yine üst ana toplar damara açılarak toplanan lenf sıvısı kan dolaşımına katılır.

Kan damarlarında kesilme ya da zedelenme olduğunda trombositlerden salgılanan bazı salgılarla damarın kesilen yerinde büzülme ve daralmalar meydana gelir Bu durum kan kaybının azaltılmasına yardımcı olur. Hava ile temasa geçme sonucu parçalanan trombositlerden trombokinaz enzimi salgılanır. Trombokinaz, kan plazmasında bulunan trombojeni (protrombin) kalsiyum iyonları (Ca++) ile birlikte trombin denilen yapıya dönüştürür. Bu olayda ayrıca K vitamini de etkilidir. Trombin ise kan plazmasında çözünmüş olarak bulunan fibrinojen proteinini fibrin ipliklerine dönüştürür. Fibrin iplikleri damarın kesilen kısmını ağ şeklinde kapatır. Kan hücrelerinin de bu yapının için e girmesiyle pıhtı oluşur. Kesilen yerde oluşan pıhtı damarın kesilen yerini kapatarak kanamayı durdurur

 

indeks:  Color fiziksel sağlığı, zihinsel sağlığı, ruhsal sağlığı, kromoterapi, sanat terapisi, alternatif tedavi, enerjist, enerjist masör, masör, Emre Karakaya, +9 0534 519 9001, Bursa, ekonomik, therapy, alternative treatment, renk, zihin, beden, Spor, spiritual, physical therapy, color therapy, heart therapy, blood pressure, chromotherapy, red, art therapy health, Color, mind, body, emotion, balance, vitality, Sports, physical health, mental health,

 

.

Parmak basıncı Masajı Shiatsu Enerjiyi Düzenler

Yumuşak Doku Masajı Dokuyu Tedavi Eder

Ceviz Kabuğu Suyu Diş Tartarlarına Karşı Faydalıdır.

İnsanda Uzun Saç Anten etkisiyle Yaşamı Algılar.

Anne Sütü Gözde Kaşıntı, Nezle, Kızarıklığa Faydalıdır.

Hurma Kısırlık için ilahi şifadır.

Canlıların üreme Sistemini Kızıl Renk Uyarır.

Hurma Cinsel Aktiviteyi Arttırır.

Aloe Vera, Gözde Kaşıntı, Kızarıklık ve Göz Nezlesine Faydalıdır.

Kızılcık Sağlıklı Cinsel Yaşam Sağlar.

..

Bilgi kaynaklarımız:
www.enerjistmasor.com

www.bitkiveinsan.com

www.faydaliyasam.com

www.google.com

UYARI:
Sitemizde hastalikları teşhis tedavi etmek ile ilgili 1219 sayılı Tababet Kanunu’na göre sadece doktorların görevi olduğu bilinciyle, web sitesinde yer alan bilgiler sağlıklı ve yararlı yaşama hakkında bitkisel doğal tavsiye niteliğinde olup paylaşımlar ve konularımız tavsiye ettiğimiz ürünlerimiz ilaç değil, yaşama yararlı besin destek ürünleridir. Tedavi veya hekim tedavisi yerine geçmez. Paylaşılan metinlerde ve Kürlerin içerisinde geçen bitkilerin kullanımından önce, özellikle adı geçen bitkilere alerjiniz olup olmadığını doktorunuza kontrol ettirdikten sonra kullanmanız tavsiye olunur. Yaşama sağlıklı, afiyet içinde, yararlı yaşamanız dileklerimizle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir