google.com, pub-1930911433260146, DIRECT, f08c47fec0942fa0
gcse.src = 'https://cse.google.com/cse.js?cx=' + cx; var s = document.getElementsByTagName('script')[0]; s.parentNode.insertBefore(gcse, s); })();

Lacivert Renk Yatıştırır ve Dinlendirir. 6

Lacivert Renk Yatıştırır ve Dinlendirir. 6

Işık değişik dalga boylarına dönüştüğünde çeşitli renkler ortaya çıkar. Ancak gökkuşağını oluşturan yedi renk, bütün renk spektrumunun sadece çok küçük bir bölümüdür. Gerçekte her rengin birçok tonu ve çeşidi vardır. Her rengin kendine has bir emme ve yansıtma özelliği bulunur. Kromoterapi adıyla bilinen renk tedavisi eski Mısır’da, Çin’de ve Hindistan’da çok eskiden beri biliniyordu. Bu tedavi yöntemi insanda bazı renklere ait merkezler olduğu teorisinden yola çıkmaktadır. Chakra adı verilen bu merkezler belirli organları yönetir.

Bunlar belirli renklerle de uyum halindedir. Organik veya psikolojik nedenlerden dolayı bu merkezler görevlerini yapamaz duruma gelince, hem idare ettikleri organlarda bazı hastalık belirtileri görülmeye başlanır, hem de uyum halinde bulundukları renk titreşimleri azalarak bu renge olan ihtiyaçları artar. Kromoterapi de bu duruma gelen hastaya aksayan chakranın rengiyle ilgili tedavi uygulanır. Ayrıca bu merkezin uyum hali içinde bulunduğu renkle ilgili besinler tavsiye edilir. Bazen bu renk merkezi ile ilgili metaller taşınması da önerilebilir. Tedavi esnasındaki süre kromoterapi uzmanının tavsiyesine göre yapılır.

Renklerle Tedavi Günümüzde fizik ve metafizik alanında yapılan araştırmalar, renklerin bir terapi aracı olarak da kullanılabileceğini ortaya koyuyor. Tarihteki araştırmalar, Eski Mısırlılarla Çin ve Hind uygarlıklarında, renklerle terapiye çok önem verildiğini ortaya çıkardı. Çünkü kaynağını güneşten alan ışık, elektromanyetik enerjilerle dolu ve bu enerjiler insanın yaşamını devam ettirebilmesinde yardımcı oluyor.

Renk Terapisi Kaynağını güneşten alan ışık, elektromanyetik enerjilerle doludur. Bu enerjiler dünyadaki doğal hayatı devam ettirirler. Bitkiler, güneşten gelen enerjiyi yapraklarında bulunan klorofil sayesinde yakalar ve karmaşık moleküllere dönüştürür ki bu da bitkinin canlılığının devamını sağlar. Işık eksik ve yetersiz olduğu takdirde, canlılar yeterli hayat enerjisini alamayacaklarından kendilerini sağlıksız, mutsuz ve sevgisiz hissederler. Renk terapisi, metabolizmada sağlıklı bir denge sağlamak için renk enerjilerinden faydalanma işlemidir. Yapılan araştırmalara göre, insanda bedeni kuşatan “Aura” ya da “enerji beden” adı verilen elektromanyetik bir alan vardır. Bedeni saran bu enerji alanı, ışık, (renk) elektrik, ısı, ses, manyetik ve elektromanyetik etkiler ile sürekli olarak etkileşimdedir. Vücudu saran enerji alanı içinde yedi adet de, çakra adı verilen, her biri ayrı renge sahip olan enerji dağıtım merkezleri vardır. Çakraların fiziksel bedene doğrudan bağlı oldukları tek yer, salgı bezleri ve omurga sistemidir. Enerji merkezleri vasıtasıyla emilen enerjilerin vücuda yayılması, dolaşım ve sinir sistemlerinin yardımıyla gerçekleşir. Böylece tüm organlar, dokular ve hücreler enerjilerden eşit olarak faydalanır, insanı ayakta tutan bütün bu sistemler ve organlar, belirli renklere karşı duyarlıdır.

İnsanın içinde bulunduğu duygusal değişiklikler çakralarda enerji dengesizliği meydana getirir. Bu durumda, belirli bir rengin fazlalığı veya azlığı söz konusudur ki çakraların dengesiz çalışması fizik bedende hastalıkların doğmasıne neden olur. Renklerin çevrelerine yaydıkları titreşimler, vücudun elektromanyetik ışınımıyla doğrudan bir etkileşim içindedir. Bu titreşimler çakralar tarafından emildikten sonra, direkt olarak omurgalara iletilir ve omurgalara ulaşan bu enerji dolu titreşimler, sinirler yardımıyla gerekli organlara ve dengesi bozulan sistemlere taşınır. Bu sayede fiziksel rahatsızlıklara yol açabilecek olan duygusal ve zihinsel şikayetler en aza indirilir. Renklerle tedavi üzerinde çalışırken karşılaşılan en büyük sorun ise, ihtiyaç duyulan renklerin belirlenmesidir. Her rengin bir de tamamlayıcı rengi vardır. Renk terapisinde renkler tek başına kullanılabileceği gibi tamamlayıcı renklerile de kullanılabilir. . Renklerin bilinçsiz olarak kullanılması gerekir.

Renklerin gizemli dünyasını öğrenmek istiyorsak önce ışığın ne olduğunu anlamamız gerekir. Işık, şekli ve rengi oluşturan, bir tür elektromanyetik enerjidir. Güneş tarafından çeşitli dalga boylarında üretilen bu enerji, cisimlerden yansıyıp, gözümüz tarafından algılandığında, ışığı görmüş oluruz. Aslında çevremizde bulunan ve görebildiğimiz her şey, ışığın yansımasıdır. Işık bir cisme çarparak yansıma yapana dek, gözümüzle görebilme olanağımız yoktur. Renk ise, ışığın ayrılmaz bir parçasıdır. Işık, değişik dalga boylarına dönüştüğünde, emildiğinde veya kırıldığında çeşitli renkler ortaya çıkar. Bu tıpkı bir prizmayı güneş ışığına doğru tutmaya benzer. Ne var ki gökkuşağını oluşturan renkler, renk tayfının küçük bir bölümüdür. Gerçekte her rengin bir çok tonu ve çeşidi vardır. Her rengin kendine has bir emme ve yansıtma özelliği mevcuttur. Cisimler ise, güneş ışığını oluşturan renkleri kendi özelliklerine bağlı olarak, emer ve yansıtırlar. Örneğin: sarı bir elbise, bütün ışığı emer, sadece sarı rengi ayırıp yansıtır. Biz de o elbiseyi sarı olarak görürüz.

Renk, bir ışık frekansının belli oranda yoğunlaşması sonucunda ortaya çıkar. Renkleri üç temel gruba ayırabiliriz. Birincisi; kırmızı, sarı ve mavi’nin bulunduğu ana renkler grubudur. İkincisi, bu üç rengin çeşitli kombinasyonlarda biraraya getirilmesi sonucunda oluşan gruptur. Örneğin: Sarı+mavi=Yeşil, Kırmızı+sarı= Emre Karakayanın (+9 0534 519 90 01 )  düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız Emre Karakayanın (+9 0534 519 90 01 )  düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk, Kırmızı+mavi=Mor gibi. İlk gruptaki renklerle, ikinci gruptaki renklerin karıştırılması sonucunda ise, üçüncü grup renkler oluşur. Renklerin bir başka özelliği ise, bilinç dünyamızın en derin noktalarına kadar uyarma gücüne sahip olmalarıdır. Her insanın renklere karşı verdiği tepki aynı değildir. Bir insana huzur veren mavi renk, bir diğerine soğuk ve itici gelebilir. Veya birine heyecan veren kırmızı, bir diğerine hüzün yükleyebilir. İnsanların renkten etkilenmelerini meydana getiren olgular, kişilik oluşumları, hayat koşulları ve bilinçaltında bastırılmış olan isteklerdir. Bazı insanlar hangi renkle barışık olduklarını bilirken bazıları ise bu konuda tamamen bilinçsizdir. İnsanlar renk seçerken o rengin kendilerine getireceği yararı veya zararı düşünmezler. Belirli özellikleriyle renkler, uyarıcı oldukları kadar çökkünlük yaratıcı, yapıcı oldukları kadar da yıkıcı, itici yada çekici olabilirler. Ayrıca her renk, kendine özgü bazı tedavi edici ve dengeleyici unsur da taşır.

Tarihe baktığımızda eski Mısırlıların renklere ve renklerle yapılan şifaya çok önem verdiğini görebiliriz. Bu sebepten Karnak ve Teb gibi tapınaklarda renk kullanmışlar ve renk şifacılığını pekiştirmek için, renk salonları inşa etmişlerdir. Aynı şeyi kadim Hind ve Çin uygarlıklarında da görebiliyoruz. Oradaki şifacı din adamları da insanın yedi katlı doğası ile güneş tayfının yedi rengi arasındaki bağlantıyı temel alarak, bir renk bilim sistemi kurmuşlardır.

1670 yılında İngiliz fizikçi Ishaac Newton, karanlık bir odada güneş ışığının önce bir delikten odaya girmesini sağlamış, sonra bu ışığın önüne bir prizma koyarak parçalanış halini bir beyaz perdeye aksettirerek, yedi rengi elde etmiştir. Newton, beyaz perde üzerindeki renklerin bir sıra ile dizilişine Spektrum Solares (Güneş tayfı) adını vermiştir. Daha sonra güneş ışığını meydana getiren renk tayfı üzerinde araştırmalarına devam ederek, renk bilimini, bir bilim dalı olarak ortaya koymuştur. Newton’dan sonra Chevreul, Helmhotz, Young gibi fizikçiler ve de kimyagerler, bu proje üzerine eğilerek çalışmaları hızlandırmışlardır. Ancak günümüzde fizik ve metafizik alanında yapılan araştırmalar, renklerin bir terapi aracı olarak kullanılabileceğini ortaya koymuştur. Bugün dünyada birçok psikolog ve psikiyatr renkleri bir terapi aracı olarak kullanmaktadır. Dünyanın her tarafında bilinen bir atasözü vardır. ” Güneş giren eve doktor girmez. ” Işık, tabiatın bir ilacı ve en güzel tedavi aracıdır. Işığın, insanlar ve bitkiler üzerindeki fiziksel etkilerini hepimiz biliyoruz. Kaynağını güneşten alan ışık, elektromanyetik enerjilerle doludur. Bu enerjiler dünyadaki doğal hayatı devam ettirirler. Bitkiler, güneşten gelen enerjiyi yapraklarında bulunan klorofil sayesinde yakalar ve karmaşık moleküllere dönüştürür. Bu da bitkinin canlılığının devamını sağlar. Bu olaya kısaca fotosentez diyoruz. İşte ışık ile hayat arasındaki bağlantı!. Işık eksik ve yetersiz olduğu zaman, canlılar yeterli hayat enerjisini alamayacaklarından kendilerini sağlıksız, mutsuz ve sevgisiz hissederler. Renk terapisi, metabolizmada sağlıklı bir denge sağlamak için renk enerjilerinden faydalanma işlemidir.

Araştırmalar bize göstermiştir ki, insanda bedeni kuşatan elektromanyetik bir alan vardır. Buna Aura veya enerji beden diyoruz. Bedenimizi bulut gibi saran bu enerji alanı, ışık, (renk) elektrik, ısı, ses, manyetik ve elektromanyetik etkiler ile sürekli olarak etkileşimdedir. Ayrıca bu enerji alanı içinde yedi adet de, chakra adını verdiğimiz enerji dağıtım merkezleri vardır. Chakra’lar bedene giren ve beden tarafından yayılan enerjilerin oranlarını düzenlerler. Ayrıca bedendeki fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal fonksiyonların yerine getirilmesi için gerekli olan enerjiyi emerek, bunları ihtiyaç duyulan bölgelere dağıtırlar. Her bir chakra ayrı bir renge sahiptir. Chakraların fiziksel bedene doğrudan bağlı oldukları tek yer, salgı bezleri ve omurga sistemidir. Enerji merkezleri vasıtasıyla emilen enerjilerin vücuda yayılması, dolaşım ve sinir sistemlerinin yardımıyla gerçekleşir. Bu yolla tüm organlar, dokular ve hücreler enerjilerden eşit olarak faydalanmış olurlar. İnsanı ayakta tutan bütün bu sistemler ve organlar, enerjiye (belirli renklere) karşı duyarlıdırlar.

İnsanın içinde bulunduğu duygusal değişiklikler (öfke, korku, negatif düşünceler vs. ) chakralarda enerji dengesizliği meydana getirir. Burada, belirli bir rengin fazlalığı veya azlığı söz konusudur. Chakraların dengesiz çalışması fizik bedende hastalıkları oluşturur. Eğer bünyemizde herhangi bir denge bozukluğu başgösterirse, bazı renkleri veya renk kombinasyonlarını kullanarak, iç dengemizi tekrar kurabiliriz. Renklerin çevrelerine yaydıkları titreşimler, vücudun elektromanyetik ışınımıyla doğrudan bir etkileşim içindedirler. Söz konusu titreşimler chakralar tarafından emildikten sonra, direkt olarak omurgalara iletilirler. Omurgalara ulaşan bu enerji dolu titreşimler, sinirler yardımıyla gerekli organlara ve dengesi bozulan sistemlere taşınırlar. Böylece fiziksel rahatsızlıklara yol açabilecek olan duygusal ve zihinsel şikayetler en aza indirilir. Renklerle tedavi üzerinde çalışırken karşılaşılan en büyük sorun ise, ihtiyaç duyulan renklerin belirlenmesidir.

Her rengin bir de tamamlayıcı rengi vardır. Örneğin: Kırmızı – Turkuaz. Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk – Mavi. Sarı – Mor. Yeşil – Macenta’dır. Terapide renkler bazen tek başına bazen de tamamlayıcı renkleri ile birlikte kullanılır. Bu konu uzmanlık isteyen bir iştir. Çünkü renklerin bilinçsiz olarak kullanılması yarar yerine zarar da getirebilir. Renklerden en iyi şekilde yararlanmak istiyorsak mutlaka bir renk terapistine başvurmalıyız. Yağmurdan hemen sonra çıkan güneşle birlikte, gökkuşağına da merhaba der dünya. Belki de bilirsiniz, gökkuşağının altından geçen herkesin cinsiyetini değiştirdiği dedikodusunu. Keşke kendi orijinal cinsiyetine zorsuntu vermiş olanlar, gerçekten de gökkuşağının altından geçebilseler ve kendilerine has olan kimliklerini yeniden kazanmış olsalar. Biz gökkuşağını aklımıza her getirdiğimizde, hep İzmir-Turgutlu kara yolunu üzerindeki dümdüz ve yemyeşil olan üzüm bahçelerini hatırlarız. Ve de, o güzelim gökkuşağının insanlara göz kırpan renkler armonisini. Sanki sonsuzluktan akıp gelen ilahi bir ritmin, notalara bürünmesini beklemeyen bir acelecilikle, görüntüye bürünmüş olarak karşımıza çıkıvermesidir gökkuşağı İşte bu nedenle biz; renklerle koklamayı, renklerle işitmeyi çok severiz. Severiz çünkü renklerle temiz hava arasında, renklerle notalar arasında kanımızca tam bir uyum, ahenk ve ritim söz konusudur. ? Duygularını notalara dökenler, notaları sesleri ile zenginleştirenler, tınılara ve şiirlere elbise giydirip bir anlamda onlara ölümsüzlük aşısı yapanlar, aslında hayatı hep (ama hep) renklerle anlatmışlardır. Gülüm Pekcan ve dans grubu da, hayatı ve renkleri doğaçlama dans figürleri ile anlatmaya çalışarak, renklerin kıvrak figürlerle nasıl da sevecen anlatılabileceğini seyredenlere gösterirler.

Genellikle sesler arası ahenk, tını, nota ve renkler sanki birbirinin ayrılmaz birer parçası gibi yorumlandığı için, Cemre Müzik de bu konuda bir adım atarak, ?Dünyanın Renkleri Türkiye?de, Türkiye?nin Renkleri Dünya?da? sloganıyla hareket etmekte ve etnik, mistik, tasavvufi ve klasik Türk müziği dalında 18 ayrı CD çalışmasını ve İstanbul?un kültürel yerlerini tanıtan 6 video filmini, Türkiye?nin renkleri olarak dünyaya aşılamaktadır. Yine Amiate Records?un 60 yapımdan oluşan tüm dünya müziklerini de, dünyanın renklerini Türkiye?ye taşıyarak yapmaya çalışmaktadır

İsterseniz bu birlikte paylaşacağımız makalenin içinde; yaşadığımız şu hayata, giydiğimiz elbiselere, seçtiğimiz renklere, içinde olduğumuz iş dünyamıza, arkadaşlarımıza, onların evlerine, kuracağımız ilişkilere, yalnızca renklerin gözüyle, renklerin kokusuyla, renklerin diliyle bakalım bir kez de. İnanın böylesi bir bakışı biz çok seviyoruz. Umudumuz o ki siz de çok sevecek ve hoşlanacaksınız!. .

O halde haydi gelin hep birlikte renklere dokunmaya ve renklerin dünyasından hayatı anlamaya, hissetmeye çalışalım. Bilindiği gibi temel renkler olan mavi, kırmızı ve sarı herhangi bir rengin karışımı ile elde edilemezler. Bu üç renk genellikle diğer bütün renklerin üretilmesine kaynaklık yapar. Ara renkler ise temel iki rengin karıştırılması ile oluşturulur. Kırmızı + Sarı = Portakal rengini, Mavi + Kırmızı = Mor rengini, Mavi + Sarı = Yeşil rengini ortaya çıkarır. Orta renkler ise temel ve ikincil renklerin isimlerinin birlikte kullanılmasıyla ifade edilir. Renkleri yaşanılan hayat bağlamında yorumlayan Terörle Mücadele Daire Başkanlığında görevli Psikolojik Harekat Uzmanı Necati Alkan: ?. . Neden yalnızca siyah rengi kullanarak bir cehennem resmi çiziyorsunuz?. . Oysa ben, gökkuşağındaki bütün renkleri kullanıyor ve elimdeki boyalarla, rengarenk, cıvıl-cıvıl, ışıl-ışıl bir cennet resmi çiziyorum. Çizdiğim bu tablonun içerisinde ben mutlu / huzurlu yaşarken, dileyen herkesi de burada yaşamaya davet ediyorum.  demektedir. Aynı Kayserili bir iş adamına; ?2 X 2 kaç eder? diye sorduklarında, tebessüm ederek ?alırken mi verirken mi gülüm? biçiminde karşı bir soruyla, yani rakamsal grilik içinde kalan bir yanıtlama ile yaptığında olduğu gibi. Kanımızca, siyah ve beyaz kolay olmayan renklerdir. İnsanları fazlasıyla yorar. Gri ve grinin tonları ise insanı fazla yormaz ve mücadele etme düşüncesi uyarmaz. İticilikten daha çok; esnekliği, iddiasızlığı ile dikkatleri çeker denilebilir.

Aslında Çandar?ın yukarıdaki bu anlatımı gökkuşağındaki her rengin, hem de farklı farklı renklerin birlikte bulunmasının güzelliğine / gerekliliğine parmak basmaktadır, Aynı bizim Galatasaray taraftarı olmamıza karşın; sarı-lacivertli Fenerbahçe?nin şampiyon olmasını kutlamaktan da haz aldığımız gibi. Çünkü tutkulu bir sarı-kırmızılı olmak, sarı-laciverte ya da bordo-maviye veyahutta siyah-beyaza saygı göstermemizi hiç de engellemiyor engellememelidir. Hem sarı-lacivert olmasa, sarı-kırmızının da hiçbir önemi ve anlamı kalmaz. Ayni şekilde siyah-beyaz ve bordo maviler yoksa, sarı-kırmızının hiçbir değeri olmayacaktır. Kanımızca, tek bir renkten oluşan yalnızca iki ayrı takımın var olması, Bunun aksi ise, yani ?çok renkliliğin?, ?çok sesliliğin? olduğu devletler ise, demokratik ülkeler, özgür toplumlardır. Zaten ?haki? rengin yeşil?e hem de büyük harflerle yazılarak ?ete kemiğe büründürülmüş? bir ?Yeşil?e dönüşebileceğini de Türkiye örneklemesiyle, Susurluk kazası ve Hizbullah vahşetleri sonrasında da görmedik mi?. . Ya da; ?vallahide billahi de hiç görmedik?, ?hiçbir şey görmedik? değil mi?. . Yani neyin görülüp görülmeyeceğinin bile; yasalarla, tüzüklerle, yönetmeliklerle, genelgelerle, yönergelerle, belirlendiği bir ülkede, elbette görülecek olan bir şeylerde hiçbir zaman görülmez görülemez aslında. Kanımızca böylesi şeyler yalnızca rüyalarda görülür ve böylesi rüyalara da kabus adı verilir. O kadar işte!. . Şimdi de ele aldığımız konuyu bir fıkra ile zenginleştirerek yola devam edelim. Sovyetler Birliğinin dışa böylesi açılmadığı ve bir bütün halinde olduğu dönemlerde, Sovyet yurttaşlarından bir tanesi Lenin?e ?geri zekalı? diye hakaret eder. Adamı apar topar mahkemeye çıkarırlar ve hakim adama 20 yıl hapis cezası verir. Mahkemenin 20 yıl hapis cezası verdiği kararının gerekçesinde ise şunlar yazılmaktadır. ?. verilen 20 yıl hapis cezasının 6 ayı devlet büyüklerine hakaretten, 19 yıl 6 ayı ise devlet sırlarını açığa vurmaktan. ?dır.

Renkleri anlatırken bile politize olmuş değerlendirmelerin içine dalmanın verdiği dayanılmaz zevkin ve aydınlanma(ma)nın oluşturduğu hafiflik içinde, yeniden makalenin merkez konusu olan renklere dönersek; yerküreyi çevreleyen dominant renklere göz gezdirmemizde yarar vardır. Ormanlar koyu yeşildir hep. Yeni yetişen otlar ve fidan ağaçlar ise açık yeşil. Gökyüzü ise uçsuz bucaksız bir şekilde açık mavi. Peki ya gece?. . Gök yüzündeki renklerle dans eden hareketliliği inceleyecek olursak, bulutlu açık mavilerin koyu maviye, koyu mavinin laciverte ve ?gündüzün en yakın olduğu an, gecenin en karanlık olduğu zamandır? anlatımıyla ifade edildiği şekliyle en siyaha ulaştığı anların bileşkesi. İşte bu en koyu siyahın olduğu an, aynı zamanda aydınlığın geldiği anın başlangıç noktasıdır da aslında.

Güneş ise sıcaklığını hissettirdiği oranda sarıdır, hem de alabildiğine sarı. Bu nedenle de geçiciliği anlatımındaki gibianlatımı ile ifade edildiği gibi. Her gün yenilenen bu sancılı doğum ile birlikte; karanlığı kovma ve zor olan bir şeyi başarma söz konusudur sanki. Güneşin doğuşu nasıl sancılı ise, batışı da aynı onun gibidir aslında. Hem de her gün iki kez yaşanılan anlamlı, bir sancıdır bu Güneş, Nemrut’a çıkan herkesi kendine gebe bırakıyordu. Var olduğundan beri doğmayı hiç aksatmayan güneşe artık bir güneş doğurmak da bizim boynumuzun borcu .

Nemrut, adı gibi zalimce uzaktır yerden. Ama bu 2150 metreye tırmandığınız zaman bu durum zulüm olmaktan çıkar, armağana dönüşür. Çünkü zirvede bir hazine seni bekler. Güneş her sabah hazineye bir altın taç ekler. Binlerce yıldır bu böyledir . İyi de bunlar kitap bilgisidir. Bilgiyi yaşamak gerekir. Amaç, güneşin doğuşuna ermekse, yola geceden çıkılır. Kahta’dan bir arabaya binilir, bir buçuk saat dağın karnında gidilir. Sonra inilir, bir yarım saat zirveye yürünür. Dağ karanlığı ile gece ayazı, yıldızları buğulu üzüm salkımlarına dönüştürür. Tırmandıkça susarsın. Susadıkça ağzına bir yıldız tanesi atarsın . Tabii karanlıktan korkanlar geride kalırlar. Dağın eteklerindeki kahvede havanın alacalanmasını beklerler. Onlar tırmanırken bastıkları yerleri görmek isteyeceklerdir. Gece kuşu olup zirveye uçmak isteyenlerse yollarına devam edeceklerdir. Karanlık onların bedenlerini yutsa da, ayak seslerine dokunmayacaktır. Ayak seslerinin milliyeti yoktur. Kaygan taşlar, ayakların Alman, Amerikan, İsviçreli, İngiliz, İtalyan ya da Türk oluşuna göre ses çıkarmaz. Rüzgar da ayrımcılık yapmaz, dünyanın bir ucundan kalkıp gelen yabancı konuklarla, ev sahiplerinin yüzünü aynı şiddetle keser. Uğultusunu bütün kulaklara eşit dağıtır. Yaza güvenip ince giyinenlere hiç acımaz.

Güçsüz ve sakat bacaklarla, yaşlı kalplerin imdadına katırlar yetişir. Katır sırtında bile olsa zirveye ulaşmaya can atanlar nedense hep yabancıdır. Cefayı sefaya dönüştürmenin bedeli iki-buçuk milyon liradır. Katırcı Yasin’in aklı bunu almakta zorlanır. ?Gerçi bizim ekmek paramız ama gecenin ikisinde yollara düşmeye bence değmez. Adam 85 yaşında, katıra bile zor tutunuyor. Gavuristan’ından kalkmış gelmiş, bu yaştan sonra güneşin doğuşunu Türkiye’den izlesen ne olur, izlemesen ne. Çok meraklıysa güneşi kendi memleketinde doğursun. ? . Bir koleksiyoncu olan yaşlı adam ise farklı düşünmektedir Yasin?den. Çünkü o, bir güneş doğumu koleksiyoncusudur. Belleğine dünyanın her köşesinden bir doğuş kazımıştır. Sıkıntılı günlerinde onları hafıza albümünden çıkarır, yeniden yeniden seyrederek rahatlar. ?Dünyanın bu sekizinci harikasının üstüne güneşin nasıl doğduğu parçası eksik kalmıştı, şimdi tamamlanacak? der. Katırcının ise aklı iyice karışır. Tepeye vardığınızda ortalık ağarmaya başlamıştır. Bütün yıldızlar ışıktan kaçmıştır. Yeni günü beklemeye yalnız iki yıldız dayanabilmiştir. Güneşin gelişine daha yarım saat vardır. Kıvrımları yavaş yavaş belirginleşen heykeller, bu sabahın dağcılarını seyre dalar. İnsanlarla heykellerin bakışması olağanüstüdür. Alaca aydınlığın gölge oyunları, heykelleri insanlaştırır, insanları heykelleştirir. ?Ben böyle mistik bir manzara görmedim? diye bağırır birisi.

Doğuş yaklaştıkça herkes platform üzerinde yerini alır. Kameralar, fotoğraf makineleri hazırlanır. Ama güneş bir türlü doğmaz. Güneş belki ?Önce Doğu Toros sıradağlarının ihtişamına bakın? der. 2 bin metre aşağıda uzanan ovanın, Fırat’ın geçitleri ve Atatürk Barajı’nın göletleriyle süslenen sükunetine dikkat çeker. GAP’ın çevre illeri nasıl da sahil yerlerine dönüştürdüğünü hatırlatmak ister. Gözler iki dağ arasındadır ama güneşin acelesi yoktur. Güneş ihmalci de değildir. Evrendekilerin en dakiğidir. Ama bu seyir terasında, gözlerini güneşin çıkacağı iki dağın arasına dikenler her nedense ayıp eder: ?Hadi ya, niye doğmadı güneş hala? ?Hani 5’te doğacaktı? ?Belki rötar yapmıştır? ?Lastiği patlamıştır. ? ?Doğsa da gitsek artık, çok üşüdüm. ? Çene yarıştırmaktan, güneşin gönderdiği öncü ışık oyunlarını bile göremezler. Halbuki önce beş ton kızıl gerilmiştir ufka. İki soluk alımının ardından kızıllar kaçışmış, yerini 5 ton kayısılar, 7 ton portakallar, 9 ton limonlar almıştır. Işık, dağları bir griye, bir yeşile, bir mora boyamıştır. Gözlerimiz bunların hangi tonuna yetişeceğini bilemez. Renkler, havadaki kokuları bile değiştirmiştir. Karanlıkta başka kokan dağ çiçekleri, ışığı yedikçe kendine yeni kokular seçmeye başlar. Güneşin doğmasından hemen önce; dağ, taş, börtü-böcek taptaze yeni bir gün kokmaya başlarlar.

Güneş tarafından, çeşitli dalga boylarında üretilen bu enerji, nesnelerden yansıyıp gözümüz tarafından algılandığa ışığı görmüş oluruz. Aslında çevremizde bulunan ve görebildiğimiz her şey, ışığın yansımasıdır. Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk Örneğin koyu renkte görünen nesneler, parlak nesnelere oranla daha çok ışık emerler ve böylece göze daha az ışık yansıtırlar. Açık renkli nesneler ise, daha çok ışık yansıtarak parlaklık ve yoğunluk yanılsamasına yol açarlar. Emre Karakayanın (+9 0534 519 90 01 )  düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk parlak olarak algıladığımız objeler çok ışık yansıtırlar. Işığı oluşturan dalga boylarının hızları, bir ortamdan ötekine geçerken değişiklikler gösterir. Renk, ışığın ayrılmaz bir parçasıdır. Işık değişik dalga boylarına dönüştüğünde çeşitli renkler ortaya çıkar. Renkler Ancak gökkuşağını oluşturan yedi renk, bütün renk spektrumunun sadece çok küçük bir bölümüdür. Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk gerçekte her rengin birçok tonu ve çeşidi vardır. Her rengin kendine has bir emme ve yansıtma özelliği bulunur. Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk ancak renklerle tedavinin temelini tüm bu bilgiler oluşturur. Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk çünkü değişik frekanslardaki ışıklar (renkler) vücudun çeşitli bölgelerindeki enerjilerle bir iletişim halindedir. Kromaterapi olarak da bilinen renk terapisi, belli renklerin şifalı enerjileri harekete geçirdiği fikrine dayanır. Terapi zihin ve bedeni tedavi etmek ve denge Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk sağlamak için gökkuşağının yedi rengini kullanır. Renk spektrumu ışık enerjisinin farklı frekans ve dalga boylarından oluşur. Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk Ayurvedik tıp renklerin enerjisini denge ve şifa sağlamak için kullanır.

Renklerin belli şifa nitelikleri (örneğin kırmızı, enerji verici; mavi, teskin edici) telkin ettiği ve her renk tarafından üretilen titreşimlerin kişiyi dengelediği söylenir. Renk terapisiyle ilgilenen holistik hekimler genellikle renk spektrumunun yedi rengiyle vücudun çakralar olarak bilinen yedi özel bölgesi arasında bağlantı kurmaktadır. Emre Karakayanın (+9 0534 519 90 01 )  düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk terapisi kaynağını binlerce yıldır Hindistan’da uygulanan bir tıp türü olan Ayurvedadan alır. Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk Ayurveda her bireyde evrenin beş temel elementin bulunduğu fikrine dayanır: toprak, su, hava, ateş ve eter (boşluk). Bu elementler bireyde o kişinin karakteri ve yapısına özgü belli bir oranda bulunur. Sağlıksız yaşam alışkanlıkları ya da dış güçlerin etkisiyle bu elementlerin dengesi bozulduğunda hastalık ortaya çıkar. Ayurvedik tıp bu dengenin yeniden kazanılması için spektrumda doğal olarak bulunan renkleri kullanır. Renk terapisi antik Mısır ve Çin’de de uygulanmıştır. Geleneksel Çin tıbbında (GÇT) her organ bir renge denk gelir. Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk Qigong’da iyileştirici sesler, her biri sırayla belli bir organ ya da duyguya karşılık gelen bir renk ile özdeşleştirilmiştir. Yogada, çakralar vücudun belli spiritüel enerji merkezlerini oluşturur.

Renklerin terapötik etkisi temsil ettikleri çarka ile bağlantılıdır: Kundalini enerjisi insan organizmasının sınırsız potansiyelini barındıran, açığa çıkmayı bekleyen, uyur durumdaki gizli enerjidir. Aura, insan bedeninden yayılan enerji alanıdır ve belli bir renk çemberinden oluşur. Auralar kişiye özeldir ve diğer aura alanlarından etkilenir. Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk Alkol, sigara, stres, dengesiz beslenme aura alanını zayıflatırken, güneş ışığı, egzersiz, meditasyon, olumlu düşünmek ve doğal olmak aura alanını güçlendirir. Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk Aurada mor ve lavanta rengi sinir sisteminde konsantrasyonu arttırıp, rahatlama sağlarken, yeşil gevşeme, sarı ve Cinselliği Uyaran Işık Tedavisi Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk ise uyarıcı etki yapar. İç organlar ve kan dolaşımında ise koyu lacivert yumuşatıcı, dengeleyici rol oynarken, yeşil rahatlatıcı, kırmızı uyarıcı etkilidir. Mavi renk heyecan ve stresi azaltıp tansiyonu düşürürken, kırmızı vücut ısısını arttırır. Renkler terapötik olarak sayısız şekilde uygulanabilir.

Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk Ayurvedik tıp uygulayıcıları hastalarının terapötik tonları dolayısıyla seçilen renkte giysiler giymelerini sağlar. Depresyon hastaları yükseltici ve enerji verici özellikleri dolayısıyla seçilen kırmızı ve Cinselliği Uyaran Işık Tedavisi Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk giysiler giyebilir. Hastalar aynı zamanda tedavinin iyileştirici etkilerini artırmak için renk-filtreli ışık kaynağı ile ışık banyosu yapabilirler. Emre Karakayanın (+9 0534 519 90 01 )  düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renknin Ayurvedik tıpta önerilen bir başka yöntemi ise suyu renkle tedavi etmek ve sonra ona yüklenen iyileştirici özellikler nedeniyle o suyu içmektir. Bu uygulama için bir bardak suyun etrafı ve üzeri renkli kağıt ya da renkli plastik bir örtü ile kaplanır ve bardak doğrudan gün ışığına bırakılır böylece su o rengin iyileştirici özelliklerini ve titreşimlerini soğurur. Renkler belli sakinleştirici ya da iyileştirici etkiler elde etmek için çevresel olarak da kullanılabilir. Boya, duvar ve pencere uygulamaları, mobilyalar ve dekoratif aksesuarlar belli renk ailelerinden seçilebilir. Kıyafetler iyileştirici özellikleri nedeniyle belli renklerde seçilebilir. Renk terapisi, terapötik etkiyi artırmak için hidroterapi ve aromaterapi ile birlikte kullanılabilir. Spalar ve holistik hekimler, şifalı esansiyel yağlar eklenmiş ılık ya da sıcak suyun ve renk terapisinde kullanılan parlak tonların yararlarını birleştiren renk banyoları ya da suları önerebilir.

Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renkler farklı ışık frekanslarından oluştuğundan holistik hekimler bazen belli müzik ve ses terapisi türlerini de birlikte kullanabilmektedir. 49. Titreşimsel Teknik olarak bilinen benzer bir yöntem, renk spektrumu tarafından üretilen sessiz titreşimleri sesli karşıtlarına tercüme etmek için matematiksel bir formül kullanır. Görsel renkler ile sesli frekans karşıtları birleşince renk frekansının terapötik değerinin arttığı düşünülmektedir. Spektrumun yedi renginden her birine belli bir şifa niteliği atfedilmiştir. Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk herhangi bir tedavi uygulamadan önce, Ayurvedik tıp uygulayıcıları hastayı eksiksiz şekilde muayene eder ve “prakriti”sini (tabiatını) tespit etmek için hasta ile mülakat yapar. Prakriti kişinin ömrü boyunca değişmeden kalır. Tedavi için seçilecek renklere, kişide üç doshanın (vücut tipleri) dengesi veya dengesizliğine göre karar verilir. Kişinin mizacına ve vücut tipine karşılık gelen üç dosha -vata, pitta ve kapha- bulunur. İnsanların çoğu biri ağır basacak şekilde üç doshanın (tridosha) birleşimidir. Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk bazı durumlarda, holistik hekimler hastanın aurasının fotografik bir görüntüsünü ya da hastanın elindeki elektrik sinyallerini okuyan özel bir kamera kullanarak kişisel enerji alanını kaydetmek isteyebilir. Kamera hastayı, vücudunun etrafını çevreleyen farklı renkler şeklinde görüntüler. Bu renkler hastanın özgün aura enerji yapısını saptamak ve bu auraya hangi tür renk terapisinin tamamlayıcı olacağına karar vermek üzere analiz edilir. terapisi her ne kadar gevşemeyi artırma, genel sıhhati düzeltme ve bazı bozukluk ve hastalıkların tedavisinde ek ya da tamamlayıcı terapi şeklinde etkili de olsa ciddi kronik ya da akut sağlık sorunları olan kişiler tedavi için yalnızca bu terapiye bel bağlamamalıdır. Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk herhangi bir kronik ya da akut sağlık sorunu olan kişi diplomalı bir tıp hekimine danışmalıdır. Renk terapisinin yaygın uygulamalarının bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur. Ayurvedik tıp Hindistan’da binlerce yıldır yerleşik olan sağlam bir tıp uygulamasıdır. Buna karşın Birleşik Devletler’de tamamlayıcı bir uygulama olarak görülür. Yine de Ayurvedik spalar ve tıbbi uygulamaların sayısının artmasıyla son zamanlarda popülerliği giderek artmaktadır.

Renk terapisinin yararları geniş ölçüde araştırılmamıştır ve halen alopatik tıp topluluğu tarafından bir yan tedavi olarak görülmektedir. Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk Eğitim ve Sertifikasyon Renk terapistleri ya da Ayurvedik tıp uygulayıcıları olarak çalışan kişilerin özel bir sertifika ya da diploma almalarına gerek yoktur. Dişil Enerjinin Titreşimleri Ayaklarımız ağrıyor, belimiz sızlıyor, zihnimiz karmakarışık, bir türlü bu dağınık odayı toparlayamıyor; iş, görev ya da zorunluluk halini alınca da yaşam enerjimizi kaybediyoruz. Bu öyle hemen olmuyor; kirleticileri biriktirme sürecimiz, vücudumuzda blokajların oluşması ruh ve beden halimize göre hızla değişebiliyor. Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk özellikle kadınlarda erken yaşlanma, hücre kaybı, menopoz ve ağrılı adet dönemi gibi travma yüklü ruh halleri görülebiliyor. Kadın danışanlarımın çoğu, yaşadıkları zihinsel ve bedensel ağırlıklardan bir an evvel kurtulma arzusuyla geliyor bana. Bedenimiz bir uzmana görünmesi gerektiğini söyler bize; ama çoğu kişi ona kulak asmadığı için ancak zorunlu ilaç kullanımına ramak kala bir uzmanın kapısını çalar. Sorunlarımızın özüne inmek, tarafsız bir analiz ve sağduyu ister. Bunu her zaman başaramayız. Takılıp kaldığımız ağrılı regli dönemleri ya da aşırı sinir halleri, hormonlarımızın nasıl da tahribata uğradığını bize bir kez daha gösterir. Kontrol edilemez bir hal aldığında ise bir uzmana gitmek ve destek alma zamanı gelmiştir. Kadınlar için renk terapisi, Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renk biz kadınların en çok haz aldığı haller, bir buket çiçeğin narinliğinde, özel bir kokunun en alt notasında gizlidir. Birçoğumuz sevilmek için yanıp tutuştuğumuz halde bir kuru dal bile alamayan ruh halimizin içinde kıvranır dururuz. Bazen “Bir kuru dalını mı gördüm” diye dile getiriveririz oracıkta. Emre Karakayanın düzenlediği enerjistmasor.com sitemizde daha sonra daha geniş açıklayacağımız yaşantımızda naturel yatıştırıcı ve dinlendirici lacivert renklerin, harekete geçirebilen, sakinleştirebilen, heyecanlandırabilen, rahatsız eden, dinginleştirebilen hatta üşüten ve ısıtan bir gücü vardır. Işığın yetersiz olduğu durumlarda hem bitkilerde hem de insanlarda çeşitli olumsuzlukların ortaya çıkması bilim adamlarını bu konu üzerinde çalışmaya yöneltmiştir. İnsan vücudunun ışığa tepki gösterdiği fark edilince ışık ve rengin insan üzerindeki etkisi bulunmaya çalışılmış, bu çalışmaların sonunda da ortaya renk terapisi çıkmıştır. Renkler çağrışımlarla duyguları anlatır.

indeks: Dark Blue, Lacivert,  Color therapy, art Iherapy, alternative treatment, renk, zihin, beden, duygu, denge, canlılık,, Spor, fiziksel sağlığı, zihinsel sağlığı, ruhsal sağlığı, stres, Emre Karakaya,

.

Kromoterapi Altın Renk Karaciğeri Düzenler.

Anne Sütü Gözde Kaşıntı, Nezle, Kızarıklığa Faydalıdır.

Yorgun ve Bitkin Düşenlere Hurma Dinçlik ve Enerji verir.

incir sperm arttırıcı özelliği Mevcuttur. Aile’nin Mutluluğudur.

Güzelliğin Sırrı Kara Üzümdedir.

Ceviz Kabuğu Suyu Diş Tartarlarına Karşı Faydalıdır.

Kızılcık Sağlıklı Cinsel Yaşam Sağlar.


.

—–

loading…

—–




—-
.

Bilgi kaynaklarımız:
www.enerjistmasor.com

www.bitkiveinsan.com

www.faydaliyasam.com

www.google.com

UYARI:
Sitemizde hastalikları teşhis tedavi etmek ile ilgili 1219 sayılı Tababet Kanunu’na göre sadece doktorların görevi olduğu bilinciyle, web sitesinde yer alan bilgiler sağlıklı ve yararlı yaşama hakkında bitkisel doğal tavsiye niteliğinde olup paylaşımlar ve konularımız tavsiye ettiğimiz ürünlerimiz ilaç değil, yaşama yararlı besin destek ürünleridir. Tedavi veya hekim tedavisi yerine geçmez. Paylaşılan metinlerde ve Kürlerin içerisinde geçen bitkilerin kullanımından önce, özellikle adı geçen bitkilere alerjiniz olup olmadığını doktorunuza kontrol ettirdikten sonra kullanmanız tavsiye olunur. Yaşama sağlıklı, afiyet içinde, yararlı yaşamanız dileklerimizle…

—–


—–

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir