google.com, pub-1930911433260146, DIRECT, f08c47fec0942fa0
gcse.src = 'https://cse.google.com/cse.js?cx=' + cx; var s = document.getElementsByTagName('script')[0]; s.parentNode.insertBefore(gcse, s); })();

Kızıl Renk Böbrekleri ve Böbreküstü Bezleri Uyarır 9

Kızıl Renk Böbrekleri ve Böbreküstü Bezleri Uyarır 9

Cushing Sendromu: Vücutta aşırı kortizol oluşmasından ileri gelen, çeşitli bulgular ve anormalliklerin ortaya çıkmasıdır. Özellikle 20-50 yaşları arasındaki yetişkinlerde görülebilen bir durumdur. Stereoidlerin aşırı miktarda ve uzun süre kullanılmasına bağlı olarak meydana gelebilir. Hipofiz bezinde oluşabilecek bir tümör de kortizolün aşırı üretimine yol açabilir. Bundan başka yakındaki başka tümörlerin de bu yönde etkisi olabilir. Böbrekleri ve böbreküstü bezlerini uyaran kızıl renk Bu hastalığa yakalananlarda “ay yüzü” olarak tabir edilebilecek, yuvarlak ve dolgun bir yüz görünümü olur. Omuzlar, arasında da yağ birikimi olur. Bu hastalığa yakalananlarda, %90 civarında obezite, %80 civarında yüksek tansiyon %80 inde diyabet, %80’inde güçsüzlük, %70’inde aşırı vücut kıllanması ve %70’inde cinsel bozukluklar görülebilmektedir. Teşhis konurken, hastanın tıbbi geçmişi, fiziksel muayenesi ve laboratuvar testleri sonuçlarından yararlanılır. Hastalığın teşhisinden sonra gerekirse, tümör v.b gibi konuların daha ayrıntılı incelenebilmesi için tomografi veya MR gibi görüntüleme teknikleri kullanılabilir. Adrenal Bezinde Kanser: Milyonda bir gibi seyrek görülür. Adrenal bezleri kanserin yaptığı deformiteye bağlı olarak hormon salgılanmasında bozukluk görülür. Cushing sendromuna benzer şekilde , yüksek tansiyon, kilo artışı, aşırı vücut tüylenmesi, osteoporoz ve diyabet gibi bulgular verebilir. Teşhiste; laboratuvar testleri, tomografi ve MR gibi testler kullanılır. Feokromositoma: Adrenal bezinin iç kısmında üretilen  hormon salgılamasında oluşan bozulmaya bağlı olarak, tümör ortaya çıkar ve genelde iyi huyludur. Kişilik Pembe insanlar, kötülüklere karşı direnen ve üstesinden gelebilen kişilerdir. Ahlak ve şeref duyguları gelişmiştir. Aşk ilişkilerinde çok duygusaldırlar Stres altında dahi gevşemeyi bildiklerinden ve kin duygusunu asla taşımadıklarından genelde başarılı olurlar. Çevrelerindeki insanlara karşı duygularında cömerttirler ve ruhani iyileştirme özelliğine sahiptirler. Sarı Çekicilik, Hareket, Bilgi, Neşe, Konfor Genel anlamda Sarı hava elementinin rengidir. Güneşi, hububatı ve düşünce gücünü temsil eder. Akıl, hareket, seyahat, iletişim, kehanette bulunma ve güveni temsil eder. Kişilik Sarı insanlar, zeka ve akıl yolu ile elde ettikleri bilgiyi çevrelerine aktarırlar ve ikna yeteneğine sahiptirler. Neşeli ve kıskanç kişilerdir. Mükemmel bir analitik zihne sahiptirler ve olayların çözülmesinde güvenilir kişilerdir. Kehanette bulunabilirler. Hareketlidirler ve seyahati severler. Ancak koyu sarılar patronluk taslayabilir, kontrol arzusu ve egoizm gösterebilirler. Siyah Karşı Durma, İnkar, Yok Etme Genel anlamda: Evren ve uzay boşluğunu temsil eder, siyah renklerin yokluğudur. Bazı kültürlerde bilgeliği temsil eder. Siyah şeytani bir renk değildir. Negatif anlamda şaşkınlık, karışıklık, üzüntü, kayıp ve yas tutma anlamları taşıyabilir. Siyah insanlar olayları kendi süzgeçlerinden geçirip değerlendirirler ve sistemlere uymayan şeylere karşı büyük direnç gösterirler. Bu sessiz bir karşı koymadır, büyük reaksiyonlardan önce gizli inatçılık güderler. İnandıkları şeyler için sonuna kadar uğraşır ve asla yılmazlar, ancak ifadelerinde hep bir parça yakınma, hüzünlenme ve hayıflanma saklıdır. Yoğunlaşma, Telepati, Büyü, Şüphe, Hayvanlar Kahverengi, yeryüzü, toprak ve bir anlamda da dünyanın bereketliliğini temsil eder. Ev hayvanları, hayvanlarlada bağlantılıdırlar. Kayıp eşyaların büyü yolu ile bulunmasında, telepati ve tanıdıkların korunmasını temsil eder. Negatif anlamda kararsızlık, şüphe, enerji emmeye kadar anlamlar ifade edebilir. Kahverengi insanlar tanıdıklarına çok bağlıdırlar ve onları korumaya çalışırlar. Ev hayvanlarını sever ve bakarlar. Telepati özellikleri vardır. Koyu kahverengi kişiliklerde aşırı şüphe ve her konuda kararsızlık görülür ve genelde eneji tüketirler. Yeşil Para, Şans, Hırs, Tutuku, Kıskançlık, Büyüme Genel anlamda: Parayı şansı, finansal alanda başarı, bereketliliği, hasadı ve iş birliğini temsil eder. Yeşil toprak elementinin rengidir ve gezegenimizin bereket ve verimliliğinin yanısıra hayatın kendisini temsil eder. Kişilik Dengeli ve oturmuş, tabiatla barışık ve bağlantılı bir kişiliği temsil eder. İş ortamlarında grup çalışmalarına yatkındırlar, hırslıdırlar ve parasal anlamda şansları yüksektir. Hayırsever ve iyileştirme gücüne sahiptirler. Biraz kıskançtırlar. Koyu yeşil kişilikler uyumsuzluk, aşırı kıskançlık ve aşırı tutku gösterebilirler. Koyu mavi kişilikler içine kapanık, korku, endişe ve ihtiyatlı olma ihtiyacı hissederler, çok değişken tepkisel, depresif ve boyun eğici davranabilirler. Temel Chakra Bel kemiğinin alt kısmında yer alır. Bu chakranın rengi, kırmızı’dır. Temel chakranın görevi insana hayat veren yaşam enerjisinin akordunu kontrol etmektir. Dalak Chakrası: Bu chakra daha çok böbrek üstü bezleri ve böbrek merkezindeki splenik merkezle ilintilidir. Rengi Turuncu’dur. Vücuda fiziksel açıdan, hayat enerjisi ve coşku sağlar. Bunu da sevgiden ve gıdalardan elde ettiği hayat enerjisi ile yapar. Güneş sinir ağı Chakrası: (Solar pleksüs) Böbrek bölgesi ile göğüs kafesi arasında yer alır. Sinir sistemi, karaciğer ve pankreas ile ilgili önemli organları yönetir. Rengi sarı’dır. Kalp Chakrası: Bu chakra, kalp ve kan dolaşımı üzerinde otorite kurmuştur. Yeşil renktedir. Boğaz Chakrası: Boynun alt kısmında bulunur. Metabolizmada denge sağlayan tiroid ve paratiroid bezleri ile ilintilidir. Bu chakranın sağlıklı çalışması halinde duygu ve fikirlerimizi rahatlıkla ifade edebiliriz. Rengi mavi’dir. Alın Chakrası: Beynin alt kısmında yer alır ve Endokrin bezlerinin fonksiyonlarını kontrol altında tutar. Vücudun bütün olarak faaliyet göstermesi bu chakra ile ilintilidir. Uyku durumunu ayarlar. Zihni dinlendirir. Görme, duyma, koku alma duygularını canlı tutar. Çivit mavisi renktedir. Taç Chakra: Beyin ve pinael bezlerinin fonksiyonlarını idare eder. Pinael bezler, derimize renk veren melatonin hormonunun dengesiyle ilgilidir. Ruh durumumuz bu chakra ile direkt ilgilidir. Taç chakra, mor, eflatun, menekşe ve macenta renkleriyle çalışır. Yeşil sakinleştirir. . mavi huzur verir. . sarı enerji sağlar. . Renklerle ilgili bilmediğimiz çok fazla şey var aslında. Artık çağımızda doğal terapilerde renklerin gücü kullanılıyor. Ve bedenin dengesini sağlamadan tutun, ruhsal rahatsızlıklara kadar bir çok alanda renkler derman olabiliyor. Her gün üzerinize giydiğiniz giysilerle ilgili olarak, onların size “yakışıp yakışmadığını”söyleyen dostlarınız, aslında farkında olmadan o giysinin renkleriyle ilgili yorum yaparlar. Kırmızı bir bluz giymişseniz, “Seni açmış”diyebilirler. Üzerinizde mavi varsa, “teninle uyum sağlamış”gibi bir yorum yapabilirler. . Ve bütün bu yorumlar esas olarak, renklerin yansıttığı o enerjiden kaynaklanıyor. Yani seçtiğiniz renkler, bir anlamda. sizin ruh halinizi de yansıtıyor. Doğal bir ortamı özleyip, “bir kafamı dinleyemedim”diye hayıflandığınızda, aslında hep “masmavi bir deniz”düşler pek çok insan. Yani dikkatinizi çekerim; asıl olarak düşlenen, denizin “masmavi”olanı. .

“Doğal terapi”Sonuç olarak, bir yemyeşil doğa parçasını da seyretsek, bir deniz kenarının bize “iyi geldiği”ni de söylesek, burada bir “doğal terapi”söz konusu. Yeşil rengin insanı rahatlattığı, . morun dengeyi gerçekleştirdiği, denizin mavisinde ise huzurun bulunduğu gibi tanımlamalar, renklerin anlamını ve etkisini kendine iş edinmiş uzmanlar tarafından uzunca bir süredir ifade ediliyor. Artık, ” Böbrekleri ve böbreküstü bezlerini uyaran kızıl renk “bir çok uzmanın kullandığı bir yöntem. Yeni tanışmalarda şuna da dikkat ettiniz mi, bilmiyorum: İlk karşılaşmalarda insanın karşı tarafa yaydığı enerjinin baş aktörü de renk! Dolayısıyla, ilk randevuda, karşısına simsiyah elbiselerle gelen bir insanın daha ilk dakikadan itibaren huzursuzluğunu anlayabiliyor bir renk terapisti. Çünkü siyah, genellikle (Baştan ayağı simsiyah giyilmişse eğer) karamsarlığın da rengi.

Ruhsal ve fiziksel olarak sağaltıcı etkisi var. Peki, ” Böbrekleri ve böbreküstü bezlerini uyaran kızıl renk “nedir? Bedenimizin metabolizmasında sağlıklı bir akış sağlamak ve birtakım dengesizlikleri ortadan kaldırmak için renklerden yararlanma”. Özü buBöbrekleri ve böbreküstü bezlerini uyaran kızıl renk nin. Onların insana verdiği farklı enerjileri var ve renk terapistleri bu “enerjilerin”farkında. Aslında bizler de, aldığımız bir hediyede, yada taktığımız bir takıda renk seçerken , farkında olmadan ruh halimizi yansıtıyoruz. Elimizin gittiği rengin bir anlamı var çünkü. Renkler sadece ruhsal anlamda iyi gelmiyor, bir çok hastalığı sağaltmada da onların enerjisinden yararlanılıyor. Bazı uzmanlar, bedenin hasta bölgesine renkli ışık vererek, kişinin kendisini iyi hissetmesini sağlamayı amaçlıyor.

Hiç düşündünüz mü? Bazı renkleri sever ve bazı renkleri ise itici buluruz. Niçin böyledir bu tercihlerimiz? Neden farklıdır ve neden her insana adeta özeldir.

İnsanın doğası her açıdan çok komplike olmasının yanında ihtiyaçlarına göre ve yaratılışına uygun bir çok değişimi kendi içinde barındırmaktadır. Her insanın sevdiği, ve hatta kendisi ile özdeşleştirdiği renkler vardır. Hani hepimiz biliriz ”zevkler ve renkler tartışılmaz”diyerek bazılarımızın diline neredeyse pelesenk olmuş bir cümle geliştirmişizdir. Zaman zaman farklılıklarımızı bu cümleyi kullanarak aşmaya çalışırız.

Renkler bizim için hem tedavi amacıyla ve hem de kendi kişilik özelliklerimizin tespiti açısından önemlidir. Bugün artık ülkemizde son yıllardaBöbrekleri ve böbreküstü bezlerini uyaran kızıl renk giderek yaygınlık kazanmaya başlamış ve bu yolla insanın enerji bedeninde ihtiyacı olduğuna karar verilmiş bölgelerine zihinsel yöntemlerle ve daha başka metodlarla bu renk terapileri yapılmaya başlanılmıştır. Sadece ihtiyacı olduğuna karar verilmiş bölgelere uygulanılmasının dışında insan aurasının düzeltilmesi, beyinde alfa dalgası hakimiyetinin oluşturulması, sindirim sorunlarının tedavisinde, zihinsel performansın arttırılmasında, kişinin psikolojik ve ruhsal dengesindeki dalgalanmaları ortadan kaldırmak amacıyla kullanımı hızla artmaktadır. Renklerin şifadaki anlamları ve tercih edilme sebepleri Her renk bedendeki bazı rahatsızlıkları ortadan kaldırmak için kullanılma potansiyeline sahiptir. İyileşmenin sayısız farklı yollarından sadece birisidir renkler ve aslında en doğalıdır da. Kullanmayı bilmeli ve bunu bilimsel gerçeklikleri göz ardı etmeksizin yapmalıdır. Renkleri değerlendirmeyi becermek ve olabildiğince onların gücünü şifayı elde etmekte kullanmak için insanın sessiz ve sakin rahatsız edilmeyeceği bir ortamda sadece zihnini kullanması yeterli olmaktadır. Başlangıçta teknik her ne kadar kolay olsa da belki uygulayıcının kendisini yaptığı işe tam konsantre edememesine bağlı olarak iyi sonuçlar alınmayabilir. Uygulamaya devam edildikçe bir çok insan oldukça anlamlı sonuçlar elde etmekte gecikmez ve renklerin şifa verici etkisini deneyimleme imkanına kavuşur. Uygulamanın pratik olarak anlatımı bir başka yazının konusudur. Biz şimdilik renklerin ne anlama geldikleriyle ilgili sizlere kısaca bilgiler vermek istiyoruz.

 Böbrekleri ve böbreküstü bezlerini uyaran kızıl renk Bu renk çok çabuk dikkat çeker. Eğer bir üründe portakal rengi kullanılıyorsa bu ürün herkes içindir mesajı verilmektedir.Böbrekleri ve böbreküstü bezlerini uyaran kızıl renk LC Waikiki ürünlerinde gözlemlenebileceği gibi küçük çocuklar için yapılmış olan oyuncaklarda ve kıyafetlerde portakal rengi sıklıkla kullanılır. Ve insanlar bu rengin olduğu yere çok çabuk ve rahatça girebilecekleri hissine kapılırlar. Fanta ile Fruko nun renklerinin özellikle dikkat çekmesi ve bunları içenlerin hetorojen (hedef kitlenin bütün insanlar olduğu mesajını verme adına) bir dağılım göstermesi söz konusudur. Bu renk bulunduğu grubu sayıca olduğundan büyük, çok ve daha cana yakın gösteren bir özellik taşır.Böbrekleri ve böbreküstü bezlerini uyaran kızıl renk pazaryerlerinde portakal, mandalina ve havuç satılan standların diğer meyve ve sebzelerin satıldığı yerlere göre daha fazla ve daha çok olduğu inancını insanlarda uyandırır.Böbrekleri ve böbreküstü bezlerini uyaran kızıl renk yine AKUT çalışanlarının Adapazarı, İzmit ve Gölcük de olan depremler sırasında, üzerlerine giydikleri tulumları da hep portakal rengiydi ki; bu renk elbiseleri ile Akutçular çevredekilerce kolaylıkla görülmekte ve büyük bir kalabalığın içinde bulunsalar bile kolaylıkla fark edilmekteydiler. Renk körlüğü, renkleri ayırmakta güçlük çekilmesi ve yetersiz kalınması durumudur. Renk körlüğü, gözün renk algılayan pigmentlerinde sorun yaşanması sonucu meydana gelmektedir. Renk körlüğü olan insanların çoğunluğu, kırmızı ile yeşil renk arasındaki farkı ayırt edemez. Bir de daha az yaygın formu olmasına rağmen, sarı ile mavi rengin ayırt edilememesi şeklinde renk körlüğü de bulunmaktadır.

Bu göz sorunu hafif yada şiddetli şekilde olabilmektedir. Eğer tamamen renk körlüğü söz konusu ise, gri, siyah yada beyaz renklerde görme olayı gerçekleşir. Ancak, bu durum oldukça nadir olarak gerçekleşmektedir. Renk körlüğü yaşayan insanların çoğu, sarı, gri, bej ve mavi renk yerine, kırmızı, yeşil ve turkuaz renklerinde görürler. Renk körlüğü erkeklerde daha yaygındır. Kadınların renk körlüğünden sorumlu kromozom taşıma olasılığı daha yüksektir, fakat erkeklerin koşullu kalıtımsal olma olasılıkları daha yüksektir. Amerikan Optometrik Derneği’ne göre, kadınların % 0,5’i ile karşılaştırıldığında, beyaz erkeklerin yaklaşık % 8’i renk eksikliği ile doğmaktadır. Göz, retinayı etkinleştiren ve koni adı verilen sinir hücrelerini içermektedir. Gözün arkasında ışığa duyarlı katman dokusu renkleri görmektedir. Üç farklı türde olan koniler, çeşitli dalga boyundaki ışıkları absorbe etmektedirler. Her bir koni, kırmızı, yeşil ve mavi şeklinde farklı bir renge karşı tepki göstermektedir ve beyine renklerin ayırt edilmesi için bilgi göndermektedir. Eğer, retinadaki bu konilerden biri yada daha fazlası zarar görmüş ise yada mevcut değilse, renkleri ayırt etme de güçlük yaşanacaktır. Bunların dışında renk körlüğüne neden olan faktörler şu şekildedir; Kalıtımsal: Renk körlüğünün temel nedeni genetik olmasıdır ve genellikle anneden erkek çocuğa geçmektedir. Bunun yanı sıra, kalıtımsal renk körlüğü, görme kaybı sorunlarına yada körlüğe neden olmamaktadır. Uluslararası Sağlık Enstitüsü’ne göre, renk körlüğü kadınlar arasında oldukça nadir gözlenmektedir, fakat her 10 erkekten 1’inde bazı derecelerde renk körlüğü gözlenmektedir. Retina yaralanmaları yada hastalıklar sonucu renk körlüğü oluşabilmektedir. Renk körlüğüne yol açabilecek göz hastalıkları; göz tansiyonu (glokom), maküler dejenerasyon, diyabetik retinopati ve katarakt gibi göz sorunlarıdır. Göz tansiyonu (glokom), gözdeki içsel basıncın çok fazla olmasıdır. Bu basınç, gözden beyine işaret gönderen ve görme olayını gerçekleştiren optik sinirleri hasara uğratmaktadır. Bunun sonucu olarak renkleri ayırt etme yeteneğinde azalma meydana gelebilmektedir. İngiliz Göz Doktorları Bülteni’ne göre, göz tansiyonu ile bağlantılı oluşan renk körlüğü yaşayanlarda, mavi ile sarı rengi ayırt etmede güçlük yaşanmaktadır. Maküler dejenerasyon ve diyabetik retinopati sorunlarında, konilerin bulunduğu kısım olan retina hasar görmektedir. Böylece renk körlüğü yada bazı durumlarda körlük meydana gelebilmektedir. Katarakt göz sorununda ise, göz merceği yavaş yavaş şeffaflaşarak değişime uğramaktadır. Bunun sonucunda renkler daha soluk görünmektedir. Renk körlüğüne sebep olabilecek diğer hastalıklar ise, diyabet, Parkinson hastalığı, Alzheimer hastalığı ve çoklu doku sertleşmesi şeklindedir. Belli başlı ilaçlar renk körlüğüne neden olabilmektedir. Klorpromazin (Thorazine) ve tiyoridazin (Mellaril) gibi antipsikotik ilaçlar bunlardan bazılarıdır. Tüberküloz tedavisinde kullanılan bir antibiyotik ilaç olan etambutol (Myambutol), optik sinirlere hasar verebilmekte ve renk körlüğüne yol açabilmektedir. Bazı kalp ve tansiyon ilaçları, reçeteli sinirsel bozukluklar için kullanılan bazı ilaçlar, sonradan edinilmiş renk körlüğüne yol açabilmektedir.

Diğer faktörler: Renk körlüğüne yol açan diğer faktörlerden birincisi, yaşlanmadır. Diğer faktörler ise, zehirli kimyasallardır. Renk körlüğünün çaresi yoktur. Genellikle, kırmızı ve yeşil rengin ayırt edilemediği renk körlüğünü tedavi etmeye ihtiyaç yoktur. Çünkü gözün fonksiyonları normal şekilde devam etmektedir. Öte yandan, kalıtımsal renk körlüğünün herhangi bir çaresi ve tedavisi bulunmamaktadır. Renklerin parlaklıkları yada karşınıza çıkabilecek yerleri ile ilgili ipuçlarını öğrenmek, renkli cisimlerin yerlerini ezberlemek, renk körlüğü tedavisinin bir parçasını oluşturmaktadır. Örneğin, trafik lambalarının ışık renklerini sırası ile ezberlemek ve trafikte ona göre hareket etmek, yardımcı olacaktır.,

Yapılan son çalışmalar, bazı ender görülen retina bozukluklarının renk körlüğü ile bağlantısı olduğunu göstermektedir. Bu retina sorunlarının, gen değiştirme teknikleri yardımıyla düzeltilebileceği düşünülmektedir. Fakat bu tedavi seçenekleri hala üzerinde çalışma aşamasındadır ve ileride kullanılacak duruma gelebilecektir.

Birinci tür renk körlüğünde, kırmızı ile yeşil rengi ayırt etmekte güçlük çekilmektedir.

İkinci tür renk körlüğünde, sarı ile mavi rengi ayırt etmede güçlük çekilmektedir.

Son olarak üçüncü tür renk körlüğünde ise, herhangi bir renk algılaması yoktur ve bu tür renk körlüğüne achromatopsia adı verilmektedir. Bu renk körlüğünü yaşayan kişiler, her şeyiBöbrekleri ve böbreküstü bezlerini uyaran kızıl renk te görmektedirler.

Fakat, achromatopsia renk körlüğü, diğer iki renk körlüğü türüne göre oldukça nadir gözlenmektedir. Kalıtımsal ve Sonradan Edinilmiş Renk Körlüğü: Renk körlüğü, kalıtımsal ve sonradan edinilmiş şeklinde iki gruba ayrılmaktadır. Kalıtımsal renk körlüğü diğerine göre çok daha yaygındır ve genetik bozukluk sonucu oluşmaktadır. Bunun anlamı, kalıtımsal renk körlüğünün diğer aile bireylerinde de gözlenebilme ihtimalinin artması demektir. Sonradan edinilmiş renk körlüğü ise ileriki yaşlarda gelişmektedir ve hem erkekleri hem de kadınları eşit oranda etkilemektedir. Sonradan edinilmiş renk körlüğü, optik sinirlerin yada retinanın zarar görmesi sonucu oluşmaktadır. Bundan dolayı, eğer renk körlüğü sorunu yaşıyorsanız, bu durumun herhangi bir göz hastalığının işareti olması ihtimaline karşın, bir göz doktoruna gitmenizde fayda olacaktır. Etraftaki renkleri daha soluk gördüğünüz halde bunun farkında olmayabilirsiniz. Bazı insanlar, trafik ışıklarında yaşadığı sıkıntı sonucu yada çocukları renklerle ilgili materyal ödevlerinde sıkıntı yaşadıklarında, renk körlüğünün farkına varabilmektedir. Renkleri görmek özneldir. İnsanların, kırmızı, yeşil ve diğer renkleri tam olarak aynı şekilde gördüğünü bilmek mümkün değildir. Ancak, göz doktoru normal göz muayenesi sırasında, bazı testler yardımı ile renk körlüğünü tespit edebilmektedir. Göz doktoru, psödoizokromatik plaka adı verilen özel şekilleri içeren kartları kullanarak renk körlüğü tanısı koyabilmektedir. Bu şekiller, küçük ve sayısız renkli beneklerin içine gizlenmiş olan rakam, sayı yada sembollerden oluşmaktadır. Bu beneklerin içerisine gizlenmiş olan rakam, sayı ve sembolleri yalnızca normal sağlıklı gözler fark edebilmektedir. Eğer renk körlüğü varsa, burada gizlenmiş olan rakam ve sayılar görülemez yada görülse bile yanlış görülür. Ayrıca, çocuklarda okula başlamadan önce renk körlüğü testi yapılması önemlidir. Çünkü, okulun ilk yıllarında çocukların eğitim materyalleri oldukça renklidir.

Yaşam Stili ve Evsel Çareler Her ne kadar kalıtımsal olarak gelişen renk körlüğünün herhangi bir klinik tedavisi bulunmasa da, bu sorunu yaşayan insanların çoğu, bu şekilde yaşamanın kolay yöntemlerini kendilerine göre belirlemişlerdir. Renkli nesnelerin sırasını ezberlemek bu yöntemlerden biridir. Böylece trafik ışıklarını anlamak daha kolay olacaktır. Renkli nesneleri etiketlemek ve böylece diğerlerinden bu işaret sayesinde ayırt etmek. Tabi bu işlemi, renk körlüğü olmayan birinin yardımı ile yapmak gerekmektedir.

Renkleri tek başına yada başka bir tedavi yöntemiyle birlikte, beden titreşimlerini düzeltmek ve sağlığı temin etmek için kullanabiliriz. Eğer vücudumuzun bir hücresi yanlış bir frekanstaysa, bu durum elektromanyetik alanı etkiler. Bu hücrenin bulunduğu organ ve bedeni çevreleyen auramızın da kötü etkilenmesine neden olur. Eğer bir rengin frekansını kullanarak, bu organın yeniden doğru titreşmesini sağlarsak, yani hasta olan bölgeye gerekli olan rengi verirsek, değişmiş olan titreşimi yeniden dengeye kavuşturabiliriz. Çünkü beden, uygun şartlar altında, her zaman, orijinal yapısını yeniden kazanma eğilimine sahiptir. Sağlıklı yaşamanın bir koşulu da, bedendeki renk enerjilerinin uygun bir denge halinde bulunmasıdır. Bu denge durumunun bozulması hastalığı doğurur. Renkle tedavi biliminin gayesi, bedendeki renk enerjileri arasındaki doğal dengeyi yeniden inşa etmek yoluyla hastalıklarla mücadele etmektir.

Renklerle bedenimizin enerji merkezleri arasındaki ilişkisi Renklerin özelliklerine girmeden önce renklerle bedenimizdeki enerji merkezleri arasındaki ilişkiden söz etmek istiyorum. Vücudumuzda 7 tane “enerji merkezi”vardır. Bunların her birinin kendine ait bir rengi vardır. Yani her bir enerji merkezinin kendine ait bir ana rengi vardır. Fakat bu enerji merkezleri diğer renklerden de yardım alabilirler. Her bir enerji merkezinin kendi rengine ana renk, yardım aldığı renge de ara renk veya tamamlayıcı renk diyoruz. Ana ve ara renkler çeşitli nedenlerden dolayı dengesi bozulmuş enerji merkezlerinin dengeye gelmesinde, birbirleriyle tamamlayıcı unsurlar oluştururlar.

Herhangi bir tedavide kullanılan ana ve tamamlayıcı renk tablosu şöyledir.

Ana renk – Tamamlayıcı renk

Kırmızı – Turkuaz

Turuncu – Mavi

Sarı – Mor

Yeşil – Eflatun

Biraz şansa mı ihtiyacınız var? Bunu kırmızı bir kazak giyerek, bir portakal yiyerek yada elmas bir yüzük takarak sağlayabilirsiniz. Hint geleneğine göre hayatınızda şans yaratmak ve aynı anda mutlulukla sağlığı teşvik etmek çevrenizde hangi rengin hakim olması gerektiğini bulmanıza bağlı.

“Bir insanın kendini iyi hissetmesi chakra’larına (insan vücudundaki yedi ana nokta) veya vücut ve buna bağlı fizik enerjisine bağlıdır”diye açıklıyor The Indian Luck Book (Hint Şans Kitabı)’nın yazarı Monisha Bharadvvaj. “Her chakra negatif yada pozitif titreşimleri çeker ve özel bir renge bağlıdır. Bu rengi giymek sizin daha dengeli, mutlu, kontrollü olmanıza yardımcı olur ve buna bağlı olarak dışarıdan aldığınız tepkileri de etkiler. “Kıymetli taşların gücü de aynı şekilde işler. “Kıymetli taşlar chakra’lar üzerinde etkisi olan elektromanyetik enerji yayar,”diyor Monisha. “Renklerine ve etkilenen chakra’ya göre kıymetli taşlar canlılığı arttırabilir, olumsuz etkileri önler, sağlığı korur, kazaları önlemek için gerekli enerjiyi verir ve gelişmeyi hızlandırır. “Öyleyse kullandığımız renklere dikkat edelim.Böbrekleri ve böbreküstü bezlerini uyaran kızıl renk renklerin hikayesi, insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanlar, önce mağaraları ve duvarları, sonra yüzlerini ve vücutlarını, sonra da yaşadıkları iç mekanları ve kullandıkları objeleri boyamaya, renklendirmeye başlamışlardır.Böbrekleri ve böbreküstü bezlerini uyaran kızıl renk renkler, tarihsel gelişimi içinde; dini ritüellerde, doğum, ölüm, kutlama, kutsama yada veda ve yas törenlerinde, bazen korunmak için, bazen korkutmak için, bazense gizlenmek için, güzelleşmek, etkilemek için, kimlikleri tanımlamak için, zaman zaman da şifa için kullanılmıştır.Böbrekleri ve böbreküstü bezlerini uyaran kızıl renk renklerin Oluşumu Renk, ışığın değişik dalga boylarının gözün retinasına ulaşması ile ortaya çıkan bir algılamadır. Bu algılama, ışığın maddeler üzerine çarpması ve kısmen soğurulup kısmen yansıması nedeniyle çeşitlilik gösterir ki bunlar renk tonu veya renk olarak adlandırılır.Böbrekleri ve böbreküstü bezlerini uyaran kızıl renk Tüm dalga boyları birden aynı anda gözümüze ulaşırsa bunu beyaz, hiç ışık ulaşmazsa siyah olarak algılarız. İnsan gözü 380nm ile 780nm arasındaki dalga boylarını algılayabilir, bu sebepten elektromanyetik spektrumun bu bölümüne görünen ışık denir. Renkler için genelde kulağımızla duyduğumuz ince ve kalın ses analojisi yapılsa da, ses algısının aksine aynı anda gelen ışık frekansları değişik kanallardan algılanamaz (başka bir deyişle göz frekans analizi yapamaz), dolayısıyla aynı anda ince ve kalın sesleri birbirine karıştırmadan duymamıza karşın gözümüz için bu ‘çok seslilik’ söz konusu olmadığından değişik ışık frekanslarının sadece kombinasyonlarını algılayabiliriz.Böbrekleri ve böbreküstü bezlerini uyaran kızıl renk bu prensibi açıklamak veya pratik uygulamalarda kullanmak için çeşitli renk modelleri geliştirilmiştir.

indeks: Böbrek, sanat terapisi, alternatif tedavi, Color therapy, art Iherapy, alternative treatment, renk, zihin, beden, duygu, denge, canlılık, , Spor, fiziksel sağlığı, zihinsel sağlığı, ruhsal sağlığı, kızıl,

 

.

Rus Masajı Faydalıdır.

Kızılcık Sağlıklı Cinsel Yaşam Sağlar.

Anne Sütü Gözde Kaşıntı, Nezle, Kızarıklığa Faydalıdır.

Güzelliğin Sırrı Kara Üzümdedir.

http://faydaliyasam.com/incir-sperm-arttirici-ozelligi-mevcuttur-ailenin-mutlulugunu-koruyucu-etkiye-sahiptir/

—–

loading…

—–




—-
.

Bilgi kaynaklarımız:
www.enerjistmasor.com

www.bitkiveinsan.com

www.faydaliyasam.com

www.google.com

UYARI:
Sitemizde hastalikları teşhis tedavi etmek ile ilgili 1219 sayılı Tababet Kanunu’na göre sadece doktorların görevi olduğu bilinciyle, web sitesinde yer alan bilgiler sağlıklı ve yararlı yaşama hakkında bitkisel doğal tavsiye niteliğinde olup paylaşımlar ve konularımız tavsiye ettiğimiz ürünlerimiz ilaç değil, yaşama yararlı besin destek ürünleridir. Tedavi veya hekim tedavisi yerine geçmez. Paylaşılan metinlerde ve Kürlerin içerisinde geçen bitkilerin kullanımından önce, özellikle adı geçen bitkilere alerjiniz olup olmadığını doktorunuza kontrol ettirdikten sonra kullanmanız tavsiye olunur. Yaşama sağlıklı, afiyet içinde, yararlı yaşamanız dileklerimizle…

—–


—–

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir