google.com, pub-1930911433260146, DIRECT, f08c47fec0942fa0
gcse.src = 'https://cse.google.com/cse.js?cx=' + cx; var s = document.getElementsByTagName('script')[0]; s.parentNode.insertBefore(gcse, s); })();

Erguvan Rengi İnsanda Ağrıyı Azaltır Rahatlatır. 1

Erguvan Rengi İnsanda Ağrıyı Azaltır Rahatlatır. 1

İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Böbrek ve böbrek üstü faaliyetini sakinleştirir, ağrıyı azaltır, rahatlatır. Mor, lila, pembe tonları arasındaki rengi de Türk mutfağında salatalara renk ve lezzet  vermek için tercih edilmiştir.

Kullanılışı: 1 bardak suya, 10-20 gr ufalanmış kök, kabuk veya yaprak konur, 10 dk kaynatılır, günde 2-3 bardak içilir. Kök, dal kabuğu veya yapraklar toz haline getirilir, günde 1-2 gr içilir. Kullanılan Kısımları : Kökleri dal ve kabukları ve yaprakları. Ayrıca  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi ın sert ve güçlü dallarından baston yapılmıştır.

Metafiziksel Görüş Hasan İnsan vücudunu her canlının çevresindeki elektromanyetik enerji ışınıyla ilişkilendirir. Ona göre bu vücut ya da enerji ışını vücudumuzun sağlıklı kalmasından sorumludur. Aynı gerçek, Azeemi’nin Renk Terapisi kitabında şöyle anlatıyor : “Fiziksel bedenimizin kendisinin her şey olduğu yanlış bir konsept değil, bunun yerine bedendeki elektromanyetik ışıma (aura) bize enerji veriyor ve sağlık veya hastalıkları fiziksel beden ‘Bu kavramlar Kirlian teknolojisini kullanarak Hintli bir araştırmacı Shah ile işbirliği içinde çalışan Rus bilim adamlarının desteğini aldı. İnsan vücudundaki elektromanyetik enerji ışıltısını fotoğraflamışlar ve gerçek hastalığın aura’da ilk ortaya çıktıklarını ve daha sonra fiziksel bedenimize transfer edildiğini keşfettiler ve fiziksel vücudumuzda görünüşünden 6-8 ay önce tespit edilebileceklerdi. Böylece,  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Kromoterapinin koruyucu bir tedavi olabileceği gerçeğini tespit etmişlerdir. Bu teoriyi desteklemek için Thelma Moss şunları kaydetti: “Vücutlarımız da dahil olmak üzere dünyamızda görünüşte katı nesneler elektromanyetik enerjiden oluşur, nesne ne kadar sağlam olursa enerjide o kadar yoğun olur.” Bu gerçek, aynı zamanda Einstein’ın Shah’ın “İlahi iyileştirme” adlı makalesinde yaptığı bir düşünceyi de göstermektedir:

“m” kütlesi olan nesneler olsak ve kendimizi çok güçlü ve yüksek yoğunluklu bir elektromanyetik alana maruz bırakırsak ve sonra maddenin enerjiye yavaş yavaş dönüşeceğiz. Enerji formunda, üstün bir bilinç seviyesi elde edersek, enerji akışını yönlendirebiliriz ve uzay-zamanın sınırlı boyutlarıyla kısıtlanmayacağız. Dolayısıyla bu durumda geçmişe geri dönmek veya gelecekte seyahat etmek için zaman sınırını aşabiliriz. Bilinçli bilgeliğe sahip bir enerji kaynağı olduğumuza ek olarak, kendimizi fiziksel formumuza geri döndürme kabiliyetine sahibiz.

Einstein’ın açıklamasından sonra Klotsche’nin Renk Tıbbında öne sürdüğü gibi, fiziksel beden etrafındaki elektromanyetik cesedi haklı kılmak için yeni bir kapı açılabilir ve sadece Einstein’ın matematiksel enerji formülüyle Batı’nın maddi veya mekanik Newton’a bağlı dünyasına gösterebileceği açıklanabilir E = mc 2 . Einstein’a göre enerji ve madde değişebilir ve birbirine dönüştürülebilir. Klotsche, bu olguyu şöyle açıklıyor:

Bir maddenin titreşim oranının maddenin yoğunluğunu veya şeklini belirlediğini biliyoruz. Evrendeki titreşim kalıplarını, yani kozmik elektromanyetik ölçekte bulunan enerji aralıklarını veya alanlarını tanıdığımızda, kozmosun zarif enerji oktavlarında bulunan muazzam şifa güçlerine kapıları açabiliriz. İnsan vücudu için yararlı frekanslarıyla görünür ışık tayfı, iyileşme için önleme aracı sağlar. Renk Tıbbı gerçekten, geleceğin tıbbıdır.

  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Kromoterapi, elektromanyetik beden veya vücut çevresindeki aura (enerji alanı) Renkleri sağlar ve bu da enerjiyi fiziksel bedene aktarır. Bu, renk terapisini çeşitli terapiler arasında en etkili kılar.

Renk ten söz ettiğimizde, enerji dalgaları demektir. Her biri kendi frekansı olan her renk bir enerji şeklidir. Ghadiali, cilde bir renk veya renk yerleştirmenin vücuda renk besleme biçimi olarak hareket ettiğini kabul etti. Stellar Research Corporation’ın Patterson, ‘ışığın, saf enerjiye en yakın olan şey olduğunu tespit edebildiğimizi açıklıyor. Saf titreşim enerjisi olarak renk, sağlığı korumak ve hastalığın üstesinden gelmek için rasyonel bir terapidir “. İnsan vücuduna uygulandığında ışık, her rengin bir miktar enerji ile ilişkili olmasından ötürü yetersiz enerjileri sağlayacaktır. Fizikten gelen bir kavram, chromotherapists’in “Renkler enerji kazandıran” fikrini teyit eder. Sunulan  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Kromoterapi ile ilgili herhangi bir teori arasında hiçbir çelişki ortaya çıkmadı, ancak İnsan vücudu etrafındaki elektromanyetik radyasyon ışıltısı ve nicelemesi de dahil olmak üzere geçmişte üzerinde durulmayan bazı çalışma alanları var.

Renklerin, fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak her seviyede derin etkisi var. Enerji seviyelerimiz engellenir veya tükenirse, o zaman vücudumuz düzgün çalışmaz ve bu da farklı seviyelerde çeşitli sorunlara neden olabilir. Bu kavram Klotsche tarafından da desteklendi:

İnce kuvvetler arasındaki bu birbiriyle ilintili sistemler, enerjiyi, tıkanmış veya yetersiz hastalıklı alanlara doldurur veya yeniden kanallarlar; çünkü hastalık, enerji akışının bir kısıtlamasından başka bir şey değildir. En az direnç yolunda enerji veya titreşim akışı bildiğimizden ve titreşimsel şifanın kullanımı ile ekstra enerji ilişkisinden geçtiğimizde, uygun enerjiler, gereken enerjiyi, en çok istediği yerden kurtararak gerekli alanları ararlar. Vücudun yoğun fiziksel enerjisi ile vücut işlevlerinin veya aktivitelerinin birçoğunu kontrol eden ustaca enerji arasındaki etkileşim, enerji ile madde arasındaki ilişkiyi anlamanın anahtarıdır

Bu enerji vücudu Perry tarafından  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Kromoterapinin bilimsel dokümantasyonunda tarif edildiği gibi fotoğraf yoluyla da kanıtlanabiliyor: 1939’da Kirlian, bir fotoğraf plakasındaki bir nesnenin yüksek gerilim elektrik alanına maruz kalması durumunda plak üzerinde bir görüntü oluşturulduğunu keşfetti. Görüntü renk li bir halo veya koronal bir deşarj gibi gözüküyor. Bu görüntünün, her canlıyı çevrelediği iddia edilen vücuttaki (aura) elektromanyetik radyasyonun fiziksel belirtisi olduğu söyleniyor.

Çalander, İnsan vücudu ve işindeki enerji ışıltısı ile ilgili ortaya çıkmamış gerçekleri açıkladı. Bu düşünce, hastaları tedavi etmek için Şah ve Rus sağlık personeli tarafından da kullanılmıştır. Bu keşif, yeni bir araştırma alanına yol açtı; ne yazık ki, bilim adamları bugün bile vücuttaki elektromanyetik enerji temel bilimi (aura) ile  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Kromoterapi arasındaki ilişkiyi araştırmamıştır. Ortodoks tıp ve bilim ışıkların nasıl çalıştığına dair kendi açıklamalarını sunar. Bu açıklamalar kesinlikle fiziki fonksiyonlara dayanır ve Kirlian cihazlarıyla gösterilen veya fotoğraflanan biyoelektrik enerji alanını yoksayar. Bu elektromanyetik enerji, renk tıbbı kullanarak, ışık frekanslarıyla auralarımız aracılığıyla fiziksel bedene taşınabilir, ayrıca şöyle açıklanabilir: “Bütün canlılar nemli; nem filmden elektrik yük desenine emülsiyondan özne transfer edilir ve bir Kirlian görüntüsünün görünmesine neden olur. Bu şüphesiz, hastalığın kromopati doktrine göre nasıl tedavi edildiğini anlamamıza yardımcı olur, ancak vurgulanması gereken alan, her canlı vücuttaki elektromanyetik parlaklığın kuantum halidir.

Git:  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Kromoterapi Uygulamaları Işık Etkilerinin Değişimi Araştırmalar, prematüre bebeklerin üçte ikisinde bulunan potansiyel olarak ölümcül bir durum olan yenidoğan sarılığının güneş ışığına maruz kalmasıyla başarıyla tedavi edilebileceğini ileri süren çalışmalara 1950’lerde devam ettiğini ileri sürdü. Bu 1960’lı yıllarda doğrulandı ve beyaz ışık, bu durumun tedavisinde yüksek riskli kan naklinin yerini aldı. Mavi ışık daha sonra tam spektrumlu ışığa (yenidoğan sarılığında en yaygın tedavi şekli) kıyasla daha etkili ve daha az tehlikeli bulundu. Yenidoğan sarılıklarının tedavisinde mavi ışığın turkuaz ile karşılaştırılması, Ebbesen ( 19). Parlak beyaz tam spektrumlu ışık, şimdi kanserler, SAD (mevsimsel afektif bozukluk, sözde kış depresyonu), anoreksiya, bulimia nervoza, uykusuzluk, jetlag, vardiyalı çalışma, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı tedavisinde de kullanılmaktadır. genel ilaç düzeyleri. Schauss, renklerin sakinleştirici etkisi üzerinde çalıştı ve bu rengin agresif davranış ve şiddeti azalttığını buldu.

Işık yansıtır veya saçar (yansıma ve saçılma) ışığı emme (absorpsiyon) hiçbir şey (transmisyon) refraktif ışık (kırılma) Yansıma ve saçılma Işık Yansıma ve Saçılma Yansıyan ve dağınık ışık Bir sürü cisim ışığı bir dereceye kadar yansıtıyor, ancak özellikle yansıtıcı olan bir şey, atomdan atoma kolaylıkla geçebilen daha fazla serbest elektrona sahip.

Bu elektronlar tarafından absorbe edilen ışık enerjisi başka atomlara geçmez. Bunun yerine elektronlar titreşir ve ışık enerjisi, orijinal ışık ile aynı frekansta materyalden dışarı gönderilir. Absorbsiyon Emilen ışık Emilen ışık Bir şey yansıması olmayan veya opak görünüyorsa, gelen ışık kaynağı frekansı verilen materyaldeki elektronların titreşim frekansıyla aynı veya çok yakındır. Materyalin elektronları ışık kaynağının enerjisini emer ve ışık emilir, malzeme veya nesne opak görülür; çok az veya hiç yansıması yoktur. Transmisyon İletilen ışık İletilen ışık

Bu, gelen ışığın enerjisi, belirli malzemedeki elektronları titreştirmek için gereken enerji veya frekanstan çok daha düşük veya çok daha yüksek olduğunda oluşur. Bu nedenle, bir nesnedeki elektronlar, ışık enerjisini yakalamak yerine şeffaf görünürler; ışık dalgası nesne / materyal boyunca değişmeden geçer, böylece nesne / materyal ışık frekansına karşı şeffaf olur.

Refraksiyon Kırılmış ışık Su içermeyen ve su ile ışığın su ile nasıl kırıldığını gösteren bir bardak

Şimdiye kadar bir içkinin içine bir saman koyduysanız, o halde, suyun altında samanın bükülmüş gibi göründüğünü fark etmişsinizdir. Bunun nedeni Kırılma’dır. Gelen ışığın enerjisi, materyaldeki elektronların titreşim frekansı ile aynı ise, ışık materyalin derinliklerine gidebilir ve elektronlarda küçük titremelere neden olur. Bu titreşimler, elektronlar tarafından atomlara iletilir ve gelen ışıkla aynı frekansta ışık dalgaları gönderilir. Bu son derece hızlı bir şekilde gerçekleşse de, malzemenin içindeki ışığın bir kısmı yavaşlar ancak malzemenin dışındaki ışık frekansı aynı kalır. Bunun sonucunda malzemenin içindeki ışık hafif bükülür. Çarpıklığın açısı (kırılma), maddenin ışığı ne kadar yavaşlatabileceğine, bu durumda yukarıdaki resimdeki gibi suya bağlıdır. Doğal cisimlerin neden renk li olduklarına dair bir örnek Yansıyan ışık örneği Olgunlaşmış bir domates, yansıtıcı ışığa (parlak bit) ve Emilen ışığa (kırmızı renk ) iyi bir örnektir. Olgun domateslerin görüntüsünde, renklerin neden bu kadar iyi olduğunu gösteren örnek iyi bir örnektir. Domatesler Kırmızı gibi görünür, çünkü olgunlaştıklarında domatesler “Likopen” olarak bilinen bir karotenoid içerirler. Likopen parlak kırmızı renk li bir karotenoid pigmenttir ve sadece fitillerde değil aynı zamanda diğer kırmızı meyvelerde de bulunan bir fitokimyasal maddedir. Likopen, görünür ışık tayfının çoğunu emer ve renk te kırmızı olurken, likopen çoğunlukla kırmızıyı izleyiciye yansıttığından, olgunlaşmış bir domates Kırmızı gibi görünür.

Bir şeylerin rengi olmasının birçok nedeni vardır, ancak esas olarak maddenin emilimi ve saçılma özellikleri, onu aydınlatan ışığın gelen dalga boylarınınkinden farklı olması nedeniyle ortaya çıkar. Bir başka örnek olarak: yeşil yaprakları veya çimlerin yeşil olduğunu görürüz, çünkü yapraklar ve çimen (ve diğer yeşil bitkiler) ışığı enerjiye dönüştürmek için klorofil kullanırlar. Doğası ve kimyasal yapısı nedeniyle, klorofil yelpazenin mavi ve kırmızı Renklerini emer ve yeşili yansıtır. Yeşil, izleyiciye yansıtılarak çimlerin ve yaprakların yeşil görünmesini sağlar. Renk nasıl gördüğümüze kısaca göz attığımızda … gözün çubukları ve konileri yeşilin belirli dalga boyunu ve frekansını yakalar ve mesajı beyne gönderir. Benzer şekilde olgunlaşmış bir domates kırmızıdır, çünkü tayfın kırmızı ucundan gelen ışınları yansıtır ve mavi uçtaki ışınları emer. Giydiğiniz Renkler Chakra’larınızı, Mutluluğunuzu ve Ruh Halinizi Etkiliyor. Rengi bir ışık olarak üstünüzde taşıyabilir, yiyecekler, içecekler yada renk li bir su olarak içinize sindirebilirsiniz. Bunu yaparken çeşitli yöntemlerden istifade edebilirsiniz. Bunlar ışık kutuları, ışıklı ambarlar, renk li ampuller, kumaş ve dekorlardır. Giydiğiniz elbiselerin Renklerinde, kullandığınız çarşaf gibi eşyalarda mavi, pembe, yeşil yada sarı kullanırsanız daha derin ve rahat nefes alabilirsiniz. Bu Renkler akciğerleri ve diyaframı güçlendirir. Sinirli veya aşırı hareketli bir çocuk turuncu veya kırmızı yatak takımının içinde uyumamalıdır. Böyle çocuklar için yeşil yada mavi uygundur. Halı ve perdeler kişiliğe uygun Renklerde olmalıdır. Örneğin sürekli kavga eden bir ailenin duvardaki turuncu renk li halıyı maviye, hatta pembeye çevirince daha iyi anlaşmaya başladıkları görülmüştür. Duvar ve mobilyalar da hem İnsanın ruhi halini hem de sağlığını etkilemektedir. Renk li tablolarla dekorasyon İnsana canlılık verir. Bunu yaşadığınız mekanlarda uygulayabilirsiniz. Doğada her tür renk bulunur. Bu güzelliklerden faydalanarak onu yaşantımıza sokabiliriz. Ev bitkileri renk li yada yeşil bir ev, bitkiler yaşantımızda oldukça iyi sonuçlar verir. Renkleri içinizde var olan gücünüzde canlandırarak üçüncü gözünRenklere karşı olan dikkatini artırabilirsiniz. Gözlerinizi kapatıp, bir rengi hayalinizde canlandırarak, kendinize enerji yükleyin. Renkleri içinize çekerek ve bunu vücudunuzun enerji merkezlerine yollayarak nefes alın ve verin. Rengi orada tutarak o bölgenize enerji yükleyip tedavi edin ve tedavi olduğunuzu düşünün. Düşünün ve “ben iyileştim”diyin. Sonuçta iyileştiğinizi göreceksiniz.

Hayatımızın ayrılmaz bir parçası olan renklerin kişilik yapımızdan tutunda, sağlığımıza hatta hastaları tedavi edici bir yöntem olarak kullanıldığını biliyormuydunuz? Kozmik bilim konusundaki çalışmalarıyla Türk kamuoyundan büyük ilgi gören, renklerin İnsan hayatında önemli bir yeri olduğunu söylüyor. Gerek eserlerinde, gerek konferanslarında ve gerekse sık sık çıktığı televizyon programlarında renklerin dünyası hakkında önemli açıklamalar yapan Prof. Maranki, “Renkler İnsanın merkezi sinir sistemine pozitif enerji yayarlar. Böylece sinir sistemimizin bu pozitif enerji ile beslenip vücuttaki enerji merkezlerimizi açarak enerjinin vücudumuzda dolaşması sağlanmaktadır. Dünyadaki hayatın kaynağı olan Güneş’in yaydığı ışınlar, dalgalar veRenkler İnsan hayatının ayrılmaz birer unsurlarıdır. Bunlardan Renkleri ele alacak olursak; Renkler hayatımızı ve duygularımızı önemli derecede etkileyen unsurlardır. Renkleri hayatımızda, yerinde kullandığımız takdirde, bazı hastalıkları tedavi edici etkisinin olduğu çok eski çağlardan beri bilinmektedir. Çünkü Renkler, merkezi sinir sistemine pozitif enerji yayarak sinir sistemimizin bu pozitif enerji ile beslenip vücuttaki enerji merkezlerimizi açarak, enerjinin vücudumuzda dolaşmasını sağlamaktadır. Bu da bize psikolojik olarak mutluluk vermekte, böylelikle de hayatımızı düzene sokmuş olmaktayız. Renklerin İnsan hayatında ve kişiliği üzerindeki bu olumlu yada olumsuz etkileri araştırmalarla bilimsel olarak da tespit edilmiştir.

 Renklerin tedavi edici özelliğinden bahsettiniz. Bu konuyu biraz detaylandırır mısınız? Renklerin tedavi edici olması, vücuttaki enerji merkezlerinin renginin renk çarkında olmasına bağlıdır.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  nde kullanılan Renkler; kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, turkuaz, lacivert ve mordur. Bunlar renk çarkını oluştururlar. Terapi esnasında kişiye bu Renkler sunulur, sonra ona bu Renklerden hoşuna gidenleri sıraya koyması söylenir. Buradaki renk seçimine göre de onun kişilik yapısı hakkında tahminler yapılır. Bu  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  sonucunda kişinin duygusal ve fiziksel istifadelerini, eksikliklerini ortaya çıkarırız. Ayrıca onda gizli kalmış yetenekleri de açığa vurmasını sağlarız. Bunun yanında psikolojik problemlerin çözümlenmesinde, vücutta fizyolojik dengesizlikleri çözümleyecek hastalıkları önlemede de  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  nden istifade edilir. Vücuttaki her enerji merkezinin kendine has bir rengi vardır. Buradaki yedi renk ten her biri, bağlantılı bulundukları enerji merkezi bölgesindeki organların hastalıklarının tedavisinde yüz yıllardır kullanılmaktadır. Bu süreç Şamanizmden başlayarak Hint, Çin, Mısır, Yunan ve İslam medeniyetlerince de devam etmiştir.

Bu terapinin nasıl uygulandığını anlatır mısınız? Uygulama olarak hastalar renk li odalara renk li taşlardan da istifade edilerek yerleştirilir, ilgili uzman tarafından renklerin bedene etkisi çeşitli metotlarla sağlanırdı. Osmanlı döneminde bu amaçlarla Edirne’de Selimiye Şifahanesi’nde hastaların renk li odalarda müzik ve su ile birlikte tedavi edildiği bilinmektedir. Bugün İnsanoğlunun Renkler konusunda az-çok bilgisi vardır. Canlıların etrafını saran enerji ışınları alanı yani enerji alanı, sağlıklı bir canlıda baştan ayağa kadar bedenden 30 cm. ileri uzanır. Bedende yaralı bir yer varsa orada enerji alanı çok ince olur. Bu görüntüler Kirlian fotoğrafçılığı ile bilimsel olarak ispatlanmıştır. Sabahları güneş, dünyamızı aydınlatmaya başladığında yeryüzünde Renkler de kendini gösterir. Renkler, yeni bir günün ve hayatın başladığının habercisidir. İnsanda uyku-uyanıklık hallerinin düzenlenmesinde, epifiz bezinden salgılanan melatonin hormonu vazifelendirilmiştir. Gözler kapandığında ışık ve Renklerle olan bağlantı kesilir. Işığın kaybolmasıyla birlikte melatonin hormonu da salgılanmaya başlar. Beden uykuyadalar ve uyku sonunda vücut dinlenmiş olur. Uyku getirici melatonin hormonunun miktarı sabaha karşı azalır. Gözler tekrar açıldığında, ışık ve Renklerle İnsan tekrar buluşur. Güneş ışığının rengini İnsan, açık sarı olarak algılar. Sarı, zihni uyarıcı bir renk olduğundan, gün ışığı ile birlikte zihnimizin çalışma hızı ve verimliliği artar. Bu yüzden sarının bulunduğu çalışma ortamları zihnin uyarılmasına yardımcı olur. Gökyüzü, maviye boyanmış gibidir. Mavi, İnsanı sakinleştiren ve huzur veren bir renk tir. Denizleri ve gökyüzünü seyretme, stresin azalmasına ve İnsanın gevşemesine vesile olur. Güneş ışığını az alan ülkelerde, kapalı havalar, İnsanların ruh dünyasına menfî tesir eder. Bu iklimlerde başka sebeplerin de bir araya gelmesi ile intihara teşebbüs, güneşi bol iklimlere göre daha yüksektir. Gökyüzünün rengini bir an için kırmızı olarak düşünelim. Kırmızı bir atmosferin olduğu dünyada İnsanlar sürekli kırmızı ile uyarılacaktır. Kırmızıyı yoğun ve uzun süreli algılayan İnsan, gergin ve sinirli bir ruh hali sergiler. İnsanlar kırmızı bir gökyüzü altında yaşamak mecburiyetinde kalsalardı, zamanlarının çoğunu dış mekânlar yerine, iç mekânlarda geçirmeyi tercih edeceklerdi.

Koruyucu kalkan olarak Renkler Canlılar tesadüfî olarak değil, hayatları korunacak şekilde boyanmıştır. Çalılıklar arasında ilerleyen bir ceylanın mor olduğunu düşünelim. Bu durumda ceylanlar, düşmanları tarafından kolaylıkla avlanabileceğinden nesillerini devam ettirmede zorlanacaklardı. Toprak üzerinde yaşayan hayvanların birçoğunun Renkleri, bu yüzden tabiatta bulunan bitkilerin ve toprağın Renklerine benzer. Dikkat çekici ve göz alıcı renklerin kuş ve balıklarda daha fazla olması, renklerin hayatı korumada rol aldıklarını destekleyen bir tespittir. İnsanda var olan Renkler de hayatı korumaya yöneliktir. İnsan kanı kırmızıdır. Kanın renk siz bir sıvı (misal olarak su gibi) olduğunu bir an için düşünelim: Bu durumda birçok kanama sonradan fark edilir, bu da İnsan için tehlikeli sonuçlar doğururdu. Ateşe sarı renk veren Sonsuz Kudret, bu şekilde ateşin hemen fark edilmesini ve onun tehlikelerine karşı tedbir alınmasını kolaylaştırmıştır. İnsan kanının kırmızıyla, ateşin sarıyla renk lendirilmesi tesadüfî değildir. Çünkü Renkler içinde kırmızı ve sarı uyarıcı ve dikkat çekici Renklerdir. Renklerin günlük hayatı kolaylaştırıcılığı Ayırt etme, sınıflama ölçüsü olan ve hayatı kolaylaştıran Renkler, günlük hayatın her alanına girmiştir. Bazı Renkler (siyah, beyaz veya sarı) toplumun etnik yapısını tarif eder. Kılık kıyafetlerden, ticarî hayattaki ürünlere kadar kullanılan Renkler, önemli mesajlar iletir. Kullandığımız Renkler, bizlerden bazı mesajları çevremize iletir. Renklerin şuuraltı tesirleri oldukça fazladır. Misal olarak kahverengi tonların çok fazla kullanıldığı mekanlarda, İnsanlar sıkılır ve uzun süre kalamazlar. Bu durum kahverenginin İnsanda oluşturduğu şuuraltı bir tesirdir. Odada uçan siyah bir şey görüldüğündeki tepki, farklı renk te uçan şeyler görüldüğünde oluşan tepkiden farklıdır. Ticarî hayatta, firmalar, ürünün üretiminde, paketlenmesinde ve reklamlarında İnsan psikolojisini de hesaba katarak, Renklerdeki uyumu sağlamaya çalışırlar. Sarı, turuncu ve kırmızı, sinir sistemini uyararak iştahın açılmasına yardımcı olur. Fast-food restorantlar, marketler, göz alıcı Renkleri kullanarak iştahın açılmasını ve fazla ürün satılmasını sağlar. Üretici firmalar, ürün renginin yaşa, cinsiyete ve o toplumun kültürüne uygun Renkler olmasına dikkat ederler. Yaşadığımız şehirlerin Renkleri, iklime ve coğrafî özelliklere göre değişir. Sıcak iklimlerde yaşayanların daha açık renk bina yaptıkları ve daha açık renk kıyafet giydikleri bilinen bir gerçektir. Eğer çöllerde yaşayan kişiler sürekli koyu renk li kıyafet giyselerdi, sıcaklık onlar için daha da çekilmez bir hâl alırdı. Aynı şekilde binaların yüzeylerinin de mümkün olduğunca açık renk olmasına sıcak memleketlerde dikkat edilmektedir. Soğuk iklimde yaşayan İnsanlara baktığımızda, daha çok koyu renk kıyafetler tercih ettiklerini görmekteyiz. Aynı şekilde bu ülkelerde (Rusya, Kuzey Avrupa ülkeleri) daha çok koyu ve kapalı renk li evler tercih edilmektedir.

Renklerin İnsan psikolojisi ve davranislari üzerinde önemli etkileri olduguna dikkat çeken uzmanlara göre, sevilen Renkler ayni zamanda kisiligi de ele veriyor. son 10 yildir gelistirilmeye çalisilan  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Kromoterapinin (Renklerle tedavi) geçmisi ilk çaglara kadar uzaniyor. Bu yöntemin islevini çesitli içimlerde ve sistemler içinde Renkler kullanilarak kisilerin sinir sistemleri dengelemek ve böylelikle bazi hastaliklarin önüne geçmek olusturuyor.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Kromoterapide uygulanan baslica sistemler, “hastalarin giysilerinin rengini degistirmek, pencerelerinde ayri Renklerde cam kullanmak, lambalarin rengini farklilastirmak, suyla belli renk birlesimi olusturmak”seklinde siralaniyor.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Kromoterapide renk dengelerinin yani sira meditasyon, iyi beslenme, uygun bir çevre düzeni gibi ayrintilar da önem tasiyor.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Kromoterapide Renkler ve anlamlari ise söyle Renk, bir ışık frekansının belli oranda yoğunlaşması sonucunda ortaya çıkar. Renkler üç temel gruba ayrılır:

  1. Ana Renkler grubu; kırmızı, sarı ve mavi.
  2. Ara Renkler grubu; yeşil, turuncu, mor
  3. Ana ve ara renklerin karışımından meydana gelen gruptur.

Renklerin bir başka özelliği ise, bilinç dünyasını en derin noktalarına kadar uyarma gücüne sahip olmalarıdır. Her İnsanın Renklere karşı verdiği tepki aynı değildir. Bir İnsana huzur veren mavi renk, bir diğerine soğuk ve itici gelebilir veya birine heyecan veren kırmızı, bir diğerine hüzün yükleyebilir. İnsanların renk ten etkilenmelerini meydana getiren olgular, kişilik oluşumları, hayat koşulları ve bilinçaltında bastırılmış olan isteklerdir. herkes kendine uygun olan rengi bilmeyebiir, bazı İnsanlar hangi renk le barışık olduklarını bilirken bazıları ise bu konuda tamamen bilinçsizdir. İnsanlar renk seçerken o rengin kendilerine getireceği yararı veya zararı düşünmezler.

Renk Bilim Nedir? Tarihte yapılan araştıtmalarda tapınaklardaki Renklerden yola çıkarak eski Mısırlıların Renklere ve Renklerle yapılan şifaya çok önem verdiğini görmek mümkün. Çin ve Hind uygarlıklarında da görülen benzer olgular şifacı din adamlarının, İnsanın yedi katlı doğası ile güneş tayfının yedi rengi arasındaki bağlantıyı temel alarak, bir renk bilim sistemi kurduları görülür. İngiliz fizikçi Ishaac Newton, karanlık bir odada güneş ışığının önce bir delikten odaya girmesini sağlamış, sonra bu ışığın önüne bir prizma koyarak parçalanış halini bir beyaz perdeye aksettirerek, yedi rengi elde etmiştir. Newton, beyaz perde üzerindeki renklerin bir sıra ile dizilişine Spektrum Solares (Güneş tayfı) adını vermiştir. Daha sonra güneş ışığını meydana getiren renk tayfı üzerinde araştırmalarına devam ederek, renk bilimini, bir bilim dalı olarak ortaya koymuştur. Newton’dan sonra Chevreul, Helmhotz, Young gibi fizikçiler ve de kimyagerler, bu proje üzerine eğilerek çalışmaları hızlandırmışlardır. Günümüzde fizik ve metafizik alanında yapılan araştırmalar, renklerin bir terapi aracı olarak da kullanılabileceğini ortaya koymuştur.

  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Kaynağını güneşten alan ışık, elektromanyetik enerjilerle doludur. Bu enerjiler dünyadaki doğal hayatı devam ettirirler. Bitkiler, güneşten gelen enerjiyi yapraklarında bulunan klorofil sayesinde yakalar ve karmaşık moleküllere dönüştürür ki bu da bitkinin canlılığının devamını sağlar. Işık eksik ve yetersiz olduğu takdirde, canlılar yeterli hayat enerjisini alamayacaklarından kendilerini sağlıksız, mutsuz ve sevgisiz hissederler.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi   , metabolizmada sağlıklı bir denge sağlamak için renk enerjilerinden faydalanma işlemidir. Yapılan araştırmalara göre, İnsanda bedeni kuşatan “Aura”yada “enerji beden”adı verilen elektromanyetik bir alan vardır. Bedeni saran bu enerji alanı, ışık, (renk ) elektrik, ısı, ses, manyetik ve elektromanyetik etkiler ile sürekli olarak etkileşimdedir. Vücudu saran enerji alanı içinde yedi adet de, çakra adı verilen, her biri ayrı renge sahip olan enerji dağıtım merkezleri vardır. Çakraların fiziksel bedene doğrudan bağlı oldukları tek yer, salgı bezleri ve omurga sistemidir. Enerji merkezleri vasıtasıyla emilen enerjilerin vücuda yayılması, dolaşım ve sinir sistemlerinin yardımıyla gerçekleşir. Böylece tüm organlar, dokular ve hücreler enerjilerden eşit olarak faydalanır, İnsanı ayakta tutan bütün bu sistemler ve organlar, belirli Renklere karşı duyarlıdır.

 İnsanın içinde bulunduğu duygusal değişiklikler çakralarda enerji dengesizliği meydana getirir. Bu durumda, belirli bir rengin fazlalığı veya azlığı söz konusudur ki çakraların dengesiz çalışması fizik bedende hastalıkların doğmasıne neden olur. Renklerin çevrelerine yaydıkları titreşimler, vücudun elektromanyetik ışınımıyla doğrudan bir etkileşim içindedir. Bu titreşimler çakralar tarafından emildikten sonra, direkt olarak omurgalara iletilir ve omurgalara ulaşan bu enerji dolu titreşimler, sinirler yardımıyla gerekli organlara ve dengesi bozulan sistemlere taşınır. Bu sayede fiziksel rahatsızlıklara yol açabilecek olan duygusal ve zihinsel şikayetler en aza indirilir. Renklerle tedavi üzerinde çalışırken karşılaşılan en büyük sorun ise, ihtiyaç duyulan renklerin belirlenmesidir. Her rengin bir de tamamlayıcı rengi vardır.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  nde Renkler tek başına kullanılabileceği gibi tamamlayıcı Renklerile de kullanılabilir. . Renklerin bilinçsiz olarak kullanılması gerekir. Renklerin gizemli dünyasını öğrenmek istiyorsak önce ışığın ne olduğunu anlamamız gerekir. Işık, şekli ve rengi oluşturan, bir tür elektromanyetik enerjidir. Güneş tarafından çeşitli dalga boylarında üretilen bu enerji, cisimlerden yansıyıp, gözümüz tarafından algılandığında, ışığı görmüş oluruz. Aslında çevremizde bulunan ve görebildiğimiz her şey, ışığın yansımasıdır. Işık bir cisme çarparak yansıma yapana dek, gözümüzle görebilme olanağımız yoktur. Renk ise, ışığın ayrılmaz bir parçasıdır. Işık, değişik dalga boylarına dönüştüğünde, emildiğinde veya kırıldığında çeşitli Renkler ortaya çıkar. Bu tıpkı bir prizmayı güneş ışığına doğru tutmaya benzer. Ne var ki gökkuşağını oluşturan Renkler, renk tayfının küçük bir bölümüdür. Gerçekte her rengin bir çok tonu ve çeşidi vardır. Her rengin kendine has bir emme ve yansıtma özelliği mevcuttur. Cisimler ise, güneş ışığını oluşturan Renkleri kendi özelliklerine bağlı olarak, emer ve yansıtırlar. Örneğin: sarı bir elbise, bütün ışığı emer, sadece sarı rengi ayırıp yansıtır. Biz de o elbiseyi sarı olarak görürüz.

Renk, bir ışık frekansının belli oranda yoğunlaşması sonucunda ortaya çıkar. Renkleri üç temel gruba ayırabiliriz. Birincisi; kırmızı, sarı ve mavi’nin bulunduğu ana Renkler grubudur. İkincisi, bu üç rengin çeşitli kombinasyonlarda biraraya getirilmesi sonucunda oluşan gruptur. Örneğin: Sarı+mavi=Yeşil, Kırmızı+sarı=Turuncu, Kırmızı+mavi=Mor gibi. İlk gruptaki Renklerle, ikinci gruptaki renklerin karıştırılması sonucunda ise, üçüncü grup Renkler oluşur. Renklerin bir başka özelliği ise, bilinç dünyamızın en derin noktalarına kadar uyarma gücüne sahip olmalarıdır. Her İnsanın Renklere karşı verdiği tepki aynı değildir. Bir İnsana huzur veren mavi renk, bir diğerine soğuk ve itici gelebilir. Veya birine heyecan veren kırmızı, bir diğerine hüzün yükleyebilir. İnsanların renk ten etkilenmelerini meydana getiren olgular, kişilik oluşumları, hayat koşulları ve bilinçaltında bastırılmış olan isteklerdir. Bazı İnsanlar hangi renk le barışık olduklarını bilirken bazıları ise bu konuda tamamen bilinçsizdir. İnsanlar renk seçerken o rengin kendilerine getireceği yararı veya zararı düşünmezler. Belirli özellikleriyle Renkler, uyarıcı oldukları kadar çökkünlük yaratıcı, yapıcı oldukları kadar da yıkıcı, itici yada çekici olabilirler. Ayrıca her renk, kendine özgü bazı tedavi edici ve dengeleyici unsur da taşır.

Tarihe baktığımızda eski Mısırlıların Renklere ve Renklerle yapılan şifaya çok önem verdiğini görebiliriz. Bu sebepten Karnak ve Teb gibi tapınaklarda renk kullanmışlar ve renk şifacılığını pekiştirmek için, renk salonları inşa etmişlerdir. Aynı şeyi kadim Hind ve Çin uygarlıklarında da görebiliyoruz. Oradaki şifacı din adamları da İnsanın yedi katlı doğası ile güneş tayfının yedi rengi arasındaki bağlantıyı temel alarak, bir renk bilim sistemi kurmuşlardır.

1670 yılında İngiliz fizikçi Ishaac Newton, karanlık bir odada güneş ışığının önce bir delikten odaya girmesini sağlamış, sonra bu ışığın önüne bir prizma koyarak parçalanış halini bir beyaz perdeye aksettirerek, yedi rengi elde etmiştir. Newton, beyaz perde üzerindeki renklerin bir sıra ile dizilişine Spektrum Solares (Güneş tayfı) adını vermiştir. Daha sonra güneş ışığını meydana getiren renk tayfı üzerinde araştırmalarına devam ederek, renk bilimini, bir bilim dalı olarak ortaya koymuştur. Newton’dan sonra Chevreul, Helmhotz, Young gibi fizikçiler ve de kimyagerler, bu proje üzerine eğilerek çalışmaları hızlandırmışlardır. Ancak günümüzde fizik ve metafizik alanında yapılan araştırmalar, renklerin bir terapi aracı olarak kullanılabileceğini ortaya koymuştur. Bugün dünyada birçok psikolog ve psikiyatr Renkleri bir terapi aracı olarak kullanmaktadır. Dünyanın her tarafında bilinen bir atasözü vardır. “Güneş giren eve doktor girmez. “Işık, tabiatın bir ilacı ve en güzel tedavi aracıdır. Işığın, İnsanlar ve bitkiler üzerindeki fiziksel etkilerini hepimiz biliyoruz. Kaynağını güneşten alan ışık, elektromanyetik enerjilerle doludur. Bu enerjiler dünyadaki doğal hayatı devam ettirirler. Bitkiler, güneşten gelen enerjiyi yapraklarında bulunan klorofil sayesinde yakalar ve karmaşık moleküllere dönüştürür. Bu da bitkinin canlılığının devamını sağlar. Bu olaya kısaca fotosentez diyoruz. İşte ışık ile hayat arasındaki bağlantı!. Işık eksik ve yetersiz olduğu zaman, canlılar yeterli hayat enerjisini alamayacaklarından kendilerini sağlıksız, mutsuz ve sevgisiz hissederler.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi   , metabolizmada sağlıklı bir denge sağlamak için renk enerjilerinden faydalanma işlemidir.

Araştırmalar bize göstermiştir ki, İnsanda bedeni kuşatan elektromanyetik bir alan vardır. Buna Aura veya enerji beden diyoruz. Bedenimizi bulut gibi saran bu enerji alanı, ışık, (renk ) elektrik, ısı, ses, manyetik ve elektromanyetik etkiler ile sürekli olarak etkileşimdedir. Ayrıca bu enerji alanı içinde yedi adet de, chakra adını verdiğimiz enerji dağıtım merkezleri vardır. Chakra’lar bedene giren ve beden tarafından yayılan enerjilerin oranlarını düzenlerler. Ayrıca bedendeki fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal fonksiyonların yerine getirilmesi için gerekli olan enerjiyi emerek, bunları ihtiyaç duyulan bölgelere dağıtırlar. Her bir chakra ayrı bir renge sahiptir. Chakraların fiziksel bedene doğrudan bağlı oldukları tek yer, salgı bezleri ve omurga sistemidir. Enerji merkezleri vasıtasıyla emilen enerjilerin vücuda yayılması, dolaşım ve sinir sistemlerinin yardımıyla gerçekleşir. Bu yolla tüm organlar, dokular ve hücreler enerjilerden eşit olarak faydalanmış olurlar. İnsanı ayakta tutan bütün bu sistemler ve organlar, enerjiye (belirli Renklere) karşı duyarlıdırlar.

 İnsanın içinde bulunduğu duygusal değişiklikler (öfke, korku, negatif düşünceler vs. ) chakralarda enerji dengesizliği meydana getirir. Burada, belirli bir rengin fazlalığı veya azlığı söz konusudur. Chakraların dengesiz çalışması fizik bedende hastalıkları oluşturur. Eğer bünyemizde herhangi bir denge bozukluğu başgösterirse, bazı Renkleri veya renk kombinasyonlarını kullanarak, iç dengemizi tekrar kurabiliriz. Renklerin çevrelerine yaydıkları titreşimler, vücudun elektromanyetik ışınımıyla doğrudan bir etkileşim içindedirler. Söz konusu titreşimler chakralar tarafından emildikten sonra, direkt olarak omurgalara iletilirler. Omurgalara ulaşan bu enerji dolu titreşimler, sinirler yardımıyla gerekli organlara ve dengesi bozulan sistemlere taşınırlar. Böylece fiziksel rahatsızlıklara yol açabilecek olan duygusal ve zihinsel şikayetler en aza indirilir. Renklerle tedavi üzerinde çalışırken karşılaşılan en büyük sorun ise, ihtiyaç duyulan renklerin belirlenmesidir.

Her rengin bir de tamamlayıcı rengi vardır. Örneğin: Kırmızı Turkuaz. Turuncu Mavi. Sarı Mor. Yeşil Macenta’dır. Terapide Renkler bazen tek başına bazen de tamamlayıcı Renkleri ile birlikte kullanılır. Bu konu uzmanlık isteyen bir iştir. Çünkü renklerin bilinçsiz olarak kullanılması yarar yerine zarar da getirebilir. Renklerden en iyi şekilde yararlanmak istiyorsak mutlaka bir renk terapistine başvurmalıyız. Yağmurdan hemen sonra çıkan güneşle birlikte, gökkuşağına da merhaba der dünya. Belki de bilirsiniz, gökkuşağının altından geçen herkesin cinsiyetini değiştirdiği dedikodusunu. Keşke kendi orijinal cinsiyetine zorsuntu vermiş olanlar, gerçekten de gökkuşağının altından geçebilseler ve kendilerine has olan kimliklerini yeniden kazanmış olsalar. Biz gökkuşağını aklımıza her getirdiğimizde, hep İzmir-Turgutlu kara yolunu üzerindeki dümdüz ve yemyeşil olan üzüm bahçelerini hatırlarız. Ve de, o güzelim gökkuşağının İnsanlara göz kırpan Renkler armonisini. Sanki sonsuzluktan akıp gelen ilahi bir ritmin, notalara bürünmesini beklemeyen bir acelecilikle, görüntüye bürünmüş olarak karşımıza çıkıvermesidir gökkuşağı İşte bu nedenle biz; Renklerle koklamayı, Renklerle işitmeyi çok severiz. Severiz çünkü Renklerle temiz hava arasında, Renklerle notalar arasında kanımızca tam bir uyum, ahenk ve ritim söz konusudur? Duygularını notalara dökenler, notaları sesleri ile zenginleştirenler, tınılara ve şiirlere elbise giydirip bir anlamda onlara ölümsüzlük aşısı yapanlar, aslında hayatı hep (ama hep) Renklerle anlatmışlardır. Gülüm Pekcan ve dans grubu da, hayatı ve Renkleri doğaçlama dans figürleri ile anlatmaya çalışarak, renklerin kıvrak figürlerle nasıl da sevecen anlatılabileceğini seyredenlere gösterirler.

Genellikle sesler arası ahenk, tını, nota ve Renkler sanki birbirinin ayrılmaz birer parçası gibi yorumlandığı için, Cemre Müzik de bu konuda bir adım atarak, Dünyanın Renkleri Türkiye? de, Türkiye? nin Renkleri Dünya? da? sloganıyla hareket etmekte ve etnik, mistik, tasavvufi ve klasik Türk müziği dalında 18 ayrı CD çalışmasını ve İstanbul? un kültürel yerlerini tanıtan 6 video filmini, Türkiye? nin Renkleri olarak dünyaya aşılamaktadır. Yine Amiate Records? un 60 yapımdan oluşan tüm dünya müziklerini de, dünyanın Renklerini Türkiye? ye taşıyarak yapmaya çalışmaktadır

İsterseniz bu birlikte paylaşacağımız makalenin içinde; yaşadığımız şu hayata, giydiğimiz elbiselere, seçtiğimiz Renklere, içinde olduğumuz iş dünyamıza, arkadaşlarımıza, onların evlerine, kuracağımız ilişkilere, yalnızca renklerin gözüyle, renklerin kokusuyla, renklerin diliyle bakalım bir kez de. İnanın böylesi bir bakışı biz çok seviyoruz. Umudumuz o ki siz de çok sevecek ve hoşlanacaksınız!. .

O halde haydi gelin hep birlikte Renklere dokunmaya ve renklerin dünyasından hayatı anlamaya, hissetmeye çalışalım!. .

Bilindiği gibi temel Renkler olan mavi, kırmızı ve sarı herhangi bir rengin karışımı ile elde edilemezler. Bu üç renk genellikle diğer bütün renklerin üretilmesine kaynaklık yapar. Ara Renkler ise temel iki rengin karıştırılması ile oluşturulur. Kırmızı + Sarı = Portakal rengini, Mavi + Kırmızı = Mor rengini, Mavi + Sarı = Yeşil rengini ortaya çıkarır. Orta Renkler ise temel ve ikincil renklerin isimlerinin birlikte kullanılmasıyla ifade edilir. Renkleri yaşanılan hayat bağlamında yorumlayan Terörle Mücadele Daire Başkanlığında görevli Psikolojik Harekat Uzmanı Necati Alkan: . . Neden yalnızca siyah rengi kullanarak bir cehennem resmi çiziyorsunuz? . . Oysa ben, gökkuşağındaki bütün Renkleri kullanıyor ve elimdeki boyalarla, rengarenk, cıvıl-cıvıl, ışıl-ışıl bir cennet resmi çiziyorum. Çizdiğim bu tablonun içerisinde ben mutlu / huzurlu yaşarken, dileyen herkesi de burada yaşamayadavet ediyorum. demektedir. Aynı Kayserili bir iş adamına; 2 X 2 kaç eder? diye sorduklarında, tebessüm ederek alırken mi verirken mi gülüm? biçiminde karşı bir soruyla, yani rakamsal grilik içinde kalan bir yanıtlama ile yaptığında olduğu gibi. Kanımızca, siyah ve beyaz kolay olmayan Renklerdir. İnsanları fazlasıyla yorar. Gri ve grinin tonları ise İnsanı fazla yormaz ve mücadele etme düşüncesi uyarmaz. İticilikten daha çok; esnekliği, iddiasızlığı ile dikkatleri çeker denilebilir.

  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Güneş ışığının sahip olduğu elektromanyetik enerji dünyamızdaki doğal yaşamı devam ettirir. Işık yeterince alınmazsa canlılar hayat enerjisini tam olarak alamayacaklarından kendilerini sağlıksız, mutsuz ve sevgisiz hissederler.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  metabolizmanın sağlıklı ve dengeli bir şekilde çalışmasını sağlamak için renk enerjilerinden faydalanmak için yapılan terapidir. İhtiyaç olan renk vucuda çeşitli yöntemlerle sağlanır. Reiki, müzik, sarjlı sular ve renk şuruplarıyla ihtiyaç duyulan renk vücuda yüklenir. Renk bir enerjidir. Giysilerimiz bizim hem ayıracımız hemde renk süzgeçimizdir. Renklerin büyülü dünyası hakkında fikir sahibi olmak için her şeyden önce ışık kavramını incelememiz gerek ışık rengi oluşturan bir tür elektromanyetik enerjidir. Güneş tarafından, çeşitli dalga boylarında üretilen bu enerji, nesnelerden yansıyıp gözümüz tarafından algılandığa ışığı görmüş oluruz.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Aslında çevremizde bulunan ve görebildiğimiz her şey, ışığın yansımasıdır.

Örneğin koyu renk te görünen nesneler, parlak nesnelere oranla daha çok ışık emerler ve böylece göze daha az ışık yansıtırlar.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Açık renk li nesneler ise, daha çok ışık yansıtarak parlaklık ve yoğunluk yanılsamasına yol açarlar. Parlak olarak algıladığımız objeler çok ışık yansıtırlar. Işığı oluşturan dalga boylarının hızları, bir ortamdan ötekine geçerken değişiklikler gösterir. Renk, ışığın ayrılmaz bir parçasıdır. Işık değişik dalga boylarına dönüştüğünde çeşitli Renkler ortaya çıkar.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Ancak gökkuşağını oluşturan yedi renk, bütün renk spektrumunun sadece çok küçük bir bölümüdür. Gerçekte her rengin birçok tonu ve çeşidi vardır.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Her rengin kendine has bir emme ve yansıtma özelliği bulunur.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Kromoterapi adıyla bilinen renk tedavisi eski Mısır’da, Çin’de ve Hindistan’da çok eskiden beri biliniyordu. Bu tedavi yöntemi İnsanda bazı Renklere ait merkezler olduğu teorisinden yola çıkmaktadır. Chakra adı verilen bu merkezler belirli organları yönetir. Bunlar belirli Renklerle de uyum halindedir. Organik veya psikolojik nedenlerden dolayı bu merkezler görevlerini yapamaz duruma gelince, hem idare ettikleri organlarda bazı hastalık belirtileri görülmeye başlanır, hem de uyum halinde bulundukları renk titreşimleri azalarak bu renge olan ihtiyaçları artar.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi   İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Kromoterapi de bu duruma gelen hastaya aksayan chakranın rengiyle ilgili tedavi uygulanır. Ayrıca bu merkezin uyum hali içinde bulunduğu renk le ilgili besinler tavsiye edilir. Bazen bu renk merkezi ile ilgili metaller taşınması da önerilebilir.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Tedavi esnasındaki süre  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Kromoterapi uzmanının tavsiyesine göre yapılır.

  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Renklerle Tedavi Günümüzde fizik ve metafizik alanında yapılan araştırmalar, renklerin bir terapi aracı olarak da kullanılabileceğini ortaya koyuyor. Tarihteki araştırmalar, Eski Mısırlılarla Çin ve Hind uygarlıklarında, Renklerle terapiye çok önem verildiğini ortaya çıkardı. Çünkü kaynağını güneşten alan ışık, elektromanyetik enerjilerle dolu ve bu enerjiler İnsanın yaşamını devam ettirebilmesinde yardımcı oluyor.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Yapılan araştırmalara göre, İnsanda bedeni kuşatan Aura veya enerji beden adı verilen elektromanyetik bir alan bulunduğunu ifade ederek, bedeni saran bu enerji alanının, ışık (renk ), elektrik, ısı, ses, manyetik ve elektromanyetik etkiler ile sürekli olarak etkileşimde olduğunu belirtiyor. Vücudu saran enerji alanı içinde yedi adet de, ‘çakra’ adı verilen, her biri ayrı renge sahip enerji dağıtım merkezleri bulunduğunu kaydeden, “Çakraların fiziksel bedene doğrudan bağlı oldukları tek yer, salgı bezleri ve omurga sistemidir.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Enerji merkezleri vasıtasıyla emilen enerjilerin vücuda yayılması, dolaşım ve sinir sistemlerinin yardımıyla gerçekleşir. Böylece tüm organlar, dokular ve hücreler enerjilerden eşit olarak faydalanır, İnsanı ayakta tutan bütün bu sistemler ve organlar, belirli Renklere karşı duyarlıdır. “dedi. Renklerin çevrelerine yaydıkları titreşimlerin, vücudun elektromanyetik ışınımıyla doğrudan etkileşim içinde olduğunu anlatan, “Bu titreşimler, çakralar tarafından emildikten sonra, direkt olarak omurgalara iletilir.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Daha sonra sinirler yardımıyla gerekli organlara ve dengesi bozulan sistemlere taşınır. Bu sayede, fiziksel rahatsızlıklara yol açabilecek duygusal ve zihinsel şikâyetler en aza indirilir”dedi.

Renkler, tedavide nasıl kullanılır? Renklerle tedavi günümüzde giderek popüler hale gelmektedir. Gözler ve deri aracılığı ile vücuda ulaşan Renkler, kişinin vücut fonksiyonlarına da tesir eder. Her renk düşük veya yüksek titreşimli belli bir dalga boyuna sahiptir. Renklerle tedavide, renklerin düşük veya yüksek titreşimli enerjiye ve farklı frekansa sahip olmalarının farklı psikolojik sonuçlara yol açtığı kabul edilir.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Bu açıdan farklı renklerin farklı psikolojik tesirlere yol açması Renklerle tedavinin temel çıkış noktasıdır. Tedavide renklerin tesiri olup olmadığını izlemede, kan basıncı ölçümleri, kalb atım hızındaki değişmeler, kasların gerilme indeksi değerleri kullanılır. Sonuçlar kontrol grubuyla karşılaştırmalı olarak analiz edilir.

Kişi tarafından algılanan Renkler, sempatik ve parasempatik sinir sistemi üzerinden ve bunlarla aktif hale geçen nöro-kimyevî maddelerin salgılanması yoluyla İnsana tesir eder. Meselâ mavi, parasempatik sistemi uyarır.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Bu uyarılma, bir seri nöro-kimyevî madde ve hormonun salgılanmasını ardışık (münavebeli) olarak başlatır. Sonuçta kan basıncı ve kalb atım hızı düşer. Kişide rahatlama meydana gelir. Kırmızı, mavinin zıddı olarak sempatik sinir sistemini uyarır. Sonuçta kalb atım hızı ve kan basıncı artarak kişi, alarm durumuna geçer.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Renkler üzerinde çalışan psikologlar, Londra Köprüsü’nün sık sık intihar mekânı olarak kullanıldığını fark etmişler. Renklerin İnsan tutum ve davranışlarına tesir ettiğinden yola çıkan uzmanlar, siyah olan köprünün, maviye boyanmasını teklif etmişler ve köprü maviye boyanmıştır. Sonuçta köprü üzerinde gerçekleşen intihar girişimlerinde % 50 azalma sağlanmıştır.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Mor ve pembe, iştahın azalmasında tesirlidir. Bu bilgiden yola çıkan Amerika’daki Johns Hopkins Tıp Fakültesi’ndeki uzmanlar, kilo verme programına katılan hastaların pembe renk li mekânlarda yaşamalarını sağlamışlardır.

  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Pembe mekânlarda yaşayan şişmanların iştahlarının ve streslerinin azaltılması kolaylaştırılmıştır. Renklerin İnsan psikolojisine tesir ettiğine başka bir misal, cinayet işlemiş saldırgan mahkûmların kaldığı hapishanenin odaları ve bahçesi pembeye boyanmıştır.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Belli bir müddet sonra iç dekorasyonu pembeye boyanmış hapishanedeki mahkûmlar arasında gözlenen şiddet ve kavga olaylarında belirgin bir azalma görülmüştür. Renkler şiddete ve kavgaya eğilimli öğrencilerin terbiyesinde de faydalı olmaktadır. Şiddete eğilimli öğrencilerin mavi ve tonlarının hakim olduğu sınıflarda ders görmeleri ve okul dışında da mavi renk li mekanlarda yaşamaları sağlanmıştır. Belli bir süre sonra, öğrencilerin saldırganlıklarında belirgin azalma sağlanmıştır.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Renklerin tabiattaki dağılışı, yoğunlukları ve İnsan üzerindeki tesirleri, tabiatta hiçbir şeyin tesadüfî olmadığını ve belli gâyelere hizmet etmek üzere yaratıldığını göstermektedir. Günümüzde fizik ve metafizik alanında yapılan araştırmaların, renklerin bir terapi aracı olarak da kullanılabileceğini ortaya koyduğunu bildirdi.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  belirttiğine göre, ‘Kırmızı’, kan dolaşımına ve kansızlık hastalıklarına iyi gelirken, ‘Turuncu’ da yorgunluğa, halsizliğe, uykusuzluğa, korkuya, depresyona karşı etkili oluyor. Mor rengin ise, sinir sistemini, halsizlik, psikolojik ve duygusal yorgunlukları tedavi edici özelliği bulunuyor. tarihteki araştırmaların, eski Mısırlılarla Çin ve Hind uygarlıklarında Renklerle terapiye çok önem verildiğini ortaya çıkardığını söyledi. Kaynağını güneşten alan ışığın, elektromanyetik enerjilerle dolu olduğunu vurgulayan, “Bu enerjiler, dünyadaki doğal hayatı devam ettirirler.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Bitkiler, güneşten gelen enerjiyi, yapraklarında bulunan klorofil sayesinde yakalar ve karmaşık moleküllere dönüştürür ki bu da bitkinin canlılığının devamını sağlar. Işık eksik ve yetersiz olduğu takdirde, canlılar yeterli hayat enerjisini alamayacaklarından kendilerini sağlıksız, mutsuz ve sevgisiz hissederler.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi   , metabolizmada sağlıklı bir denge sağlamak için renk enerjilerinden faydalanma işlemidir”dedi. yapılan araştırmalara göre, İnsanda bedeni kuşatan “Aura”veya “enerji beden”adı verilen elektromanyetik bir alan bulunduğunu ifade ederek, “  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Bedeni saran bu enerji alanı, ışık, (renk ) elektrik, ısı, ses, manyetik ve elektromanyetik etkiler ile sürekli olarak etkileşimdedir”diye konuştu.

Vücudu saran enerji alanı içinde yedi adet de, ‘çakra’ adı verilen, her biri ayrı renge sahip enerji dağıtım merkezleri bulunduğunu kaydeden, “Çakraların fiziksel bedene doğrudan bağlı oldukları tek yer, salgı bezleri ve omurga sistemidir. Enerji merkezleri vasıtasıyla emilen enerjilerin vücuda yayılması, dolaşım ve sinir sistemlerinin yardımıyla gerçekleşir. Böylece tüm organlar, dokular ve hücreler enerjilerden eşit olarak faydalanır, İnsanı ayakta tutan bütün bu sistemler ve organlar, belirli Renklere karşı duyarlıdır”dedi. İnsanın içinde bulunduğu duygusal değişikliklerin, çakralarda enerji dengesizliği meydana getirdiğini belirterek, “Bu durumda, belirli bir rengin fazlalığı veya azlığı söz konusudur ki, çakraların dengesiz çalışması fizik bedende hastalıkların doğmasına neden olur”diye konuştu. Renklerin çevrelerine yaydıkları titreşimlerin, vücudun elektromanyetik ışınımıyla doğrudan etkileşim içinde olduğunu anlatan, “Bu titreşimler çakralar tarafından emildikten sonra, direkt olarak omurgalara iletilir. Daha sonra sinirler yardımıyla gerekli organlara ve dengesi bozulan sistemlere taşınır. Bu sayede, fiziksel rahatsızlıklara yol açabilecek duygusal ve zihinsel şikayetler en aza indirilir”dedi. Renklerle tedavi üzerinde çalışırken karşılaşılan en büyük sorunun ise, ihtiyaç duyulan renklerin belirlenmesi olduğunu vurgulayarak, “Her rengin bir de tamamlayıcı rengi vardır.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  nde Renkler tek başına kullanılabileceği gibi tamamlayıcı Renklerle de kullanılabilir”diye konuştu.

  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Kromoterapi adıyla bilinen renk tedavisi eski Mısır’da, Çin’de ve Hindistan’da çok eskiden beri biliniyordu. Bu tedavi yöntemi İnsanda bazı Renklere ait merkezler olduğu teorisinden yola çıkmaktadır. Chakra adı verilen bu merkezler belirli organları yönetir. Bunlar belirli Renklerle de uyum halindedir. Organik veya psikolojik nedenlerden dolayı bu merkezler görevlerini yapamaz duruma gelince, hem idare ettikleri organlarda bazı hastalık belirtileri görülmeye başlanır, hem de uyum halinde bulundukları renk titreşimleri azalarak bu renge olan ihtiyaçları artar.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Kromoterapi de bu duruma gelen hastaya aksayan chakranın rengiyle ilgili tedavi uygulanır. Ayrıca bu merkezin uyum hali içinde bulunduğu renk le ilgili besinler tavsiye edilir. Bazen bu renk merkezi ile ilgili metaller taşınması da önerilebilir. Tedavi esnasındaki süre  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Kromoterapi uzmanının tavsiyesine göre yapılır.

Kanser semptomlarının azaltılmasına yönelik tedavilerde, 18 beyin travması geçiren çocukların tedavisinde 9 ilik nakli olan çocukların durumlarının iyileştirilmesinde 20 ve sinir bozukluğu tedavisindeı sanat terapisi başarıyla uygulanmaktadır. Sanat terapilerinden biri olan renk terapisİ de birçok alanlarda uygulanmaktadır.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Kalp, ciğer ve kan dolaşımı arasında bir denge oluşturmada kullanılan  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  22 aktif dikkat problemi olan çocukların2J ve saldırgan davranışlar sergileyen bireylerin tedavisinde lA kullanıldığı gibi, uzaya gönderilen bireylerin dikkatlerini toplamada ve daha uzun süreli iş yapabilmelerini sağlamada da25 kullanılmaktadır. Eğitimcilerimizin renklerin rahatlatıcı ve tedavi edici etkilerini göz önüne alarak, eğitim kurumlarını bu yönde yeniden tasarlamalarında büyük fayda vardır.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Mesela, öğrencilerin rahatlıkla görebilecekleri, İnsana rahatlık hissi veren yeşil ve mavinin tonlarıyla yapılmış manzara resimleri ile okulların stresli ortamları azaltılabilir ve öğrenme için daha uygun ortamlar oluşturulabilir.

Günlük yaşantımızda hepimizin Renklerden etkilendiği bilinen bir gerçektir. Bulunduğumuz mekanlarda canlı Renkler bize huzur ve mutluluk verirken, donuk ve soluk Renkler ise bizlere sıkıntı verir. Renkler karşısında neden değişik ruh halleri yaşıyoruz? Ruh halimizi, Renkler ne yönde etkiler? Renklerin gizemli dünyasını öğrenmek istiyorsak önce ışığın ne olduğunu anlamamız gerekir. Işık, şekli ve rengi oluşturan, bir tür elektromanyetik enerjidir. Güneş tarafından çeşitli dalga boylarında üretilen bu enerji, cisimlerden yansıyıp, gözümüz tarafından algılandığında, ışığı görmüş oluruz. Aslında çevremizde bulunan ve görebildiğimiz her şey, ışığın bir yansımasıdır. Işık bir cisme çarparak yansıma yapana dek, gözümüzle görebilme olanağımız yoktur. Renk ise, ışığın ayrılmaz bir parçasıdır. Işık, değişik dalga boylarına dönüştüğünde, emildiğinde veya kırıldığında çeşitli Renkler ortaya çıkar. Bu tıpkı bir prizmayı güneş ışığına doğru tutmaya benzer. Ne var ki gökkuşağını oluşturan Renkler, renk tayfının küçük bir bölümüdür. Gerçekte her rengin bir çok tonu ve çeşidi vardır. Her rengin kendine has bir emme ve yansıtma özelliği mevcuttur. Cisimler ise, güneş ışığını oluşturan Renkleri kendi özelliklerine bağlı olarak, emer ve yansıtırlar. Renk, bir ışık frekansının belli oranda yoğunlaşması sonucunda ortaya çıkar. Renkleri kendi içlerinde ise, üç temel gruba ayırabiliriz. Birincisi; kırmızı, sarı ve mavi’nin bulunduğu ana Renkler grubudur. İkincisi, bu üç rengin çeşitli kombinasyonlarda biraraya getirilmesi sonucunda oluşan gruptur.

Örneğin: Sarı+mavi=Yeşil, Kırmızı+sarı=Turuncu, Kırmızı+mavi=Mor gibi. İlk gruptaki Renklerle, ikinci gruptaki renklerin karıştırılması sonucunda ise, üçüncü grup Renkler oluşur. Renkler, dünyamızda 4 Ana Unsur olan: Hava,Toprak,Su,Ateş ile birebir etkileşimleri vardır. Kırmızı renk Ateş’i, Sarı renk Hava’yı, Yeşil renk Su’yu, Mavi renk ise Toprak’ı simgeler. Makro uzayda ise, Renk evrenleri vardır ve 2 Ana Renk ’den oluşur, bunlar; Kırmızı Ötesi Evrenler ve Mor Ötesi Evrenlerdir. Kırmızı ötesinde yer alan evrenler (cehennemler) sıcak ve yakıcı, Mor Ötesi Evrenler (cennetler) ise huzur verici ve ilahidir. Renklerin bir başka özelliği ise, bilinç dünyamızın en derin noktalarına kadar uyarma gücüne sahip olmalarıdır. Her İnsanın Renklere karşı verdiği tepki farklıdır. Bir İnsana huzur veren mavi renk, bir diğerine soğuk veya itici gelebilir. Veya birine heyecan veren kırmızı, bir diğerine hüzün verebilir. İnsanların renk ten etkilenmelerini meydana getiren olgular, kişilik oluşumları, hayat koşulları ve bilinçaltında bastırılmış olan isteklerdir. Bazı İnsanlar hangi renk le barışık olduklarını bilirken bazıları ise bu konuda tamamen bilinçsizdir. İnsanlar renk seçerken, o rengin kendilerine getireceği yararı veya zararı düşünmezler. Sonuçta her renk, kendine özgü bazı tedavi edici ve dengeleyici unsurları da içersinde taşır. Renk bilim nedir ve Nasıl doğmuştur? Tarihe baktığımızda eski Mısırlıların Renklere ve Renklerle yapılan şifaya çok önem verdiğini görebiliriz. Bu sebepten Karnak ve Teb gibi tapınaklarda renk kullanmışlar ve renk şifacılığını pekiştirmek için, renk salonları inşa etmişlerdir. Aynı şeyi kadim Hind ve Çin uygarlıklarında da görebiliyoruz. Oradaki şifacı din adamları da İnsanın yedi katlı doğası ile güneş tayfının yedi rengi arasındaki bağlantıyı temel alarak, bir renk bilim sistemi kurmuşlardır. 1670 yılında İngiliz fizikçi Ishaac Newton, karanlık bir odada güneş ışığının önce bir delikten odaya girmesini sağlamış, sonra bu ışığın önüne bir prizma koyarak parçalanış halini bir beyaz perdeye aksettirerek, yedi rengi elde etmiştir. Newton, beyaz perde üzerindeki renklerin bir sıra ile dizilişine Spektrum Solares (Güneş tayfı) adını vermiştir. Daha sonra güneş ışığını meydana getiren renk tayfı üzerinde araştırmalarına devam ederek, renk bilimini, bir bilim dalı olarak ortaya koymuştur.

Newton’dan sonra Chevreul, Helmhotz, Young gibi fizikçiler ve kimyagerler, bu proje üzerine eğilerek çalışmaları hızlandırmışlardır. Ancak günümüzde fizik ve metafizik alanında yapılan araştırmalar, renklerin bir terapi aracı olarak kullanılabileceğini ortaya koymuştur. Bugün dünyada birçok psikolog ve psikiyatr Renkleri bir terapi aracı olarak kullanmaktadır. Dünyanın her tarafında bilinen bir atasözü vardır: “Güneş giren eve doktor girmez. “Işık, tabiatın bir ilacı ve en güzel tedavi aracıdır. Işığın, İnsanlar ve bitkiler üzerindeki fiziksel etkilerini hepimiz biliyoruz. Kaynağını güneşten alan ışık, elektromanyetik enerjilerle doludur. Bu enerjiler dünyadaki doğal hayatı devam ettirirler. Bitkiler, güneşten gelen enerjiyi yapraklarında bulunan klorofil sayesinde yakalar ve karmaşık moleküllere dönüştürür. Bu da bitkinin canlılığının devamını sağlar. Bu olaya kısaca fotosentez diyoruz. İşte ışık ile hayat arasındaki bağlantı!. Işık eksik ve yetersiz olduğu zaman, canlılar yeterli hayat enerjisini alamayacaklarından kendilerini sağlıksız, mutsuz ve sevgisiz hissederler.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi   , metabolizmada sağlıklı bir denge sağlamak için renk enerjilerinden faydalanma işlemidir.

Renklerle tedavi Biliyoruz ki evrende var olan her şey kendine özgü bir titreşime sahiptir. Renkler de bir ışık frekansının belli orandaki yoğunlaşması sonucunda ortaya çıkar. Elektromanyetik yelpazeye baktığımızda, yelpazedeki her rengin kendine özgü bir titreşime sahip olduğunu görürüz. Aynı şekilde, İnsan vücudundaki hücre, organ, kas ve kemik de belirli bir frekansla titreşir. Bu frekansın değişmesi, hastalığa sebep olur. Bu değişikliklerin birçok nedeni vardır ama bu nedenlerin en büyüğü içinde bulunduğumuz ruhsal durumlar ve negatif düşüncelerdir. (Streslerdir. )

Aslında Çandar? ın yukarıdaki bu anlatımı gökkuşağındaki her rengin, hem de farklı farklı renklerin birlikte bulunmasının güzelliğine / gerekliliğine parmak basmaktadır, Aynı bizim Galatasaray taraftarı olmamıza karşın; sarı-lacivertli Fenerbahçe? nin şampiyon olmasını kutlamaktan da haz aldığımız gibi. Çünkü tutkulu bir sarı-kırmızılı olmak, sarı-laciverte yada bordo-maviye veyahutta siyah-beyaza saygı göstermemizi hiç de engellemiyor engellememelidir. Hem sarı-lacivert olmasa, sarı-kırmızının da hiçbir önemi ve anlamı kalmaz. Ayni şekilde siyah-beyaz ve bordo maviler yoksa, sarı-kırmızının hiçbir değeri olmayacaktır. Kanımızca, tek bir renk ten oluşan yalnızca iki ayrı takımın var olması, Bunun aksi ise, yani çok renk liliğin?, çok sesliliğin? olduğu devletler ise, demokratik ülkeler, özgür toplumlardır. Zaten haki? rengin yeşil? e hem de büyük harflerle yazılarak ete kemiğe büründürülmüş? bir Yeşil? e dönüşebileceğini de Türkiye örneklemesiyle, Susurluk kazası ve Hizbullah vahşetleri sonrasında da görmedik mi? . . Yada; vallahide billahi de hiç görmedik?, hiçbir şey görmedik? değil mi? . . Yani neyin görülüp görülmeyeceğinin bile; yasalarla, tüzüklerle, yönetmeliklerle, genelgelerle, yönergelerle, belirlendiği bir ülkede, elbette görülecek olan bir şeylerde hiçbir zaman görülmez görülemez aslında. Kanımızca böylesi şeyler yalnızca rüyalarda görülür ve böylesi rüyalara da kabus adı verilir. O kadar işte!. . Şimdi de ele aldığımız konuyu bir fıkra ile zenginleştirerek yola devam edelim. Sovyetler Birliğinin dışa böylesi açılmadığı ve bir bütün halinde olduğu dönemlerde, Sovyet yurttaşlarından bir tanesi Lenin? e geri zekalı? diye hakaret eder. Adamı apar topar mahkemeye çıkarırlar ve hakim adama 20 yıl hapis cezası verir. Mahkemenin 20 yıl hapis cezası verdiği kararının gerekçesinde ise şunlar yazılmaktadır? . verilen 20 yıl hapis cezasının 6 ayı devlet büyüklerine hakaretten, 19 yıl 6 ayı ise devlet sırlarını açığa vurmaktan? dır.

Renkleri anlatırken bile politize olmuş değerlendirmelerin içine dalmanın verdiği dayanılmaz zevkin ve aydınlanma(ma)nın oluşturduğu hafiflik içinde, yeniden makalenin merkez konusu olan Renklere dönersek; yerküreyi çevreleyen dominant Renklere göz gezdirmemizde yarar vardır. Ormanlar koyu yeşildir hep. Yeni yetişen otlar ve fidan ağaçlar ise açık yeşil. Gökyüzü ise uçsuz bucaksız bir şekilde açık mavi. Peki ya gece? . . Gök yüzündeki Renklerle dans eden hareketliliği inceleyecek olursak, bulutlu açık mavilerin koyu maviye, koyu mavinin laciverte ve gündüzün en yakın olduğu an, gecenin en karanlık olduğu zamandır? anlatımıyla ifade edildiği şekliyle en siyaha ulaştığı anların bileşkesi. İşte bu en koyu siyahın olduğu an, aynı zamanda aydınlığın geldiği anın başlangıç noktasıdır da aslında.

Güneş ise sıcaklığını hissettirdiği oranda sarıdır, hem de alabildiğine sarı. Bu nedenle de geçiciliği anlatımındaki gibianlatımı ile ifade edildiği gibi. Her gün yenilenen bu sancılı doğum ile birlikte; karanlığı kovma ve zor olan bir şeyi başarma söz konusudur sanki. Güneşin doğuşu nasıl sancılı ise, batışı da aynı onun gibidir aslında. Hem de her gün iki kez yaşanılan anlamlı, bir sancıdır bu Güneş, Nemrut’a çıkan herkesi kendine gebe bırakıyordu. Var olduğundan beri doğmayı hiç aksatmayan güneşe artık bir güneş doğurmak da bizim boynumuzun borcu .

Nemrut, adı gibi zalimce uzaktır yerden. Ama bu 2150 metreye tırmandığınız zaman bu durum zulüm olmaktan çıkar, armağana dönüşür. Çünkü zirvede bir hazine seni bekler. Güneş her sabah hazineye bir altın taç ekler. Binlerce yıldır bu böyledir . İyi de bunlar kitap bilgisidir. Bilgiyi yaşamak gerekir. Amaç, güneşin doğuşuna ermekse, yola geceden çıkılır. Kahta’dan bir arabaya binilir, bir buçuk saat dağın karnında gidilir. Sonra inilir, bir yarım saat zirveye yürünür. Dağ karanlığı ile gece ayazı, yıldızları buğulu üzüm salkımlarına dönüştürür. Tırmandıkça susarsın. Susadıkça ağzına bir yıldız tanesi atarsın . Tabii karanlıktan korkanlar geride kalırlar. Dağın eteklerindeki kahvede havanın alacalanmasını beklerler. Onlar tırmanırken bastıkları yerleri görmek isteyeceklerdir. Gece kuşu olup zirveye uçmak isteyenlerse yollarına devam edeceklerdir. Karanlık onların bedenlerini yutsa da, ayak seslerine dokunmayacaktır. Ayak seslerinin milliyeti yoktur. Kaygan taşlar, ayakların Alman, Amerikan, İsviçreli, İngiliz, İtalyan yada Türk oluşuna göre ses çıkarmaz. Rüzgar da ayrımcılık yapmaz, dünyanın bir ucundan kalkıp gelen yabancı konuklarla, ev sahiplerinin yüzünü aynı şiddetle keser. Uğultusunu bütün kulaklara eşit dağıtır. Yaza güvenip ince giyinenlere hiç acımaz.

Güçsüz ve sakat bacaklarla, yaşlı kalplerin imdadına katırlar yetişir. Katır sırtında bile olsa zirveye ulaşmaya can atanlar nedense hep yabancıdır. Cefayı sefaya dönüştürmenin bedeli iki-buçuk milyon liradır. Katırcı Yasin’in aklı bunu almakta zorlanır? Gerçi bizim ekmek paramız ama gecenin ikisinde yollara düşmeye bence değmez. Adam 85 yaşında, katıra bile zor tutunuyor. Gavuristan’ından kalkmış gelmiş, bu yaştan sonra güneşin doğuşunu Türkiye’den izlesen ne olur, izlemesen ne. Çok meraklıysa güneşi kendi memleketinde doğursun? . Bir koleksiyoncu olan yaşlı adam ise farklı düşünmektedir Yasin? den. Çünkü o, bir güneş doğumu koleksiyoncusudur. Belleğine dünyanın her köşesinden bir doğuş kazımıştır. Sıkıntılı günlerinde onları hafıza albümünden çıkarır, yeniden yeniden seyrederek rahatlar? Dünyanın bu sekizinci harikasının üstüne güneşin nasıl doğduğu parçası eksik kalmıştı, şimdi tamamlanacak? der. Katırcının ise aklı iyice karışır. Tepeye vardığınızda ortalık ağarmaya başlamıştır. Bütün yıldızlar ışıktan kaçmıştır. Yeni günü beklemeye yalnız iki yıldız dayanabilmiştir. Güneşin gelişine daha yarım saat vardır. Kıvrımları yavaş yavaş belirginleşen heykeller, bu sabahın dağcılarını seyre dalar. İnsanlarla heykellerin bakışması olağanüstüdür. Alaca aydınlığın gölge oyunları, heykelleri İnsanlaştırır, İnsanları heykelleştirir? Ben böyle mistik bir manzara görmedim? diye bağırır birisi.

Doğuş yaklaştıkça herkes platform üzerinde yerini alır. Kameralar, fotoğraf makineleri hazırlanır. Ama güneş bir türlü doğmaz. Güneş belki Önce Doğu Toros sıradağlarının ihtişamına bakın? der. 2 bin metre aşağıda uzanan ovanın, Fırat’ın geçitleri ve Atatürk Barajı’nın göletleriyle süslenen sükunetine dikkat çeker. GAP’ın çevre illeri nasıl da sahil yerlerine dönüştürdüğünü hatırlatmak ister. Gözler iki dağ arasındadır ama güneşin acelesi yoktur. Güneş ihmalci de değildir. Evrendekilerin en dakiğidir. Ama bu seyir terasında, gözlerini güneşin çıkacağı iki dağın arasına dikenler her nedense ayıp eder: Hadi ya, niye doğmadı güneş hala? Hani 5’te doğacaktı? Belki rötar yapmıştır? Lastiği patlamıştır? Doğsa da gitsek artık, çok üşüdüm? Çene yarıştırmaktan, güneşin gönderdiği öncü ışık oyunlarını bile göremezler. Halbuki önce beş ton kızıl gerilmiştir ufka. İki soluk alımının ardından kızıllar kaçışmış, yerini 5 ton kayısılar, 7 ton portakallar, 9 ton limonlar almıştır. Işık, dağları bir griye, bir yeşile, bir mora boyamıştır. Gözlerimiz bunların hangi tonuna yetişeceğini bilemez. Renkler, havadaki kokuları bile değiştirmiştir. Karanlıkta başka kokan dağ çiçekleri, ışığı yedikçe kendine yeni kokular seçmeye başlar. Güneşin doğmasından hemen önce; dağ, taş, börtü-böcek taptaze yeni bir gün kokmaya başlarlar.

  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Hiç birimiz bir diğerine benzemez; bu bizim yaşam ritmimizdir. Bu ritmi bulabilmek, ona uyum sağlayabilmek için yapılan bu çalışma, konsantrasyonumuzun güçlenmesi, yaratıcı ağ kanalımızın açılması, kök çakranın blokajlardan temizlenmesi için yapılan bir çalışmadır.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Lavantanın ve mor rengin etkince kullanılacağı bu ezoterik çalışmada hem eğlenir hem de farkındalığınızı tazeleyebilirsiniz. İçinde olumlamaların bulunduğu, mumlar, çiçek öz esansları ve renk mantraları ile dolu meditatif bir gece çalışma biçimidir. Günümüzde sanat eserleri genenikle galerilerde, müıelerde ve tiyatrolarda sergi1enirken, sıradan İnsanların günlük hayatlarında sanat eserlerine sıkça rastlamak pek mümkün olmuyor. Sanatın tedaviye yardımcı etkisi de sıradan İnsanlarm hayatlarından soyutlanmış ve teknolojinin son teknikleriyle yetişhrilmiş uzmanların alanlarına hapsedilmiş durumdadır.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  İnsan hayatının her yönünde kendini hissettirmesi gereken sanatın, sadece galerilerde ve müzelerde göze çarpması ve gündelik hayattan soyutlanması, beraberinde tek dize hayatı ve buna bağlı olarak bazı ruhsal bozuklukların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Sanattan mahrum olmaktan ötürü meydana gelen birçok ruhsal bozukluk yine sanat kullanılarak tedavi edilebilmektedir. Sanat terapisinin tarihi oldukça eskilere dayanmaktadır.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Sanatın bazı hastalıklann tedavisine yardımcı olduğu binlerce yıldır bilinmekte ve başanyla uygulanmaktadır.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  eski medeniyetlerden beri uygulanan sanat terapisi bazen hikaye anlatırru. dans, müzik, d. rama, bazen de şiir, görsel sanatlar kullanılarak icra edilmiş ve İnsanın gelişimini destekler bir psiko-sosyal ortam oluşturulmaya çalışılmıştır. Son zamanlarda sanat terapisinin uygulama alanları oldukça genişlemiştir. Sanat terapisi daha yaygın kitleler tarafından uygulanmaya başladıktan sonra, sanat terapisi duygular hakkında konuşmaktan öteye geçip, daha karmaşık şekillerde kendini göstermeye başlamıştır. Herhangi bir sebepten ötürü duygusal rahatsızlığı olanlar pasif durumda duygulannı terapiste anlatmalçtan ziyade, sanat galerilerine gidip kendilerini: değişik şekillerde ifade etmeyi tercili etmektedirler.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  çeşitli renk tonlarını kuııanarak duygularım ve onları rahatsız eden içsel çıkmazlarım resim halinde ifade çabaları yada çeşitli maddelere (toprak, maden gibi) şekiller vererek4 iç dünyalarını somut bir şekle sokma çabaları sanat terapisinin uygulama alanlarına girmektedir.

  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  İç dünyalarını kelimelerle yeterince ifade edemeyen çocuklar için ~anat terapisi uygulamaları gittikçe yaygınlaşmaktadır. Malchiodi’yeS göre özelikle hasta çocuklar, hastalıklarıyla ve tedavileriyle ilgili duygu ve düşüncelerini kelimelerden ziyade sanat aracılığıyla daha iyi aktarabilmektedirler. Hasta çocuklardan sanat aracılığıyla elde edilen bu veriler, çocukların psikososyal durumları hakkında doktorlara önemli ipuçları vermektedirler. Bu sayede doktorlar çocukların hangi alanlarda daha fazla yardıma ihtiyaçları olduklarım tespit edebilmektedirler. Sanat terapisinin bazı uygulamalarında kişinin birçok rengi bir arada kuııanarak kendini ifade etmesi istenmekte ve kişinin duygusal dengesini sağlamasına yardımcı olunacaktır.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Mahnke tarafından yapılan bir araştırmada  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  esnasında bir rengi defalarca, normalden fazla olarak kullananların aşırı duygusal tepki, dikkatini yoğunlaştıramama, etrafındaki şeylerden kolayca rahatsız olma gibi olumsuzluklar gösterdikleri saptanmıştır? Özellikle son zamanlarda resimle yapılan sanat terapilerinde iki farklı bakış açısı dikkati çekmektedir: Resimlerde kullanılan Renklere yoğunlaşan terapiler ve şekiilere yoğunlaşan terapiler. Bazı araştırmacılar s resimlerde kullamlan renklerin en az yapılan şekiller kadar sanat terapisi uygulanan kişi hakkında bilgi verebileceğini ileri sürmüşlerdir.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Hatta, sanat terapisinde terapi uygulanan kişinin ortaya koyduğu çalışmalarda önce Renklerin, sonra şekillerin incelenmesinin daha uygun bir uygulama olacağını belirtenler de vardır.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi   , yukarıda değinildiği üzere terapinin uygulandığı kişinin aktif rol oynamasıyla yapılabileceği gibi, terapi edilen kişi pasif durumdayken de  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  uygulanabilir. Shifra Stein,lO Dr. Shelly Wu’nun  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  haklandaki çalışmalarım inceleyerek renklerin gündelik hayatta nasıl kullanıldığım örneklerle açıklarruştır.

Bazı renklerin rahatlatıcı, bazı renklerin de İnsanda hareketliliği artırdığı bilinmektedir.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  mesela, kırmızı ve turuncu Renkleri yüksek enerjili Renklerdir. Bu Renkler özellikle “fast-food”hazır yemek lokantalannda müşterilerin sindirimini hızlandırmak ve onların hareketliliğini artırmak için kullanılmaktadır. Müşterilerinin lokantalarında fazlaca kalmamalarım sağlamak için başvurulan bu yol, renklerin İnsanlar üzerindeki etkilerine güzel bir örnek teşkil etmektedir. Limon sansı çok neşeli bir renk olmasına rağmen özellikle gençlerin odalarında hakim renk olarak kullanıldığı takdirde sinir sistemine aşın uyarı etkisi yapabilir. Dolayısıyla bu tip açık Renkleri kullanırken rahatlatıcı Renkler (açık mavi gibi) ile denge sağlanmalıdır. J2 Eğitim alanında öğrencilerin motivasyon problemlerinin ortadan kaldınlmasında  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  ne başvurulmaktadır. Zentall ve Kruczek,13  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  ni aktif dikkat problemi olan çocuklar üzerindc deneyerek ilginç sonuçlara varmışlardır.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  zZentall ve Kruczek’e göre aktif dikkat problemi olan çocuklar bu problemi olmayan çocuklara kıyasla çevreleri tarafından daha az uyarılmış olduklarından sürekli olarak aktivite peşinde koşturup dururlar. Zentall ve Kruczek bu bilgiden hareketle aktif dikkat problemi olan çocuklara bazı görevler vererek, onlara yapacakları işlere uygun  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  uygulamışlar vc bu çocukların hiperaktif davramşlanndan kaynaklanan dikkat eksikliğinde önemli miktarda azalış tespit etmişlerdir. Bir başka deyişle, aktif dikkat problemi olan çocukların, içinde bulundukları duruma ve verilen aktiviteye uygun Renkler kullanılarak yapılan  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  yle bu çocukların dikkat eksiklikleri önemli ölçüde giderilebiliyor. Yine Zentall ve Kruczek’inl4 çalışmasında varılan sonuca göre aktif dikkat problemi olan çocuklara verilen görevleri daha cazip hale getirmek için kullanılan ama verilen göreve uygunluk arz etmeyen renklerin seçilerek yapıldığı  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  nde çocukların dikkat eksikliklerini gidermede başarı sağlanamamıştır.

Bu da demek oluyor ki, sadece rengin dikkat çekici olması,  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  nde olumlu sonuç almaya yetmeyebiliyorY Kullanılan renklerin çocukların yaptıkları işlere ve içinde bulundukları psiko-sosyal duruma uygunluk arz etmesi durumunda  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  nden başarılı sonuçlar alınabilmektedir.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Yirminci yüzyıl ile birlikte ilaca dayalı sağlık sektörünün yaygınlaşmasıyla ilaçsız tedavi şekillerinden olan renk tedavisi eski öneminj yitirmeye baş~amıştır. Fakat son yıllarda sağlık sektöründe doğal yöntemlerle tedavinin tekrar popülerliğini kazanmasıyla, alternatif tedavi şekli olarak ele alınan renk tedavisine olan ilgi artmıştır.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Yapılan denemelerde renklerin dikkati toplama, tetikte olma, yazı körlüğü (dyslexja), saldırganlık seviyesi ve stres seviyesi üzerinde önemli etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Hastanelerde, okullarda ve hatta hapishanelerde  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  kullanılarak bu kurumlardaki iç çevresel faktörlerin iyileştirilmesi sağlanmaktadır. Mesela, kırmızı bir tonu ile yapılan terapilerle migren tedavisi; pembe rengin tonlarıyla stres tedavisi başarıyla yapılmaktadır. Araştırmacılara gÖfe pembenin bir tonuyla (Baker-Miller pembesi) yapılan renk tedavisinde gergin kasıarın birkaç saniye içinde gerginliğini kaybettiği tespit edilmiştir.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  bu yüzden Baker-MilIer pembesi dünyada birçok hapishanede kullanılmaktadır. L6  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  nin uygulandığı bir başka alan da uzay çalışmalarıdır.

Rus bilim adamları uzay yolcularının psikolojik durumlarını değiştirmek için tasarlanan bir dizi renk li lensler geliştirerek bu lensleri kullanan uzay yolculanmn daha uzun süreli çalışabildiklerini, daha iyi konsantre olabildiklerini ve daha az sayıda hata yaptıklarını tespit etmişlerdir. 17 Özetle, binlerce yıldır başarıyla kullamlan sanat terapisi son zamanlarda tekrar ilgi odağı olmuştur.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Sanat terapisi özellikle sağlık alanında alternatif tedavi yöntemi olarak gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır. Hindistan doğumlu Dinshah Ghadiali, 12 Renk li  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Kromoterapi Sistemini (numarasız olan Akupunkturla daha az ilgiliydi; “Işık ve Rengin İlkeleri”konusunda daha çok Dr. Edwin D. Babbit’ten etkilenmişti ve farklı hastalıklar için sayısız renk ışık ışınlama tedavi programları geliştirdi. Renk tedavisi hakkında çok şey bilmek zorunda olmadan da şunu biliriz:  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Kırmızının uyarıcı (güçlendirici) etkisi vardır, Mavi ise sakinleştirir (yatıştırır). Uyumun ve Dinshah Ghadiali’ye göre “psişik dengenin”rengi olan yeşilleyse neredeyse yanlış hiçbir şey yapamayız: Yeşilin dengeleyici etkisi vardır. Renk Meridyen Tedavisi Christel Heidemann’ın Renk Meridyen Tedavisi de oldukça etkilidir. Bu tedavi, her bir meridyeni test bulgularına göre bir renk le sınıflandırır. Bir fizyoterapist olarak bağ dokuları hakkında çok şey biliyordu.

Ana meridyenlerin cildin bağ dokularının altında ilerlediği ve “patolojik”akupunktur noktalarının bağ dokularında “şişme”veya “sertleşme”şeklinde tezahür ettikleri bilgisine dayanarak, “doğru”rengin bağ dokularına ve denk gelen meridyeni ahenkleştirdiğini, “yanlış”Renkleri ise semptomların güçlenmesine neden olduğunu ortaya çıkardı.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Heidemann, önce on iki ana meridyeni Itten’e göre 12 rakamlı renk çemberinde sınıflandırdı, daha sonra Renkleri Çin Meridyen saatinde gösterdi. Böylece ortaya, Renk Tedavisine başlayanların güvenle kullanabileceği Renk Meridyen Sistemi çıktı. Gün Ortası-Gece Yarısı Kuralı çerçevesinde her bir meridyen bir aktivasyon rengine sahiptir ve uygun yatıştırıcı veya sakinleştirici rengi alır-ve örneğin, Kalp Meridyenine atfedilen sarıdır, beklendiği gibi kırmızı değil (Ateş Elementi). Bunlar, güneş ışığıyla olan ilişkilerinden (öğle 12’de güneş en tepe konumundadır ve en parlak halindedir: açık sarı) ve güneşin günün seyri içindeki ışık koşullarının sonucudur.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Aktivasyon Renklerini meridyenlerin güçlendirme noktalarına, sakinleştirici Renkleriyse yatıştırma noktalarına uygulamak kullanışlı ve yararlıdır, elbette bilinen kurala uygun olarak: “güçlendirmek, yatıştırmaktan iyidir. “  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Çin enerji öğretilerine kısmen aykırı duruyor. O, spritüal-bilimsel gözlemlerine [beşeri bilimler alanında] dayanarak Ağaç ve Su elementlerini birbiriyle değiştirdi. Sonuç olarak Karaciğer ve Safra Kesesi organlarını Su Elementinde, Böbrek ve İdrar Torbasını ise Ağaç Elementinde sınıflandırdı. Bu nedenle tedavi noktaları TCM sonuçlarından ayrılır. Ne var ki, benim deneyimim, Heidemann’ın sınıflandırdığı renklerin de TCM’de olduğu gibi geleneksel güçlendirme ve yatıştırma noktaları üzerinde etkili olduğu yönündedir. Enerji Sistemlerinin Renk ile Dengelenmesi İlk adım her zaman en zorudur.

Bu nedenle derslerimde kolay öğrenilebilir renk kavramlarını iletmeye çalışırım.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Rezonans, her zaman çok güzeldir. Işık ve rengin çalışmak için en kolay biçimi, Çakraların ışın yayımıdır. Gizli enerji merkezleri olarak Çakralar, çevreden enerji ve renk “salınımlarını”alabilir ve geri verebilirler.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Her bir Çakra, vücudun bir bölgesiyle, organıyla, sinir ağlarıyla, hormon bezleriyle ve duygusal-ruhsal yaşam temalarıyla yakın ilişki içindedir. sarı renk, gün ortasını ve güneşin en tepe konumunu temsil eder. Işık-biyolojik bakış açısına göre, böylece, güneş ışığının mavi ışık kısmı, en yüksek düzeyini öğle vaktinde bulur. Bu bizi gün boyunca uyanık ve zinde tutar, gece sağlıklı bir uyku uyumamızı sağlar. Renkler her zaman işe yarıyor! Işık ve Renkler dalga boyları ve frekanslarına göre tanımlanır, ancak bugünkü olanaklarla henüz tam anlamıyla fark edemediğimiz birçok başka renk niteliği [bile] her renk te bir yankı uyandırıyor.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  bana göre, vücut, bir rengin farklı niteliklerinden hangisinin o an kendisi için en yararlı olduğunu seçebilecek yetenektedir. Benim önerim: Yeni başlayan biri olarak, başlangıçta sistem içinde kalın. Daha sonra, farklı öğretmenlerin çeşitli renk tedavi sistemleri çok iyi bir şekilde kombine edilebilir. Basit bir Işın Yayım Tedavisi Lambası Kurmak için Talimatlar Aksesuarlar:

1 Flaş lambası (örneğin Mini MagLite AA tipi)

1 Mini MagLite aksesuar seti

7 PAR 30 renk geçirgenleri/filtreler (Çakra Renklerinde, metne bakınız, Ebay’den bulunabilir)

1 Motif zımba, çember çapı 2,2 cm (örneğin Efca, el sanatları malzemesi)

2 Pil

Renk geçirgenlerini motif zımba ile zımbalayın. Renk filtresini flaş lambasının ışık boşaltma konumu üzerine yerleştirin, filtreyi, aksesuar setindeki şeffaf plastik diskle kapatın ve bağlantı için esnek halkayı (aksesuar setinden) takın. Hazır! Size tanıtmak istediğim bir başka ışın yayım tedavi konsepti de belirli akupunktur noktaları üzerinde basit Renk -Enerji Dengesidir

Görünmez bir el sanki güneşi düştüğü kuyudan çıkarmaya çalışır. Altın küre, milim milim yukarı taşınır. Son bir gayretle dağların arasından kurtulur ve göğe asılı kalır? Güneş seyircileri? arkalarını ona hemen döner. Dağdan inmeye dururlar. Bir kısmı heykellerle fotoğraf çektirme yarışına düşer. Kuşların bu doğuşa nasıl eşlik ettiğini duymazlar bile. Tabii ilk ışıklarla birlikte Toroslar’ın geceliklerini çıkartıp günlük giysilerini nasıl giyindiklerini de göremezler. Öndeki sıra dağların elbisesinin yeşil, kahve ve bej, arkadakilerin ise gri, mor ve lacivert olduğunu da. Kalabalığın mevzilendiği platformdan uzakta, kayaların arasında, yalnızlıklarını koruyan bir köşe bulup, güneşi sükunet, hayranlık ve saygıyla seyredenler de vardır tabii . Onlar dinlerken yaşadıkları anın ihtişamını sanki kuşanmış gibidirler. Coşku, dillerine şiir olarak vurur. İçinde güneş geçen bütün şiirler birer çiğ damlası gibi heykellerin üstüne düşer . Güneşe bir süre çıplak gözle bakabilmek, içindeki ışık şelaleriyle yıkanmak müthiştir. Sürekli bakınca güneşe, içinden bir sürü başka güneşler doğuyordur sanki. Güneş biraz yükselince dağın batı terasına doğru yönelir, tam o sırada İnsan, en az güneşin doğuşu kadar etkileyen başka bir manzara ile karşılaşır. Güneşin ışıkları, dağın gölgesini ovaya düşürmüştür şimdi. Nemrut’un sivri zirvesi 30-40 km’lik bir mesafeye, dev bir üçgen halinde yayılmıştır .

Soğuk hâlâ titretir. Ben battaniyelerine sıkı sıkı bürünmüş İnsanları izlerken, güneşin çıplak heykelleri bir battaniye gibi sarıp, Siz de üşüdünüz mü? diye sorduğunu, onların tahrip olmuş bedenlerini teselli ettiğini hayal ettim. Oysa şiirselliğin bu kadarı akla zarardır. Meğer güneş, dünyanın 8’inci harikası olarak nitelenen ve UNESCO tarafından da dünya kültür mirası listesine alınan bu heykellerin düşmanlarından biriymiş. Güneşin, rüzgarla işbirlikçiliği; heykelleri tahrip ediyormuş. Yağmur ve kar suyunun etkisiyle su alan heykeller gündüz deli gibi yanmaya, geceleri çılgın gibi titremeye dayanamıyor, genleşip patlıyormuş. Böyle giderse birkaç yıl sonra toz-toprak olup bitecekmiş . Kuşku ve umut arasında sallanan kalbimi Kahta’da bıraktım. Ve anladım: Güneş, Nemrut’a çıkan herkesi kendine gebe bırakıyordu. Var olduğundan beri doğmayı hiç aksatmayan güneşe, bir güneş doğurmak bizim de boynumuzun borcuydu.

 İnsanı Renklerle yudumlamak Güneşin rengarenk olan doğumunu cümleleri ile içimize sindirdikten sonra, şimdi de maviliklere doğru bir göz gezdirelim isterseniz. Okyanuslar ve denizler hep mavi mavi masmavidirler. Önce cam gibi parlak, berrak, temiz bir mavi. Derinlik arttıkça koyu mavi ve en derin olan yerlerde, yani ışığın bile girmek için okyanustan izin almasının gerektiği yerlerde ise, alabildiğine gizemli ve belki de ürkütücü olan mavinin siyahlığı, masmavi bir siyahlık yada koyu lacivertlik söz konusudur. Aynen camın beyaz olmasına karşın, üst üste koyulan beyaz camların sonradan yeşile çevrilmesi ve arkasını göstermeyen ve görüntüyü yansıtan bir ayna parlaklığı biçimine dönüşmesinde olduğu gibi. Aslında yeşil ve mavi Renkler, suyun serinliği ile gök yüzünün derinliğini bize telkin etmektedirler. Bu nedenle huzur ve rahatlık hissi veren bu Renkler, eşyaları olduklarından küçük ve uzak gösterirler. Mavi ve yeşilin koyulaşması ise; ürkütücü derinliğe, büyüklüğe ve belki de korkudan / endişeden doğacak olan sıkıcılığa da kapı açabilir zaman zaman.

Dağları boyayan ressam, genellikle kahverengi ile özdeşleştirir o yükseklikleri? Dağ ne kadar yüksek olursa olsun yol onun üzerinde geçer? diyen Yunus Emre de; belki, uzun ince bir uğraş? sonucu kolaylıkla kahverenginin üzerinden aşacakların öğretmenler olduğunu ifade etmektedir. Toprak da kahverengi ile ifade edilir hep. Orta Doğu ülkelerinde toprak gibi sessiz ve örtücü olan İnsanlara Toprağın babası? anlamında Ebu Turap? derler!. . Kahverengi toprak değil midir bütün kirlerimizi örten, ölülerimizi sarıp sarmalayan ve içine alan sonsuza dek. Yediklerimizin yetiştirilme merkezi de topraktır her zaman? Gözünü toprak doyursun? demez miyiz kızdığımız aç gözlülere Kan kırmızı diye satılır karpuz ve domates pazarlarda. Hem de her domates satıcısının, pazar yerindeki tentesinin genellikle kırmızı olması ile tam da bir uyum içinde.

Kanımızca, Renkler hiçbir şekilde bireyi ikincil derecede bırakacak kuvvette olmamalıdır. Renkler kişinin cilt rengine, vücut yapısına, kişiliğine ve kendi özelliklerine göre seçilmelidir. Elbette bu seçim yapılırken güzel olan taraflar ortaya çıkarılmalı, buna karşılık aksaklık gibi algılanabilecek olan noktalar da renk oyunları ile gizlenmelidir. Parlak olan Renkler resmi olmayan partiler ve spor kıyafetler için uygunken; yumuşak, koyu ve mat renklerin ise resmiyet hissi uyandırdığı bilinmelidir. Yolculuk sırasında, sokaklarda salaş bir şekilde dolaşırken veya polisin bir kişiyi sivil olarak takip ettiği durumlarda; elden geldiğince az dikkat çeken ve yumuşak Renklerle uyum sağlamış bir kıyafetin seçilmesinde sayısız yararlar vardır. Renkler her zaman kişiliği tamamlamaktadır / tamamlamalıdır. Bir kişi hakkında değerlendirme yaparken, onun kullandığı Renkleri gözlemleyerek genellikle doğru bir fikir sahibi olabiliriz. Dinamik, canlı bir kimse, canlı ve parlak kontraslarla kendini ortaya koyarken, daha az canlı olanlar ise yumuşak Renklerle uyuşurlar.

Yukarıdaki bu genel değerlendirmelerimizden sonra, şimdi de polisin amir ve memurlarının, daha etkin bir iletişim kurmaları bağlamında, her rengi ayrı ayrı ve biraz daha derinlemesine incelemeye çalışalım. Kanımızca, polisin etkin iletişiminde, kurulan ilişkilerden her zaman haklı çıkması yada haklı olması başlı başına nihai bir amaç değildir. Aksine polisin her iletişiminde ve kurduğu ilişkilerinde mutlu olunması ve istenilen sonuca kavuşulmasına çalışması, gerçekten de en önemli bir anahtar unsurdur ki, renklerin dili de bu anlamda katalizör görevi gören bir olgudur.

Şimdi bu makaleyi okuyan herkes bir an için kendisini bir holding sahibi olarak düşünsün ve kendi şirketine bir güvenlik müdürü alacak olsun. Gazetelere bu konuyla ilgili günlerce verilen ilanlardan sonra, başvuru yapmış kişilerle bire bir yapılan görüşmelerde şu masum soruyu yöneltiliyor olsun; . Sizin CV? nizi inceledik. Gerçekten de başarılı bir İnsansınız. Sizi güvenlik müdürü olarak şirketimizde görmek isteriz. İlk planda da 5000 dolar bir aylık vereceğiz. Ayrıca size bir de 2000 model BMW araba vermeyi düşünüyoruz. Bu makam arabası şeklinde değil de, sizin kendinizin süreceği, sürekli sizde kalacak olan ve fakat bütün masraflarının şirketçe karşılanacağı bir araç olacak. Acaba ne renk bir araba isteriniz? . Oldukça masum bir şekilde sorulmuş olan bu soru, aslında soruyu yanıtlayacak olan kişinin karakter tahlilinin yapılmasına aracılık edecek olan, profesyonelce hazırlanmış bir (puşt) sorudur. Ve verilecek her yanıta göre, farklı farklı değerlendirmelerin yapılması söz konusu olur denilebilir dedikten sonra şimdi de gelin Renkleri tek tek incelemeye başlayalım.

Ekranda gördüklerimizin Renkleri & kıyafetleri Tüm dünyada sanatçılardan politikacılara kadar pek çok meslek grubunda çalışanların profesyonel anlamda imaj danışmanları? ndan yardım aldıkları bir iletişim çağında yaşamaktayız. Görüntü, sözlü-sözsüz iletişim, protokol kuralları ve bunların püf noktaları ile ilgili konularda uzmanlaşan ve Renklerle dans ederek, en uyumlu / en verimli ortamı sağlayacak şekilde bunlarla oynayabilen kişilere imaj danışmanı denilmektedir ki kanımızca her polis amiri de bir anlamda imaj danışmanıdır / olmalıdır. Böylesi bir imaj danışmanın yardımları ile yapılacak olan bir renk analizi sonrasında, ele alınan kişinin giyim ve makyajı konusunda o bireyin kişiliğine en uygun olan bir tarzın yaratılması söz konusu olmaktadır ki böylesi bir çalışmanın üzerinde gerçekleştirildiği kişiler, hem kendilerini çok daha profesyonel hissetmekte, hem de kendi kendilerine daha da fazla güven duymaya başlamaktadırlar.

Giyim danışmanı Ferruh Karakaşlı: . İmaj yansıtmak istediğimiz görüntüyken, stil kendimize özgü tarzımız, moda da sürekli yenilenen trend ve akımlardır. Stil modanın ötesinde bir kavram. Moda bu anı yansıtıyor, stil ise daha kalıcı bir özellik taşıyor. İmaj ise yenilenebilen ve değiştirilebilen dış görünüm ve bize ait olan özelliklerin bütünüdür? değerlendirmesini yapar. İmaj bu anlamda, duruşumuz, davranışımız, konulara olan yaklaşımımız, dış görünüşümüz, önceliklerimiz, bir anlamda dışarıya yansıttığımız bir görüntü bir resimdir diyebiliriz. Kesinlikle imajın içinde giyimin ve renklerin de önemli bir rolü vardır ve bu anlamda iyi bir izlenim için ikinci bir şansımız yoktur? değerlendirmesini de hak vermemiz gerekir.

Koyu Renkler biçiminde üst başlık altında toplayabileceğimiz lacivert, siyah, bordo, koyu gri gibi Renkleri daha çok politikacılar, bankacılar ve avukatlar giyimlerinde seçmektedirler. Bu Renkler genellikle, başarı, güven, otorite, ciddiyet ve iş bitiriciliği simgelemektedir. Midium tondaki Renkler olarak adlandıracağımız mavi, yeşil ve kahverengi gibi Renkler eğitimciler ve hastane personeli tarafından kullanılır. Yaklaşılabilir, arkadaş-dost canlısı, sevecen görünümlü olmak amacıyla bu Renkler giyilebilir.

Nötr Renkler olarak adlandırılan bej, haki ve hardal Renkler ise çok fazla fikir beyan etmekten hoşlanmayan ve birazda tutucu olanların kullandıkları Renklerdir. Pastel Renkler (uçuk pembe, uçuk sarı, uçuk mavi gibi Renkler) sadeliği, gençliği ve masumiyeti simgelemektedir. Canlı ve parlak Renkler olan portakal, çingene pembesi, kırmızı gibi Renkler ise, dinamizmi, yüksek enerjiyi, zaman zamanda agresifliği ve seksüelliği simgelemektedir.

Amerika ve İngiltere de yapılan araştırmaların sonuçlarına göre, lüks bir takım elbise giyerek işlek bir caddede karşıdan karşıya geçen kişiye İnsanlar yol vermekte ve onun yolunu kesmezlerken, ayni kişinin işçi kıyafeti dolaşması durumunda, ayni kavşakta karşıdan karşıya geçmesi durumunda ise, kendisine yol verilmemekte ve o kişinin geçmesini çevresindeki kişiler beklememektedirler.

Yine BMW, Porsche ve Mercedes gibi arabalarda seçilen baskın renk ise koyu lacivert, metalik Renkler ve özellikle de metalik gridir. Ancak spor arabalarda ise yoğunluklu olarak kırmızı renk lilik de bir yoğunlaşma söz konusudur. BMW ve Mercedes gibi arabalarda genellikle uçuk yeşil ve açık mavi renklerin kullanılmaması da bu anlamda bir diğer örnekleme olarak düşünülebilir. Çünkü bu iki renk daha çok yerli üretim olan arabalarda yada ucuz Japon yapımı aile tipi arabaların Renklerinde sıklıkla görülür.

Doğru giyim dediğimiz kıyafet seçimi her şeyden önce, doğru ortamda doğru giyinmiş olmayı gerektirir. Yani kişiler öncelikle ortama uygun giyim ve Renkleri seçmelidirler. Ayrıca kişi kendi yapısına da uygun giyinmiş olmalıdır. Burada anlatmak istediğimiz, hem fiziksel özellikleri hem de hayata bakışı kapsayan bir durumdur. Fiziksel özellikler denilince İnsanın ten rengine uygun giyinmesi anlaşılır. Kişiler fiziksel özellikler bakımından aynı mevsimler gibi ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış olarak dört ten grubuna ayrılır. Koyu tenliler kış grubuna girer ve onların kışın seçmesi gereken Renkler, lacivert ve siyahtır. Gömlek olarak da mavi tonlarını seçmelerinde yarar vardır. Sonbahar tipi denilen kişiler ise kahve ve yeşilin tonlarıyla iyi anlaşırlar. Amerika da birçok politikacının seçimleri kaybetmesinde doğru giyinmemelerinin rolü vardır. Finans kurumlarında veya bankalarda bizi yeşillerle, morlarla veya sarılarla karşılayan bir kişiye paramızı teslim etmekte zorlanırız. Genellikle böylesi durumlarda karşımızdaki kişinin üzerinde ciddiyeti temsil eden lacivertler, koyu maviler ve siyahlar görmek arzularız. Yine yoğun bir iş gününün ardından bir sanatçıyı dinlemek için bir yere gitmişsek orada da koyu takım elbiselerin içinde olan bir kişiyi görmek istemeyiz.

Bu bölümün girişinde satır başlığı olarak ifade ettiğimiz imaj danışmanlarına en çok gereksinim duyan kesimlerin başında hiç şüphe yok ki televizyon dünyasında çalışan ve ekrana her gün çıkanlar gelmektedir. Çünkü her gün milyonlarca İnsanın karşısına çıkan spikerler ve sunucular, eğer işlerine ve tiplerine uygun kostümler giyerlerse ve kıyafetlerindeki Renklerle oynamasını bilirlerse, daha genç ve dinamik bir görüntü sergileyeceklerdir. Onların görüntülerinin ve kıyafetlerinin aşağıda irdelenmesi sonucunda, biz de kendi dünyamızda başkaları ile iletişim kurarken, doğru olan benzeri uygulamaları yapacak, yanlış olanları da onların örneklemelerinde görerek yapmamaya çalışacağız. Şimdi de ekranda en çok görünen spikerlerin kıyafet ve Renkleri ile ilgili değerlendirmelerde bulunalım

  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  cismin rengi ışık kaynağından gelen ışığın özelliklerine bağlıdır. Cismin rengi kendi yapısındaki moleküllerin elektronlarının hareketine bu elektronların hangi ışığı soğurup hangisini soğurmayacağına bağlıdır. Cismin rengi retinaya çarpan fotonu beynimizin nasıl algılayacağına bağlıdır. Bu şartlar altında gördüğümüzün cismin gerçek hali olduğunu asla söyleyemeyiz.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  cismin rengi kesinlikle görecelidir ve gördüğümüz rengin hangi aşamadaki halinin gerçek olduğundan emin olamayız.  İnsanda ağrıyı azaltan vucudu rahatlatan kromoterapi Erguvan rengi  Bu noktada bir kere daha durup bir düşünelim gözle görülemeyecek kadar küçük bir madde olan atomun çekirdeğinin etrafında inanılmaz bir süratle dönen elektronlar mevcut yörüngelerinden bir anda kaybolup alt yörünge adı verilen bir başka mekana geçiyorlar. Bu geçiş için alt-yörüngede boş bir yerin olması da şart. Bu esnada ihtiyaç duydukları enerjiyi foton soğurarak temin ediyorlar. Sonra asıl yörüngelerine geri dönüyorlar. Bu hareket esnasında İnsan gözünün algılayabileceği Renkler oluşuyor. Üstelik sayıları trilyonlarla ifade edilebilecek kadar çok atom üstelik her saniye hiç durmadan bunu yapıyorlar. Bizler de hiç kesintisiz bir görüntü elde ediyoruz.

indeks: enerjist, enerjist masör, masör, Emre Karakaya, +9 0534 519 9001, Bursa, ekonomik, Color therapy, alternative treatment, renk, zihin, beden, Spor, fiziksel sağlığı, zihinsel sağlığı, ruhsal sağlığı, kromoterapi, sanat terapisi, alternatif tedavi,

spiritual, physical therapy, color therapy, heart therapy, blood pressure, chromotherapy, red, art therapy health, Color, mind, body, emotion, balance, vitality, Sports, physical health, mental health,

 

.

Parmak basıncı Masajı Shiatsu Enerjiyi Düzenler

Beyaz Dutun Saç Sağlığına Muhteşem Faydalıdır.

http://www.bitkiveinsan.com/kizilcik-saglikli-cinsel-yasam-saglar/

—–

loading…

—–




—-
.

Bilgi kaynaklarımız:
www.enerjistmasor.com

www.bitkiveinsan.com

www.faydaliyasam.com

www.google.com

UYARI:
Sitemizde hastalikları teşhis tedavi etmek ile ilgili 1219 sayılı Tababet Kanunu’na göre sadece doktorların görevi olduğu bilinciyle, web sitesinde yer alan bilgiler sağlıklı ve yararlı yaşama hakkında bitkisel doğal tavsiye niteliğinde olup paylaşımlar ve konularımız tavsiye ettiğimiz ürünlerimiz ilaç değil, yaşama yararlı besin destek ürünleridir. Tedavi veya hekim tedavisi yerine geçmez. Paylaşılan metinlerde ve Kürlerin içerisinde geçen bitkilerin kullanımından önce, özellikle adı geçen bitkilere alerjiniz olup olmadığını doktorunuza kontrol ettirdikten sonra kullanmanız tavsiye olunur. Yaşama sağlıklı, afiyet içinde, yararlı yaşamanız dileklerimizle…

—–


—–

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir